SBS’nin yerine yeni bir sınav mı?

14 Ocak 2013

Ortaöğretimde Seviye Belirleme Sınavı (SBS) 2013 yılında son kez yapılacak. Bundan sonra orta öğretimde yerleştirmenin nasıl yapılacağı belirsiz. Özel okullar öğrencileri yerleştirmede ortak yapılacak bir sınavdan yana…

 

SBS’nin tamamen kaldırılması ortaöğretimde yeni uygulamaların habercisi. Ancak, söz konusu yeni uygulamaların neler olacağı konusu tam olarak detaylanmış değil. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, bakanlık olarak, SBS’nin kaldırılmasının ardından nasıl bir eğitim verilmesi gerektiği konusuna yoğunlaştıklarını belirtirken, eğitimciler ve uzmanlar ise geçmişte yapılan düzenlemelerin ardından yaşan sıkıntılara dikkat çekiyor ve uyarıyor.

Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Başkanı Cem Gülan, SBS’nin kaldırılmasının yanı sıra okulların, türler bazında yapılandırılacağı tartışmalarının da önemine vurgu yapıyor. “SBS’nin kaldırılmasıyla tüm sorunlar çözülmeyecek” diyen Gülan, “Türkiye’deki okullar arasında nitelik açısından uçurumlar var. Örneğin velilerin bir kısmı çocuklarını adrese dayalı kayıt sisteminde gitmeleri gereken okula yollamak istemeyecektir. Öğrencileri okul notlarına göre bir üst eğitim kademesine yönlendirmekte mümkün olamaz. Çünkü okul başarı notları bölgelere, illere hatta aynı ilin okullarına göre inanılmaz değişim göstermekte, hatır, torpil veya çıkar ilişkileri gündeme gelmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı bu deneyimi Süper Liseler örneğinde yaşadığını unutmamalıdır” diyor.

Uğur Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Enver Yücel’e göre ise; SBS’nin kaldırılmasının ardından da özel okullara talep devam edecek. Bu nedenle de, bu okulların sınavla öğrenci almaya devam etmeleri gerekiyor. “Özel okulların birçoğu öğrencilerin en fazla istediği okullardır” diyen Yücel şunları söylüyor: “Eğer kaliteli okulunuz azsa ve bunlara yoğun talep varsa mutlaka bir seçme kriteriniz olacaktır. Bunun en sağlıklı olanı ise sınavdır. Bu okullarımız sınav yapmaya devam etmeleri ve sınavın yanında mülakat yaparak öğrencilerin, sanat, bilim, teknoloji, girişimcilik ve yaratıcılık gibi becerilerini de mutlaka dikkate almaları gerekiyor”

SBS’nin kaldırılmasının ardından, özel yabancı liseler ve bazı lokomotif liselere marjinal düzeyde katılımın olacağına dikkat çeken Kariyer Eğitim Danışmanı Oktay Aydın ise bunlar için ‘liseye giriş sınavı’nın yapılabileceğini belirtiyor ve ekliyor, “Kalan tüm liselerin ise, ortak 9. Sınıf ve 10-11-12. Sınıflarda farklı programlar uygulayan liselere dönüştürülerek ve olanaklar elverdiğince nitelik ve donanım olarak birbirine yakın hale getirilmeli. Ayrıca, e-okuldan adrese dayalı kayıt sistemine geçilmeli”

SBS’nin kaldırılmasıyla ortaya nasıl bir tablo çıkacağının herkes tarafından sorgulandığını ifade eden Hürriyet Gazetesi Eğitim Editörü Pervin Kaplan soruları art arda daralıyor: “Galatasaray, İstanbul (Erkek), Kabataş, Kadıköy Anadolu başta olmak üzere en fazla tercih edilen okullara nasıl öğrenci alınacak? Adrese dayalı bir sistem mi uygulanacak? Dünyanın her yerinde elit okullar vardır ve bu okullara giriş için bir seçme sistemi de vardır. Okulların kontenjanları sınırsız olmadığına göre talep bu arzın üzerindeyse seçme işleminin yapılması gerekiyor? Seçme sınavı olmadığı zaman da bu okullara nasıl öğrenci yerleştirileceği sorusunun yanıtı yok ortada” diyor.

Peki, SBS’nin kaldırılması gündeme geldiğinden bu yana hangi çözümler gündeme geldi: SBS yerine öğrencinin ‘ortaöğretim başarısı’ ölçüt alınacak. Lise tercihinde ‘okul değil, bölüm tercihi’ olacak ve buna göre, lise eğitiminde eğitim çeşitliliği yerine program çeşitliliği esas olacak. Böylece sınavlar, eleme, sıralama ve yerleştirme yerine, programlardaki kazanımların ve değerlendirilmesi hedeflenecek. Okullarla ilgili bir başka değişiklik, okul türlerinin azaltılması hedefleniyor. Buna göre, SBS’nin kaldırılmasının ardından, genel liseler tamamen kaldırılarak Anadolu ve mesleki ve teknik liseye dönüşecek. Bu çalışma tamamlandığında hem tür hem de türlerin programlar bazında azalma olacak.

 

‘SBS eğitim kalitesini düşürüyordu’

Seviye Belirleme Sınavı’nın (SBS) uzun yıllardır Türkiye’de eğitim kalitesinin düşmesine, eğitimin sadece sınav odaklı olmasına ve eğitimde öğrenme yönünün ağırlık kazanmasına neden olduğuna vurgu yapan Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Cem Gülan, eğitimin bu tarz bir sınav baskısından kurtulmasını olumlu buluyor. Ancak, bu sürecin öğrencileri eğitimin bir üst kademesine taşıyacak şekilde planlanması gerektiğini söylüyor.

Her birkaç yılda bir eğitimde reform arayışına girildiğine ve önce yapılanların silinerek yerine yenilerinin koyulduğunu ifade eden Gülan uyarıyor, “Aynı hükümetin 3 ayrı Bakanının, ortaöğretime geçiş için 3 ayrı sistem denediği (OKS, üçlü SBS ve OYP, tek SBS ile OYP) bilinmektedir. Planlanan reform çalışmalarının veya uygulanacak sistemlerin pilot çalışmaları yapılmamakta, sonuçları yeterince incelenmemekte, geri besleme ve iyileştirmeler yapılmaksızın sil baştan yeni bir sisteme geçilmektedir.”

Gülan’a göre okul türlerine yönelik çalışmada en azından, Fen Liseleri ve Sosyal Bilimler Liselerinin yanında öğrenci sayısının yüzde 2 ile 5’i arasındaki kısmına hizmet verecek şekilde kaliteli Anadolu Liseleri muhafaza edilmeli. Bu okullara olacak başvuru 1 milyon öğrenci yerine 100-150 bin öğrenci seviyesinde kalacağından sınav baskısı azalacaktır. Eğitimin sadece 2 saatlik test usulü bir sınava odaklı olması nedeniyle, öğrencilere gerçek anlamda eğitim verilmiyor. Bu durum öğrencilerde sınav stresi ve eğitimin kısmen okul dışına ve özel ders takviyesine kaymasına neden oluyor.”

 

‘Özel okullar sınavla öğrenci almaya devam etmeli’

Öte yandan SBS’nin kaldırılmasının en çok özel okulları etkileyeceğini aktaran Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Başkanı Cem Gülan, SBS’nin kalkması durumunda bile, özel okulların sınavla öğrenci almaya devam etmesi gerektiğini belirtiyor. Gülan bunu gerekçelerini ise şöyle açıklıyor: ” Bunun nedenlerinden ilki; özel okulların adrese dayalı kayıt yapma şansı olmamasıdır. Özel okullar kendilerini tercih eden öğrenci nerede oturursa otursun hizmet vermektedir. Bir kısım özel okul yurtları sayesinde tüm ülkeye hizmet sunmaktadır. İkinci neden ise, bazı özel okullara kontenjanlarının çok üzerinde talep olmasıdır. Örneğin Robert Kolejin yaklaşık 200 kişilik kontenjanı için yıllara göre 15-22 bin öğrenci arasında talep gelmektedir. Üçüncü olarak; özel okulların tamamen kar amaçlı olmasa da ticari kuruluşlar olduğunun unutulmaması, devamlılık için başarının, başarı için başarılı olabilecek öğrencinin seçilmesinin yararlı olacağı dikkatten kaçırılmamalıdır.”

Özel okulların kendi sınavlarını yapmasına engel bir durum bulunmadığını ancak, bazı öğrencilerin İstanbul’da 12-18 arası ayrı sınava girmek durumunda kalabileceği gerçeğine dikkat çeken Başkan Gülan, “Bu nedenlerden ötürü isteyen özel okullar için tek bir öğrenci kabul sistemi planlaması konusunda çalışmalar yürütülmektedir. Mevcut durumda bir değişiklik olmaksızın sınavlar kaldırılırsa özel ortaöğretim okullarına olan talep bir miktar artacaktır. Ancak özel okulların ortaöğretime öğrenci geçişinde resmi okullara göre inanılmaz bir üstünlüğü vardır. Özellikle son iki yılda SBS’de, okulların tüm öğrencilerinin ortalamalarına göre yapılan ilk 500 sıralamalarında, sadece 1 veya 2 resmi okul bulunmaktadır. Bu üstünlüğün işlevsiz hale gelmesiyle özel okullarda ilkokul ve ortaokul seviyesinde öğrenci kaybı yaşanması söz konusu olabilir” diyor.

Gülan’ın konuya ilişkin diğer görüşleri şöyle: “Bu durumda sınava 100-150 bin civarında öğrenci katılacağından, 1 milyon öğrenciye göre sıralama baskısı azalabilir. Böylece, bilgiye, bilgiyi hızlı çağırmaya ve ezbere dayalı sorular yerine daha kaliteli, okullardaki programa dayalı, analiz, sentez, problem çözme becerisi ölçen kaliteli sorular ile sınav yapmak mümkün olabilir. Resmi okullar için bu tarz bir sistem söz konusu olursa, özel okullar durumu inceler ve uygun bulurlarsa bu sisteme dahil olmayı talep edebilirler. Eğer özel okullar için ayrı bir sınav olacaksa, bu sınava katılım en fazla 50 bin öğrenci civarında beklendiğinden daha da kalitesi yüksek bir sınav olabilir. Bu tarz bir sınavın istekli öğrenciler için yılda birkaç kez tekrarlanması ve öğrencinin en iyi derecesini kullanarak sınav stresini azaltması ve öğrencinin sınav başarısı yanında kişisel gelişim geçmişinin de seçim kriterleri arasına alınması konusunda resmi okulların durumu netlik kazandıktan sonra çalışma yapılacaktır”

 

‘SBS fırsattı ama değerlendirilemedi’

SBS konusunda ciddi anlamda kafa karışıklığı olduğuna dikkat çeken Uğur Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Enver Yücel ise, 2008 yılından bu yana uygulanmaya başlayan SBS’nin aslında eğitim sisteminin verimliliği açısından bir fırsat olduğunu ancak zamanla amacından saptırıldığını ifade ediyor. SBS sonuçlarını baz alarak çok önemli reformlar yapılabileceğine dikkat çeken Yücel, “Biz SBS’yi eğitim sistemini değerlendirmek için değil sıralama yapmak için kullandık. Oysa iki işlev içinde kullanabilirdik. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde iki türlü sınav görüyorsunuz. Birincisi değerlendirme odaklı sınavlar ki bu sınavlar eğitim sürecini ölçen sınavlardır. Yani okulum başarılı mı? Öğretmenim nasıl ders anlatıyor? Çocuklar öğreniyor mu? Diye ölçen, kısacası eğitim sisteminin fotoğrafını çeken sınavlar. İkincisi ise sıralama sınavları, bu sınavlar eğitimde üst okullara diğer alanlarda sonucuyla sınava giren kişiye bir fayda sağlayan sınavlardır. SBS aslında birinci tür sınav örnektir. Bizde de bu sınavlar 2008 yılında ilk getirildiğinde söylemiştim bu sınavlar eğitim sisteminin verimliliği açısından çok büyük bir fırsattır diye ama maalesef SBS amacında saptırıldı” diye konuşuyor.

 

‘Sorun SBS’de değil sistemde’

SBS’nin kaldırılmasının sorunları çözmeyeceğine işaret eden Enver Yücel, günümüzde Türkiye’de ortaöğretim sisteminde çok güçlü liseler olduğu kadar çok zayıf liselerin de olduğuna dikkat çekerek şu görüşlerini aktarıyor: “Önemli olan hangi çocuğa nasıl eğitim vereceğimizi doğru belirlememiz. Bunu yapamıyoruz. Biz 8 yıllık temel eğitimde çocuklarımızı doğru tanımlayıp doğru yönlendiremediğimiz için okulları seçmek velilere ve öğrencilere kalıyor onlarda doğal olarak kaliteli eğitim arayışına giriyorlar. Bu tür okullar iyi öğrencileri almaya devam etmelidir. Çünkü bu okulları zayıflattığınızda Türkiye’nin beyinlerinin daha fazla yurtdışına çıkacağını unutmamalıyız. Çünkü insanlar kaliteli eğitim arıyor. Bu konuda iki türlü karar verilebiliriz. Ya bütün okullarımızın kalitesini az sayıdaki okulla aynı yaparız ki bunun için çok çalışmamız lazım. Ya da, bu sisteme devam ederiz. Sorun burada SBS değildir. SBS kalkınca da her şey çözülmeyecek. SBS sadece bir sonuçtur oysa verimsiz eğitim sürecini verimli hale getiremediğimiz sürece SBS’nin kaldırılması sorunu çözmek yerine daha da karmaşık hale getirecektir.”

 

‘SBS’nin kaldırılması için bilimsel verimiz yok’

Öte yandan SBS’nin kaldırılmasının bilimsel verilere dayanmadığını ve bir fırsatın kaldırıldığını söyleyen Yücel, “Geçmişte olduğu gibi bu kararda bilimsel verilere dayanmıyor. SBS sonuçları veya SBS ‘nin verimsiz olduğunu gösteren bir araştırma yapmadan, bu sistemin yanlış olduğunu nereden biliyorsunuz? Belki SBS bizim başarılı çocuklarımızın kendisini göstermesi için bir fırsattır. Belki Urfa’da ki Batman’da ki çocuğun kendini tanıtması için iyi bir fırsattır. Örneğin Bahçeşehir Fen ve teknoloji lisesinde ki bu liseye SBS’de ilk 100 öğrenci arasından giriliyor, Batman’dan Diyarbakır’dan, Rize’den öğrenciler geliyor. Belki de SBS olmasa bu çocuklar bu liseye gelemeyecek. SBS bu anlamda eşitlik aracı olarak da görülmelidir”

SBS’nin olumsuz yönleri olmasını temel nedenini az sayıda kaliteli okul olmasına bağlayan Enver Yücel, “Az sayıda kaliteli lisemiz olduğu için SBS, bu liselere girişte ciddi bir yarışa sebep oluyordu.  Ancak, bu durum SBS kalksa da devam edecektir. Ayrıca, bazı okulların ve eğitimcilerin dersleri sadece SBS odaklı hale getirmesi sosyal gelişimi ikinci plana atması yine olumsuzluklar arasındadır. Ama unutmayalım ki SBS kalksa da kaliteli okullar için yarış devam edecek, SBS kalksa da okulların müfredatında çocuk gelişimine uygun müfredat olmayacak. Dolayısıyla SBS’nin kalkmasının öğrencilere faydası değil sakıncaları olacaktır” diye konuşuyor.

 

SBS ‘defacto’ olarak zaten ortadan kalkmıştı

Kariyer ve Eğitim Danışmanı/Türk Pediatri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Oktay Aydın’a göre ise, Türkiye’de tüm liseler kağıt üstünde ve tür olarak tümüyle Anadolu Lisesi olacağı için ayrıca 10 bin lise arasında gerçekten girmek için yarışılan lise sayısının bin adedi geçmeyeceğinden dolayı SBS’nin sıralama-eleme ve yerleştirme için kullanılması ‘defacto’ olarak zaten kalkmış oluyor.

Oktay Aydın’ın yeni dönem için önerileri ise şunlar: “Okul türleri teknik olarak, Akademik ve Teknik diye 2’ye ayrılsın. Tüm Anadolu, fen, sosyal bilimler ve Anadolu liseleri Akademik Lise olsun. Tüm meslek-teknik liseler de Teknik Lise olsun. Akademik liseler çok programlı olsun. 9. Sınıf tüm Akademik Liselerde aynı ortak dersler içerecek biçimde olsun, her Akademik Lise 10-11-12. Sınıf ise Fen / Matematik / Edebiyat / Sosyal Bilimler / Sanat / Spor programlarından birini uygulasın. Teknik liseler çok programlı olsun. 9. Sınıf tüm Teknik Liselerde Akademik Lise ile aynı ortak dersler içerecek biçimde olsun, her Teknik Lise 10-11-12. Sınıf ise mesleki alanlardan birinin programları uygulasın. Akademik liselere ve Teknik Liselere sınavsız e-okul sistemi ile adrese dayalı kayıt yapılsın. 9. Sınıf sonunda Akademik’ten Teknik’e ya da Teknik’ten Akademik Liseye öğretmenler kurulu kararı ile geçiş yapılsın. Her büyükşehirde 1 Akademik Liseye (İstanbul’da 5 İzmir’de 3 Ankara’da 2 liseye) kendi sınavı ile öğrenci alma hakkı verilsin. Hem akademik hem de teknik liselerde özel girişimciye izin verilsin. Öğrencilerini nasıl isterlerse öyle alsınlar.”

 

‘Öğrenciler derslerine vakit ayırabilecek’

Ayrıca, SBS döneminde, neredeyse tüm ortaokul (6-7-8. Sınıf) öğrencilerinin hafta sonu ve hafta içi her gün, okul sonrasında akşam geç saatlere kadar SBS hazırlık dershanelerine gitmek zorunda olduklarını anlatan Aydın, SBS’nin kaldırılmasıyla, öğrencilerin, okul derslerine, kendilerine, hobilerine ve çocukluklarına daha çok zaman ayırabileceklerini söylüyor. SBS’nin ortaokullardaki öğretim niteliğinin düşmesi, öğrencilerin okul öğretmenlerini dikkate almamaya başlaması ve sosyal, sanatsal, sportif okul etkinliklerine devam etmek istememeleri gibi sonuçları olduğunu ifade eden Aydın;

“SBS’nin kaldırılma gerekçelerinden en önemlilerinden bir de budur. Ayrıca tüm liseler Anadolu Lisesi olacağına göre, yarışılacak fiili durum da ortadan kalkmış oluyor. Tüm okulların kağıt üstünde Anadolu Lisesi olması niteliği hemen yükseltmeyecektir ancak, nitelik ve donanım için de adımların arkası gelecektir. Çünkü artık, ortaokullardaki derslere gereken önem verilecek, okullarda sosyal, sanatsal, sportif okul etkinlikleri daha çok yapılabilecek.”

 

‘SBS neden kaldırıldı anlamadım’

Habertürk Gazetesi Eğitim Editörü Pervin Kaplan ise SBS’nin neden kaldırıldığını henüz anlamadığını söylüyor ve ekliyor: “Çünkü tercih edilen okulların belli bir kontenjanı var bir seçme sınavıyla bu okullara öğrenci alınıyor. Bu seçme işleminin “sınav” dışında nasıl yapılacak? Okul notlarının ne kadar adil dağıtıldığı tartışma konusu.” SBS’nin oratöğretim kurumlarına geçişte kullanılan bir sistem olduğunu ancak, tek başına geçerli olmadığını ve öğrencinin okul başarısının da bu sınavla birlikte değerlendirilerek, bir yerleştirme puanı oluşturulduğunu anlatan Kaplan, öğrencilerin bu puanla başta Anadolu ve fen liseleri olmak üzere yerleştirildiğini hatırlatıyor.

Kaplan konuya ilişkin şu önerileri sıralıyor: “Bir seçme sisteminin olması gerekiyor. Sınav ailelere de öğrencilere göre de en adaletli sistem olarak belirtiliyor. Okulların notları konusunda objektifliği konusunda velilerin soru işaretleri var. MEB Stratejik Planı’nda da lise türlerinin azaltılması öngörülüyor. Bakanlık zaten son 2 yıldır genel liseleri Anadolu liselerine dönüştürüyor. Ancak aralarında Galatasaray, İstanbul lisesi gibi okulların yer aldığı adına muhtemelen “Fen ve sosyal bilimler liseleri” denilen bir grup oluşturulacak. Burada adları bilinen okullar yer alacak. Bunlara da yine merkezi sınavla öğrenci alınacak. Okulların geçmişte olduğu gibi kendi sınavlarını yapmaları da önerilen çözümlerden biri. Ancak burada da “eşitlik” ilkesi ne kadar yerine getirilir? Çünkü bugün bu okullara merkezi sınav yapıldığında Hakkari’den Van’dan da çocuklar girebiliyor. Sınavlarını okullara o zaman belli kentlerdeki öğrenciler girecek demektir. Hakkari’deki kaç aile çocuğunu İstanbul’da ya da Ankara’da yapılacak sınava ya da sınavlara getirecek. Oysa bu okullar tüm Türkiye’nin okulları ve tüm öğrencilere açık.”

SBS’nin kaldırılacak olmasının karmaşa yaratacağını savunan Kaplan, bu durumu şu sözleriyle açıklıyor: “Ben çocuğumun Galatasaray’a ya da İstanbul Lisesi’ne gitmesini istiyorsam bu okula nasıl öğrenci alınacak? Adresimi bu okulların olduğu yere mi taşıyacağım? Herkes bunu yapar, bu problem nasıl çözülecek?”

Öte yandan, yabancı ve Türk özel okullarının okul başarısı olmadan SBS puanına göre öğrenci aldığını ancak bu okulların zaten kendi sınavlarını yapmak istediklerine dikkat çeken Kaplan, “Öğrencilerini seçmek için birkaç kez MEB’e başvurdular ama kabul edilmedi. Sorularını kendilerinin hazırlayacağı sınavlarını yaparlar. Geçmişte öğrencilerini zaten böyle seçiyorlardı. Bakanlığın istediği üzerine OKS ile öğrenci almaya başlamışlardı, eski sistemlerine geri dönerler” açıklamasında bulunuyor.

 

Türkiye Özel Okulları Birliği Derneği Başkanı

Cem Gülan

SBS’nin kalkması ile öğrenciler üzerindeki sınav stresi azaltılıp, bunun yerine öğrencilerin bedeni gelişmelerine ve sağlıklı olmalarına fırsat verecek.

 

Uğur Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı

Enver Yücel

SBS’nin kaldırılması sorunu çözmek yerine daha da karmaşık hale getirecektir. Eğer tüm çocukların hayalleri Robert, Galatasaray, İstanbul Lisesi, Bahçeşehir Fen ve Teknoloji lisesi ise düşünmeliyiz.

 

Kariyer Eğitim Danışmanı ve Türk Pediatri Derneği Başkanı

Oktay Aydın

Özel okullar, tüm müfredattan, öğrenci alımı ve biçimine kadar her konuda özerk ve özgür olmalıdır.

Habertürk Gazetesi Eğitim Editörü

Pervin Kaplan

MEB dershanelerin okulların yerine geçtiğine ilişkin açıklamaları MEB dile getiriyor ancak yerine ne getirileceğini kimse açıklamıyor.

Yorum yap