TÜBİTAK 3 bin animasyon yapacak, öğrencinin yükü hafifleyecek

18 Nisan 2013

Ortaöğretimde müfredat sadeleşiyor. MEB’in 2005 yılından bu yana üzerinde çalıştığı müfredat değişikliği projesi hızla ilerliyor. TÜBİTAK işbirliğinde hayata geçirilen proje kapsamında, ağır ders yükünün hafiflemesi planlanıyor.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ortaöğretimde müfredatı yeniden düzenleme çalışmalarını hızlandırdı. Öğretim programlarının gözden geçirilmesi amacıyla 2005 yılından itibaren başlatılan öğrenci ve öğrenme odaklı yeni müfredat değişikliklerinde önemli bir aşama kaydeden MEB, güncellenen yeni müfredatı 2013-2014 öğretim yılı itibariyle kademeli olarak hayata geçirmeyi planlıyor. MEB, bu projede ayrıca Türkiye Bilimsel Araştırmalar Kurumu (TÜBİTAK) işbirliği içinde çalışıyor. TÜBİTAK yapılan çalışmalar kapsamında öğrencilerin dersleri daha iyi anlamaları için 3 bin animasyon hazırlıyor.

MEB’in güncellediği dersler arasında şunlar var: İlköğretim kurumları İngilizce 2-8. sınıflarla fen bilimleri 3-8′inci sınıflar, ortaokul matematik 5′ten 8′e kadar, ortaöğretim fizik 9, 10, 11 ve 12′inci sınıflar, ortaöğretim kimya 9, 10, 11 ve 12′inci sınıflar, ortaöğretim biyoloji 9, 10, 11 ve 12′inci sınıflar, ortaöğretim matematik 9, 10, 11 ve 12′inci sınıflar.

Son yıllarda müfredatta gerçekleştirilen sadeleştirmelere rağmen eğitim programlarının hala gereğinden fazla yoğun olduğunu söyleyen Bakan Avcı, her şeyi öğretmeye çabası nedeniyle yoğun bilgi yüklemesine maruz kalan öğrencilerin öğrenmede güçlük çektiğine işaret ediyor. Daha iyi öğretmek için daha az ve öz ancak gerçekten hayatla ilişkili bilgi ve beceri, değer ve tutumlara odaklanılacağını kaydeden Bakan Avcı, “Kazanımlar bilimsel, teknolojik ve toplumsal gelişmeler dikkate alınarak güncellenmiştir” diye konuşuyor.

 

Eğitim dünyası müfredat değişikliklerini onaylıyor

Müfredatta yapılan değişiklikler eğitimciler ve eğitim uzmanları tarafından da olumlu karşılanıyor. Ortaöğretim müfredatının gereksiz bilgi ve dersler nedeniyle fazla yüklü olduğunu kaydeden eğitim uzmanları; öğrenci, öğrenme, güncel hayat ve teknoloji odaklı yeni müfredatın, öğrenme ve öğretme süreçlerini kolaylaştıracağı konusunda görüş birliği içindeler.

Milliyet Gazetesi Eğitim Yazarı Abbas Güçlü, MEB’in bu çalışmalar için pilot uygulama yapması gerektiğini, sonuçları görüldükten sonra yaygınlaştırılmasının çok daha sağlıklı olacağını savunuyor. MEB ve Bakanlarının bu tür projeleri alelacele hayata geçirme deneyimlerine dikkat çeken Güçlü, bu nedenle projelerin genellikle başarısız olduğu konusunda uyarıyor. Sabah Gazetesi Eğitim Yazarı Yaşar Özay’a göre de müfredat değişikliği kademeli olarak hayata geçirilmeli. Söz konusu değişikliklerin kısa ve uzun vadeli stratejik planlamalar doğrultusunda, hiçbir siyasi kaygı gütmeden ve istikrarlı bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiğini paylaşıyor. Müfredat değişikliğine kesinlikle ihtiyaç olduğunu söyleyen Doğa Koleji CEO’su Uğur Gazanker ise bazı değişiklikler için geç bile kalındığını savunuyor. Gazanker, “Öğrenciyi bilgi hamalı haline getirmenin bir anlamı yok. Ortaöğretim müfredatında da öz, yalın ve temel bilgileri öğretmek esas kabul edilmeli. Yeni müfredat ile başarılı bir dönemi yaşayacağız” diyor. Eğitim Uzmanı ve Sabah Gazetesi yazarı Sait Gürsoy’a göre ise müfredat değişikliği aslında 4+4+4 sistemini tamamlayan bir çalışma. Müfredat değişikliğinin günümüzde artık zorunlu hale geldiğini ifade eden Gürsoy, Fatih Projesi, 4+4+4 sistemi gibi çalışmalar ve müfredat değişikliklerinin teknolojiyi kullanan, öğrenci ve öğrenme odaklı bir sistem olacağını söyledi.

 

Müfredat değişikliği için pilot uygulama gerekiyor

Milliyet Gazetesi Eğitim Yazarı Abbas Güçlü, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) ortaöğretimdeki müfredat değişikliklerinin kısa zamanda gerçekleşemeyeceğini, bunun için zaman gerektiğini düşünüyor. “Keşke her şey söylendiği kadar kolay olsa” diye konuşan Güçlü, ayrıca bu tür değişikliklerin öncelikle pilot uygulama ile hayata geçirilmesi gerektiğini böylece, önce artıları ve eksilerinin görülüp ona göre yaygınlaştırılmasının çok daha iyi olacağını savunuyor.

Müfredatın üç günde değişmeyeceğine dikkat çeken Abbas Güçlü, MEB ve bakanların bu tür çalışmaları sürekli çok kısa zaman dilimlerine sıkıştırdıklarını ancak projelerin ise kalıcı olmadığını belirterek, “Umarız bu kez kabul görür” diye konuşuyor.

Müfredat değişikliğinin gerekliliğine de vurgu yapan Abbas Güçlü, eğitimin yaşayan bir olay olduğunu ancak, doğru çalışmalar için değişimi yakalamak gerektiğine dikkat çekiyor.

 

Müfredat değişirse, üniversite sınavı da değişmeli

Ortaöğretimdeki müfredat değişikliklerinin öğrencilere ve üniversite sınavlarına yansımaları konusunda da görüşlerini açıklayan Abbas Güçlü, mevcut durumda her şeyin zaten Arapsaçına döndüğünü şimdi daha da karışacağını düşünüyor. Üniversite sınavlarına girenlerin üçte ikiye yakın kısmının eski mezun olduğunu hatırlatan Güçlü, yeni düzenlemeleri kapsayan sınav sorularının bu kişilere sorulamayacağını, aksi durumda yasal sorunlar çıkacağını belirterek, eski mezunlara ayrı, yeni mezunlara ayrı soru sormanın da mümkün olmayacağını, bu durumda da sınavın içeriğinin tamamen değişmesi gerektiğini ifade ediyor.

Müfredat değişikliklerinin nasıl olması gerektiği konusunda görüşlerini ve önerilerini sıralayan Abbas Güçlü, öncelikle ders yükünün hafiflemesi gerektiğini ifade ediyor. Birkaç temel ders dışında gerçek anlamda seçmeli derslere ağırlık verilmesi gerektiğini aktaran Abbas Güçlü, değişmemesi gereken derslerin her zaman olması gerektiğini de ekleyerek bu derslerin ise örneğin; Türkçe, Matematik Temel Bilimler, spor ve sanat olabileceğini anlatıyor.

 

Öğretmenler müfredat konusunda ikna olmalı

Milli Eğitim Bakanlığı’nın uzun zamandır üzerinde çalıştığı ortaöğretim müfredat değişikliklerinin sadece öğrencileri değil, öğretmenleri de yakından ilgilendirdiğini ve söz konusu değişikliklerin sıkıntı çıkabileceği konusunda uyaran Güçlü, öğretmenlerin inanmadığı projelerin başarıyı yakalamasının zor olduğunu ve kalıcı olmadığını belirtiyor. Müfredat değişikliklerinin neden ve nasıl değişmesi gerektiği konusunda öncelikle eğitimcilerin, öğretmenlerin inandırılması gerektiğini paylaşan Abbas Güçlü, yenilenebilir yeterliliğin her zaman, kamusal meslekler için olmazsa olmazların başında gelmesi gerektiğini, aksi durumda başarısız olma ihtimalinin bulunduğunu aktarıyor.

 

Müfredat değişikliği bakış açılarını da değiştirecek

Sabah Gazetesi Eğitim Yazarı Yaşar Özay’a göre ise ortaöğretimdeki müfredat değişikliği olumlu bir gelişmedir. Başka ülkeler incelendiği zaman hem ders çeşitliliği, hem de derslerin konu dağılımı ve ağırlığı açısından Türkiye’de öğrencilere çok fazla yük bindirildiğini aktaran Özay, yeni yapılan değişikliklerle bu yükün azaltıldığını görmenin sevindirici bir gelişme olduğunu ifade ediyor. Öte yandan, yapılan çalışmalardan özellikle bakış açısının da değiştiğini görmenin ayrıca bir umut kaynağı olduğunu paylaşan Yaşar Özay, Türkiye Bilimsel Araştırmalar Kurumu (TUBİTAK) gibi bir kurumun bu işe el atmasının ve çeşitli animasyonlar hazırlamasının öğrencinin bakış açısını değiştireceğini ve derslerin daha çok ilgiyle izlenmesine neden olacağını söylüyor. “Daha tam netleşmemekle birlikte konular günlük yaşamla bağlantı kurularak anlatılma yoluna gidilecek ki, bu da gerçek anlamda bugüne kadar en büyük ihtiyaçlardan biriydi” diye konuşan Yaşar Özay, müfredatta yapılan bir diğer önemli değişikliğin özellikle matematik ve geometri gibi derslerin sarmal sisteme uygun bir şekilde işlenecek olması olduğunu ifade ediyor. Özay, “Bu sayede öğrenciler, konuları her yıl birbiriyle bağlantılı ve kademeli olarak görecekleri için konuların unutulması sorunu da giderilmiş olacak ve bilgiler olgunlaşacaktır” diye konuşuyor. Ortaöğretimde müfredat değişikliğine mutlaka ihtiyaç olduğunu ancak; bu değişikliğin ihtiyaçlara göre kademeli olarak yapılması gerektiğini de savunan Yaşar Özay konuya ilişkin şunları söylüyor: “Söz konusu değişiklikler kısa ve uzun vadeli stratejik planlamalar doğrultusunda, hiçbir siyasi kaygı gütmeden, istikrarlı,  yaz-boz tahtasına çevirmeden, deneme-yanılma metoduyla değil, ciddi bir bilimsel çalışma sonucunda varılan kararlara göre olmalıdır.”

 

Öğrencinin okula ilgisi artacak

Müfredat değişikliğinin üniversite sınavlarını olumlu etkileyeceğini düşünen Yaşar Özay, uygulanacak olan sarmal sistemin öğrenciyi özellikle matematik ve geometri derslerinde avantajlı duruma getireceğini düşünüyor. “Çünkü; konuların devamlılığı olduğu için öğrenci her yıl bir önceki yılı unutmadan lise son sınıfa kadar gelmiş olacaktır” diyen Özay, Fen derslerinde ise; 11. Ve 12. Sınıf konularının üniversite sınavlarına uygun bir şekilde planlandığı için öğrencinin okuluna olan ilgisinin azalmayacağını aksine sistemi desteklediği için okulun öğrenci için öncelik teşkil edeceğini belirterek şunları söyledi: “Bu da aynı zamanda dershane bağımlılığını azaltmış olacaktır.”

Müfredat değişikliğinin içeriğine de ilişkin görüş bildiren Yaşar Özay, asıl olarak bütün derslerin değişmesi gerektiğini belirterek: “Tüm lise eğitimi boyunca konu açısından devamlılığı olacak şekilde, gerçek yaşamla bütünleştirilerek işlenmesi, yıllara göre konu yükünün azaltılarak ve dağıtılarak alanlara kaydırılması şeklinde uygulama yapılması gereklidir” diyor. Ayrıca dersler konusunda, değişimin yanı sıra farklı çalışmalara da ihtiyaç olduğuna vurgu yapan Özay, lise eğitiminde hiç olmaması gereken derslerin varlığına dikkat çekiyor.

 

Müfredatta olmaması gereken dersler var

Lise eğitiminde olmaması gereken dersler konusunda örnek veren Özay, Trafik ve ilkyardım, Diksiyon ve Hitabet vb. derslerin lise müfredatında olmaması gerektiğini belirterek, “Bu derslerin ilkokul veya ortaokulda olması çok daha faydalı olur kanaatindeyim” diye konuşuyor.

Yaşar Özay, müfredat değişikliği uygulamasının sağlıklı yürümesi için öğretmenlere de hizmet içi eğitim verilmesi gerektiği konusunda da uyarıda bulunuyor.  Böyle bir hizmet içi eğitimin ardından öğretmenler açısından ciddi bir sıkıntı olmayacağını ifade eden Yaşar Özay, “Çünkü değişiklikler sadece konular arasında olacaktır, ufak tefek sıkıntılar hizmet içi eğitimlerle aşılabilir düşüncesindeyim” diyerek konuya ilişkin görüşlerini aktarıyor.

 

Müfredat değişikliği ile 4+4+4 sistemi tamamlayıcı projeler

Eğitim Uzmanı ve aynı zamanda Sabah Gazetesi Yazarı olan Sait Gürsoy’a göre de müfredat değişikliği son derece önemli ve olması gereken bir proje. Gürsoy da diğer eğitimciler ve eğitim uzmanları gibi Türkiye’de ortaöğretim müfredatının çok fazla yüklü olduğunu dillendiriyor. Son yıllarda bu konuda çalışmaların yavaş yavaş hayata geçirildiğini paylaşan Gürsoy, “Avrupa ile karşılaştırıldığında Türkiye’de müfredatın çok fazla yüklü olduğunu, ancak yapılan çalışmalarla çok daha interaktif ve öğrenmeye dayalı sistemin hayata geçirilmeye çalışıldığını aktarıyor”

Müfredat değişikliği çalışmalarını tamamlayan önemli projelerden birinin de 4+4+4 Sistemi olduğuna dikkat çeken Gürsoy, “Bu sistemin hedefi de alt yapısı da öğrenmeye dayalı, ezberden uzak, uygulama ağırlıklı ve herhangi bir lüzumsuz bilgiyi reddeden bir sistem içermektedir. Bu çalışmaların tümü üniversite sınavlarına kadar ilerleyecek. Özellikle 2015 yılında sistem çok daha net bir şekilde ortaya çıkacak”

Müfredat değişiklikleri ile Türkçe-Matematik(TM), Türkçe-Sosyal (TS) derslerde önemli oranda değişim yaşanacağına dikkat çeken Gürsoy, MEB’in öğrenci ve öğrenme odaklı bir eğitim sisteminde kararlı olduğunu, öğrencinin sırtından fazlalıkları alacak, FATİH Projesi’nde olduğu gibi teknolojiyi değerlendiren bir sistemde kararlı olduğunun altını çiziyor. Bu süreçte öğretmenlerin de değişimi algılaması ve değişime ayak uydurması gerektiğini aktaran Sait Gürsoy, “Öğretmenler teknolojiye adapte olmak zorunda. Tabletlerin, akıllı tahtaların ve teknolojinin tüm olanaklarının kullanılacağı böyle bir sistemde öğretmenlerin teknolojiye daha hakim olması gerektiğini vurguluyor.

 

MEB müfredatta sadeleştirmeye gidiyor

Doğa Koleji CEO’su Uğur Gazanker, ortaöğretimdeki müfredatın çok yoğun olduğu tespitinde bulunuyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın da yaptığı çalışmayla bu yoğunluğu azaltmaya, içerikleri pratik hale getirmeye ve sadeleştirmeye çalıştığına vurgu yapan Gazanker, öte yandan yapılan değişikliklerle öğretmenin ve öğrencinin öğrenme ve öğretme sürecinin de oldukça kolaylaşacağını ve daha verimli bir eğitim-öğretim sürecini hep birlikte yaşanacağını aktarıyor.

“Öğrenmenin temel ilkeleri dünyanın her yerinde aynıdır” diyen Uğur Gazanker, müfredatlar oluşturulurken “basitten karmaşığa, somuttan soyuta, kolaydan zora doğru” sıralama ilkelerine göre hareket edildiğini belirtiyor. Önceki müfredatta bu ilkelere uyulmakla birlikte öğrencinin bulunduğu yaş, sınıf düzeyi, gelişim seviyesi açısından sorunlar olduğunu anlatan Gazanker konuya ilişkin görüşlerini şöyle aktarıyor: “Derslere ayrılan süre ile belirlenen içerikler arasında uyumsuzluklar bulunuyordu. Öğrencilerin temel kazanımları için ayrılan süre yetersizdi. Çok bilgi öğretme anlayışına dayalı müfredat oluşturulmuştu. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bunların farkına vararak yeni bir düzenlemeye gitmesi oldukça sevindirici.”

 

Müfredat değişikliğine geç kalındı

Müfredat değişikliğine kesinlikle ihtiyaç olduğunu ifade eden Gazanker, bazı değişiklikler için geç bile kalındığını savunuyor. Bazı değişikliklerin yapıldığını ama benzer değişikliklerin tüm derslerde uygulanmadığını anlatan Uğur Gazanker, “Öğrenciyi bilgi hamalı haline getirmenin bir anlamı yok. Ortaöğretim müfredatında da öz, yalın ve temel bilgileri öğretmek esas kabul edilmeli. Bilgi, öğrenciye güncel hayatla ilişkilendirilerek verilmeli. Ana felsefe, “öğrenmeyi öğretmek” üzerine kurgulanmalı” diye konuşuyor.

Gazanker, böylece öğrencinin öğrenme sürecinde aktif hale geleceğini aktarıyor. Öğrencinin bilgiye nasıl ulaşacağı ve o ulaştığı bilgiyi nasıl kullanacağını öğretmenin çok daha önemli olduğunu kaydeden Gazanker şunları söylüyor :“Her zaman öğrenciyi sürecin merkezinde tutmalıyız. Onu düşündürmeye iten, keşfetmesini sağlayan, ezberden uzak tutan bir müfredat üzerine yoğunlaşmalıyız.”

Değişen ders yapısının YGS ve LYS sınavlarının içeriklerinde de birtakım düzenlemeler yapılmasını gerektirdiğine dikkat çeken Uğur Gazanker, bu değişikliklerin önümüzdeki yılın sınavını ilgilendirdiğini, 2013-2014 yılında yapılacak sınavda ÖSYM sınav komisyonunun, soruları oluştururken müfredatta meydana gelen değişiklikleri de dikkate alacağını söylüyor. Biyoloji ders konularının hafifletilmesi, matematikte temel ve ileri düzey uygulaması gibi çalışmaların, sınavın yapısında birtakım değişiklikleri zorunlu kıldığını anlatan Uğur Gazanker, “Öğrencilerin çalışması gereken konu ve bu konuların zorluk düzeyi hafifliyor. Bu durum sınava hazırlanan öğrenciler için sevindirici bir durum” diyor.

Müfredat değişikliğinin gerekliliği konusundaki görüşlerini Eski Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlarından Prof. Dr. Ziya Selçuk’un bir tespitiyle cevap veren Uğur Gazanker şunları söylüyor: “Sayın Selçuk; “19. yüzyılın binalarında, 20. yüzyılın öğretmenleri ve müfredatıyla, 21. yüzyılın çocuklarını eğitiyoruz!” diyor. Sayın Selçuk temel sorunu net bir şekilde ortaya koyuyor. 21. yüzyılın çocuklarını, 21. yüzyılın binalarında ve 21. Yüzyılın yeterliliklerine sahip öğretmenlerle yetiştirmeliyiz. Derslerin her birini yaşamın bir parçası haline getirmeliyiz. Çocuklarımız okullarda hayatın bir simülasyonunu yaşamalı ve buna uygun eğitim-öğretim ortamı oluşturulmalı. Gün boyunca bir sırada oturup, tahtaya bakan çocuklarımıza ezberlenmesi gereken formüllerden başka bir şey öğretemeyiz. Öncelikle ezber sisteminin değişmesi geriyor. Ayrıca öğrenmeyi, dört duvara yani sınıfa hapsetmeyen bir anlayışa geçmeliyiz.”

 

Uzmanlaşma tercihi öğrencide olmalı

Yapılması gerekenlerle ilgili de görüş veren CEO Uğur Gazanker, öncelikle tüm derslerde kuram ve kavramların ağırlığının hafifletilmesi gerektiğini, değişikliklerin, daha çok temel kazanımlara yoğunlaşmış, uygulamaya, yaparak yaşayarak öğrenmeye ağırlık veren içerikte olması gerektiğini anlatıyor. Öğrencinin ezberinden formül söylemek yerine konunun analizini yapabilmesi gerektiğini ifade eden Gazanker, konuya yorum getirebilmesi ve aynı zamanda önerilerde bulunabilmesinin önemi olduğunu ayrıca bir konu üzerindeki uzmanlaşma tercihinin öğrencinin ilgi ve isteğine bırakılması gerektiğini işaret ediyor.  Müfredat değişikliğinin öğretmenler açısından da oldukça olumlu bir gelişme olacağını söyleyen Gazanker konuya ilişkin şunları söylüyor: “Müfredat değişikliği ile birlikte, kısıtlanmış bir zaman aralığında öğrencileri boğmadan, sıkmadan, yormadan daha sade ve temel kazanımları öğretebilirler. Yeterlilik ve uyum konusuna gelince, günümüzde öğretmenlerin böyle bir müfredata çok çabuk uyum sağlayacağını ve zorluk çekmeyeceğini düşünüyorum.”

Yorum yap