Dünyanın en iyi üniversiteleri nasıl seçiliyor?

18 Nisan 2013

Dünyanın en iyi üniversitesi hangisi? En iyi üniversite kriterlerini kim belirliyor? Türk üniversiteleri en iyiler arasında neden daha fazla görünmüyor? Açıklandığı anda herkesin dikkatini çeken dünyanın en iyi üniversitesi başlıklı listeler, yarattığı heyecan kadar soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.

Tarih 2003. Dünya ekonomisi, kırılgan bir yapıya doğru ilerlerken, dünyanın gözü neredeyse tek bir ülkeye; Çin Halk Cumhuriyeti’ne çevrilir. Çünkü Çin, ekonomisinde yaşanan baş döndürücü büyümenin yanı sıra, teknoloji, eğitim ve sosyal yaşamda da adımlarını hızlandırır ve büyüyen ekonomi olarak dünyanın her yerinde adından sıkça söz ettirir. Bu arada Çin, yükseköğrenimde de global boyuta geçer dünyanın her tarafına öğrenci göndermeye başlar. Başka ülkelere öğrenci gönderen Çin üniversitelerinden biri de Şanghay Jiao Tong’dur. Öğrencilerinin hangi üniversiteleri tercih etmesi gerektiği konusunda rehberlik edecek bir  “değerlendirme şablonu” oluşturmak ihtiyacı hisseden Jiao Tong Üniversitesi, bir profesör ve iki asistanını görevlendirir ve internet üzerinden yapılan araştırmalara dayanarak dünyanın ilk uluslararası üniversite değerlendirme sistemi olan ve Şanghay sistemi adıyla bilinen ARWU’yı (Academic Ranking of World Universities) oluşturulur. Çok basit kriterler üzerine kurulan ‘değerlendirme şablonu’ çok fazla eleştiriler alsa da, ardından gelen kurumlar ve onların listelerine ilham kaynağı olur.

ARWU’nun ardından Times Higher Education World University Rankings, Webometrics, Quacquarelli Symonds (QS), HEEACT, Leiden Üniversitesi, Scimago ve ODTÜ Enformatik Enstitüsü URAP Araştırma Laboratuvarı, açıkladıkları üniversitelerle dünya kamuoyuna ‘en’lerini ilan etmeye başlarlar. Çinli öğrencilerin basit bir ihtiyacından yola çıkan tüm bu sistemler akademik imkan ve çabalar anlamında birçok üniversite için itici güç misyonunu korusa da günümüzde daha çok prestij ve tanıtım olgusuna hizmet etmektedir.

Peki bu listelerde kimler yer alıyor? Dünyanın en iyi üniversitelerini belirleyen bu sistemlerin ilk 10 sıralamasını Princeton, Harvard, Yale gibi ABD’li üniversiteleri ile  İngiltere’den de Oxford ve Cambridge adeta sahiplenmiştir. Avrupalı üniversitelerin bile zorlandığı bu listelerde başta ODTÜ olmak üzere, İstanbul, Hacettepe, Ankara, Ege, İTÜ, İ.D. Bilkent, Gazi, Boğaziçi ve Koç gibi Türk üniversiteleri de son yıllarda sıkça yer almaya başladı. Peki çeşitli kurumların açıkladığı ‘en iyi üniversiteler’ listesini belirleyen kriterler güvenilir mi? Hangi üniversite neden bu listede yer bulabiliyor? Tüm bu soruların cevabını en iyiler sıralamasında yer bulan, yer bulamazsa da güçlü adaylar arasında gösterilen üniversitelerle masaya yatırdık.

Kendi en iyiler sırlamasını ilan eden tek Türk üniversitesi olan ODTÜ’ye göre; en iyi üniversiteleri belirleyen kriterlerin önemli bir bölümü güvenilir ve herkese açık kaynaklardan alınıyor. Bu nedenle de veriler objektif bir değerlendirmeye dayanıyor.  “Akademik üretimi objektif şekilde değerlendiren listelerin elbette önemsenmesi gerekir” diyen Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ümran İnan ise, “Bizim baktığımız pencereden üniversite; muhakeme etmenin, akıl yürütmenin, sorgulamanın, sorumluluk duygusunun, hayal kurmanın, uluslararası bir vizyonun, yaşama ve öğrenmeye karşı heyecan ve heves beslemenin ve tüm bunlarla birlikte asıl olarak öğrenmenin öğrenildiği yerdir. Üniversitede dünya görüşü kazanılır, koşullar nasıl olursa olsun bilgiye ulaşmanın ve tüm veriler arasından en doğrusunu seçmenin yöntemleri öğrenilir. Listelerde bütün bunları görmek zor tabii” diyerek konuya giriş yapıyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Remzi Sanver ise, bu listelerin her birinin ayrı eleştiriler aldığını ancak, genel olarak bakıldığında ise bu listeler sayesinde, üniversitelerin performanslarının kabul görecek biçimde bir sıralanmasının imkansızlığı da ortaya çıktı. Rektör Sanver, performans değerlendirmelerinin yine de, üniversitelerin “niteliklerini” ölçmese bile, önemli göstergeler olduklarını ve özellikle de tanıtım amacıyla giderek daha fazla kullanılacaklarına vurgu yapıyor. Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nurcan Baç’a göre ise Türk üniversiteleri bu listelerde hak ettiği yeri bulamıyor. Geçen yıl THE tarafından bu listelerle ilgili görüş sorulduğunu da paylaşan Baç, çok iyi üniversiteler olduğu halde bu listelere girmeyenler olduğunu ifade ediyor.

 

En iyi listesi 8 kurumdan geliyor

ODTÜ Rektörlüğü’nden alınan bilgilere göre dünyada üniversiteleri sıralayan 8 temel kurum bulunuyor. Bunlarda ilki dünya üniversitelerini ilk kez 2003’te sıralayan Çin merkezli Jiao Tong Üniversitesi’ne bağlı ARWU’dur. Nobel Ödülü ağırlıklı sıralama yapan ARWU’nun yanı sıra üniversitelerin sitelerine odaklanan Webometrics de sıralama yayınlayan başka bir kurumdur. İngiltere merkezli Times Higher Education World University Rankings 2004’ten itibaren kendi listesini oluştururken ardından Times dergisi ve QS firması, anket ağırlıklı ‘En İyi Üniversiteler’ listesini ilan etti. İki kurum, 2010’da ayırılınca THE ve QS adlı iki ayrı sıralama ortaya çıktı. 2007 yılında HEEACT, bilimsel çıktılara dayanan sıralamasını açıklarken, Leiden Üniversitesi yayın kalitesine dayalı sıralamasını 2008’de yayınladı. Scimago, 2009’da bilimsel çıktılara göre bir sıralama yayınladı. ODTÜ Enformatik Enstitüsü URAP Araştırma Laboratuvarı ise 2010’da akademik performansa dayalı dünya üniversiteleri sıralamasını ilan etti.

Bu kurumların kullandığı kriterler ve sıraladıkları üniversite sayıları birbirinden farklı olmasına rağmen, sıralama sistemlerinde genellikle şu kriterleri kullanıyorlar: Üniversitelerin bilimsel makale ve atıf sayıları, üniversitelerin Nobel alan veya en fazla atıf alanlar listesine giren bilim adamlarının sayısı, üniversitelerin yayın başına aldığı atıf sayısı, üniversitelerin yayınlarının yüzde kaçının dünyada en çok atıf alanlar listesine girdiği, her üniversite hakkında bilim adamlarının, iş adamlarının ve mezunlarının görüşleri, üniversitelerin Ar-Ge harcamaları, üniversitelerin yabancı hoca ve öğrenci oranı, doktora öğrenci oranı, üniversitelerin web sayfalarının performansı.

ODTÜ’den yapılan açıklamaya göre; ODTÜ söz konusu bu 8 sıralama sisteminden 5’inde ilk 500’e giren tek üniversite konumunda iken ayrıca, her yıl çok sayıda akademisyenin uluslararası kongreye katılmasını sağladığı, kişi başına makale sayısı yüksek olduğu, çok sayıda mezunu yurt dışında doktora yaparak veya çalışarak ODTÜ’yü iyi tanıttığı için THE’nin En Ünlü İlk 60 listesine giren tek Türk üniversitesi olarak karşımıza çıkıyor.

Öte yandan en iyi üniversite olarak her sıralama sistemi kendi listesinde en yüksek puan alanı ilan ederken örneğin, Times Dergisi (THE) kendi kriterlerine göre genel bir sıralama listesi ilan ediyor. THE, dünyaca tanınmış bilim adamlarına “sizce dünyanın en iyi 15 üniversitesi hangileridir” diye soruyor ve buna göre “Dünyanın En Ünlü 100 Üniversitesi”ni ayrıca ilan ediyor. Açıklamaya göre ODTÜ’nün de 2012 ve 2013 yıllarında bu listede yer aldığı bilgisi paylaşıldı.

 

Kriterler eleştiri konusu da oluyor

Dönem dönem söz bu listeler uzmanlar tarafından ele alınan bilimsel dergilerdeki makalelerde eleştiri konusu olurken kurumlar bazen bu eleştiriler doğrultusunda değişiklik yapıyor bazen de buna gerek görmüyor.

En iyi üniversiteleri belirlemek için ideal kriterleri bulmanın kolay olamadığını anlatan ODTÜ’lü akademisyenlere göre, her üniversite bir diğerinden farklı kriter istiyor ve öneriler genellikle birbiriyle çelişiyor. Her üniversite kendi iyi yönlerini öne çıkaracak kriterleri önerdiği için sıralama kurumları fazla değişiklik yapmıyor.

 

Akademisyenlere göre her ne kadar listeler eleştiri alsa da üniversiteler için yine de yol gösterici oluyor. Bu sıralamaların 2003’ten itibaren her üniversitenin bir öz değerlendirme yapmasını sağladığını ifade eden ODTÜ’lü akademisyenler şunları söylüyor: “Üniversiteler daha fazla uluslararası makale üretmek ve makalelerin, en iyi dergilerde yayınlanması için önlemler aldı. Öğretim üyelerinin uluslararası dergilerde kaliteli makale çıkarması için bazı üniversiteler ödüller koymaya başladı. Doktora programlarını güçlendirmeye başladılar. Üniversiteye alınacak veya terfi edecek olan öğretim üyeleri için yeni yayın koşulları geliştirdiler. Daha fazla öğretim üyesinin uluslararası kongrelere katılması için mali kaynaklar arttırıldı. Dünya sıralamaları, ilk yıllarda ülkemiz için moral bozucu olsa da rektörlüklerce alınan önlemler sayesinde her yıl üniversitelerimiz dünya sıralamalarında yükselmeye başladı.”

Dünyadaki 8 sıralama sisteminden en az birinde ilk 500’de yer alan 10 Türk üniversitesinin bulunduğunu aktaran ODTÜ akademisyenleri, bu üniversitelerin arasında ODTÜ, İstanbul, Hacettepe, Ankara, Ege, İTÜ, İ.D. Bilkent, Gazi, Boğaziçi ve Koç üniversitelerinin bulunduğunu aktarıyorlar.

Yapılan açıklamada Türk üniversitelerinin sıralamalarda elde ettikleri başarılar şu şekilde anlatılıyor:

“ODTÜ 8 adetlik sıralama sisteminden 5’inde ilk 500’e girerken aynı zamanda, her yıl çok sayıda akademisyenin uluslararası kongreye katılmasını sağladığı, kişi başına makale sayısı yüksek olduğu, çok sayıda mezunu yurt dışında doktora yaparak veya çalışarak ODTÜ’yü iyi tanıttığı için THE’nin En Ünlü İlk 60 listesine giren tek üniversite konumunda yer alıyor.

Diğer üniversitelerin liste başarıları ise şöyle: İstanbul Üniversitesi 4 sıralama sisteminde ilk 500’de yer aldı. Böylece ilk kez bir Türk üniversitesi 5 farklı dünya sıralamasında ilk 500’e girmiş oldu. İstanbul Üniversitesi, ARWU sıralamasında ilk 500’de yer alan tek bu yılın tek üniversitesi olurken, Hacettepe ve Ankara üniversiteleri 3 sıralama sisteminde, Ege, İTÜ, İ.D. Bilkent üniversiteleri 2 sıralama sisteminde ilk 500’e girmiş bulunuyor. Gazi, Boğaziçi ve Koç üniversiteleri ise 1 sıralama sisteminde ilk 500’de yer alırken  Sabancı Üniversitesi 2011’de, 1 sıralama sisteminde (QS) ilk 500’e girdiği halde bu yıl 501-1.000 arasına girebilmiş görünüyor. Listeye giren üniversiteler genellikle uluslararası yayın sayısı ve yayın kalitesi nedeniyle sıralamalara girebiliyor ki; İstanbul Üniversitesi, en fazla makale çıkardığı, Nobel alan bir mezunu olduğu ve Science veya Nature dergilerinde yayını olduğu için ARWU’dayer alabildi.

ODTÜ’lü akademisyenler ayrıca, Türkiye’nin en iyi üniversiteler sıralamalarında oldukça başarılı bir noktaya ulaştığını ve Dünyanın en iyi 1000 üniversitesi arasında Türkiye’nin 20 üniversitesi varken Rusya’nın 3, Arjantin’in 3, Mısır’ın 4, Yunanistan’ın 9, İran’ın 10. Avusturya’nın 12 üniversitesi ve 1.2 milyar nüfuslu Hindistan’ın ise sadece 17 üniversitesi olduğu bilgisini paylaşıyorlar.

 

“En iyi üniversite diye bir kavram yoktur”

İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Remzi Sanver’e göre “En iyi üniversite” diye bir kavram yoktur. Çünkü üniversiteler çok sayıda ve çok değişik disiplinlerde yüksek eğitim veren kurumlardır.

Rektör Sanver, üniversite eğitiminin yüzyıllar boyunca çok küçük bir elitin ulaşabildiği bir eğitim düzeyi olduğunu temel olarak felsefe, din eğitimi, tıp ve daha sonraları mühendislik dallarını kapsadığını anlatıyor. Sanver üniversite hakkındaki görüşlerini şöyle açıklıyor: “Üniversite, yalnızca “düşüncenin” araç olarak kullanıldığı, tartışma, çalışma ve araştırma alanının ancak evrensel boyutlarla sınırlandığı “ideal” bir uzamı temsil eder. Son altmış yıldır, önce gelişmiş ülkelerde, giderek de gelişen tüm ülkelerde, küreselleşen dünyada entelektüel üretim yapabilmek, yaratıcı olmak ve rekabet edebilmek için giderek çok geniş kitlelere üniversite eğitimi imkânları sunulmaya başlandı. Bugün, çoğu zaman, üniversite eğitimi bir mecburiyet, profesyonel yaşamda “olmazsa olmaz” bir aşamayı temsil ediyor.”

 

İyi üniversitenin sorumlulukları vardır

İyi bir üniversitenin kendini ispat etmek, geleneklerini oluşturmak, akademisyenler yetiştirmek, araştırmalarıyla, etkinlikleriyle bir müktesebat oluşturmak, mezunlarıyla bir “entelektüel aidiyet topluluğu” haline gelmek gibi hedefleri olması gerektiğini ifade eden Rektör Sanver,  bu durumun ise zamana yayılan ve çok değişik, çok farklı ağırlıklarda etki yapan bir dizi unsurdan etkileneceğini belirtiyor. Sanver: “Çok kısa bir sürede bunların ikmal edilemeyeceği de ayrı bir gerçektir. Bilim dallarına, disiplinlere, duruşuna, mezunlarıyla olan ilişkisine, diğer yükseköğretim kurumlarıyla olan işbirliğine bakarak bir üniversitenin “iyi” olup olmadığını anlamak çok zor da değildir. Üniversiteye girmek isteyen adayların sayısı ve nitelikleri de önemli bir göstergedir” diyor.

 

Çinli öğrenciler için çıktı tanıtım aracına döndü

En iyileri belirleyen kurumlar hakkında bazı bilgiler paylaşan Rektör Sanver,  ARWU’nun dışında, daha değişik göstergeler kullanan Times Higher Education World University Rankings’in ise 2004’ten itibaren oluşturulduğunu bilgisini veriyor. Bu konuda esas olarak 2010 yılından başlayarak daha sofistike unsurlarla çeşitli üniversitelerin performansları ve durumları ölçülmeye başlandığını ifade eden İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Remzi Sanver,  konuya ilişkin şu bilgileri paylaşıyor: “Quacquarelli Symonds adlı özel bir kuruluş da özellikle MBA düzeyinde araştırma yaparak yeni bir sıralama sistemi oluşturdu. BU üç sistem, şu anda çeşitli medya kuruluşlarının sıklıkla başvurdukları bilgi kaynaklarını oluşturuyor.”

Bu sistemlerin, sosyal bilimleri ve diğer disiplinleri ele almakta zorlanmaları ve anglo-sakson üniversiteleri öne çıkarmaları yüzünden, son beş yılda, hem değişik bilim dallarını, hem de değişik ülke ve bölgeleri kapsayan çok sayıda sıralama sisteminin oluştuğuna işaret eden Prof. Dr. Sanver, “Bunların her biri, ayrı eleştiriler aldı. Ancak genel olarak bakıldığında, üniversitelerin performanslarını genel kabul görecek biçimde bir sıralama yapmanın imkansızlığı ortaya çıkmış bulunuyor. Bunun yanı sıra, performans değerlendirmelerinin, üniversitelerin “niteliklerini” ölçmese bile, önemli göstergeler oldukları ve giderek daha fazla kullanılacakları, özellikle tanıtım amacıyla bunun yapılacağı belirginleşiyor.”

 

En iyi ABD ve İngiltere, AB listede zorlanıyor

Dünya çapında açıklanan en iyi üniversite listelerine bakıldığında, ilk 10 arasında daima ABD üniversitelerinin ve İngiltere’den de Oxford ve Cambridge’in girdiğini ifade eden Rektör Sanver, “Dolayısıyla hangi sıralama yapılırsa yapılsın, dünya çapında üne sahip Princeton, Harvard, Yale gibi üniversitelerin başlarda olduğunu görürüz” diyor. Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden üniversitelerin bu sıralamalarda çok zorlandığına dikkat çeken Prof. Dr. Sanver, Sorbonne ve Münich teknik Üniversitesinin ancak ilk elli üniversitede kendilerine yer bulduğunu aktarıyor. Bir üniversitenin ne kadar “iyi” olduğunu anlamak için hangi fakültede, hangi bilim dalında nasıl bir performansı olduğuna bakmak gerektiğini söyleyen Sanver, bu sıralamaların esas olarak akademik yayın, araştırma ve uluslararası kabul gören ödüllere göre değerlendirilmesi gerektiğini, eğitimin bir bütün olarak değerlendirilmesinin ise gerek mezunların gerek iş dünyasının zamana yayılan tepkileri ve değerlendirmeleriyle ölçülebileceğini ifade ediyor.

 

Türk üniversiteleri de zorlanıyor

Bu sıralamalara girmekte eski ve köklü az sayıdaki üniversiteler dışında diğer Türk üniversitelerinin de zorlandığını ifade eden Rektör Sanver, “Ülke olarak zorlanan sadece biz değiliz. Ancak çok geniş üniversite sayısına sahip, çok büyük genç üniversite öğrencisi kitlesi olan, bölgesinde giderek yüksek eğitim için çekim merkezi oluşturan Türk üniversite camiasının yeni yüzyılın rekabet dünyasında kat etmesi gereken daha bir hayli yol olduğunu söylemek mümkün” açıklamasında bulundu.

Rekabetin ve uluslararası öğrenci değişiminin çok büyük düzeylere ulaştığı günümüzde, tüm eksikliklerine ve kısıtlara rağmen bu tür sıralamaların etkili olmaya başladığına dikkat çeken Rektör Sanver şunları söylüyor: “Doğal olarak, lisan ve eğitim sistemi olarak çok değişik görünüm sunan ülke ve bölgelerde, üniversitelerin yeknesak bir değerlendirmeye tutulması kolay değildir. Ne var ki, bu tür değerlendirmeler, akademik yayın dünyasını da tamamen değiştirmiş, uluslararası yayınlar geçmişe nazaran çok daha büyük önem kazanmış, bu tür yayınları yapan ülke ve bölgelerin üniversiteleri de çok daha şanslı hale gelmişlerdir.”

Türkiye’de az sayıda üniversitenin İngilizce eğitimi verdiğini bu üniversitelerin de öğrenci değişimi, ortak diploma, çift diploma gibi konularda önemli avantajları olduğunu anlatan Sanver şunları söylüyor: “Bugünün Türkiye’sinde tüm öğrenci nüfusunun ancak onda biri, tüm üniversite mezunlarının ancak yüzde biri vakıf üniversitesi kökenli, dolayısıyla, mezun başarısı üzerine kurulu değerlendirme sistemleri, bu denli genç bir sistemi anlamlı biçimde ele almakta zorlanıyor. Gene de, araştırma performansı gibi göstergelerin önemli olduğu gerçeği ortada duruyor. ODTÜ bir değerlendirme sistemi oluşturdu, disipline göre değişik sıralama sistemleri de YÖK, TÜBİTAK gibi kuruluşlar tarafından güncelleniyor. Çok değişik alanlarda, girişimcilik ve inovasyon gibi alanları da kapsayacak biçimde sıralamalar yapılıyor.”

 

En iyi üniversiteyi birçok kriter belirler

Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ümran İnan, ‘en iyi üniversite’ sıralamalarında birçok kriterin bulunduğuna dikkat çekerek bunlar arasında, öğretim üyesi başına düşen yayın sayıları, ödüller, kampus olanakları vb. pek çok kriteri sayıyor.

Türkiye’de vakıf üniversiteleri ve devlet üniversitelerinin işbirliği ile akademik üretim ve dünya literatürüne katkının boyutlarının kayda değer artış göstereceğine inandığını ifade eden İnan, Türkiye’de bulunan tüm üniversitelerin ciddi bir akademik üretkenlik gösterdiğini, bu akademik sıçrayışın her geçen gün daha fazlalaşarak eğitim kurumlarını mükemmelliğe taşımaya devam etmesi gerektiğini savunuyor. Bu bağlamda, vakıf üniversitelerinin görevinin, eğitimde ve bilimde mükemmelliği yaşatarak örneklemek ve devlet üniversitelerinin de dolayısı ile aynı doğrultuda kalkınmalarını tetiklemek olduğunu ifade ediyor.

 

Üniversite değerlendirmesi rakamlarla sınırlı kalmamalı

Bir üniversiteyi tek başına bu tür listelerdeki performansa bakarak değerlendirmenin kısır bir değerlendirme olarak kalacağına dikkat çeken Prof. Dr. İnan bunun gerekçelerini ise şöyle açıklıyor: “Çünkü başarılı bir üniversite olmanın ölçütü sadece rakamlara dayandırılmamalıdır. Biz Koç Üniversitesi olarak sadece rakamlara baksaydık sonuçları fazlası ile yeterli görebilirdik. Biz rakamların ötesine de bakmamız gerektiğini düşünüyoruz. Diğer yandan listeler özellikle üniversiteleri daha iyisi için teşvik eden unsurlardan sadece biri olarak önemlidir.”

Üniversiteleri değerlendirirken eğitim sistemini, felsefesini, sunduğu esneklik ve olanakları (rehberlik, kariyer gelişim desteği, değişim programları, çift anadal, yandal vb. gibi) mutlaka incelemeleri gerektiğine vurgu yapan İnan, bunların yanı sıra üniversitenin akademik performansını, yani akademisyen başına düşen makale oranını, uzmanlık derecelerini, aldıkları ödülleri, araştırma performansı da değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

 

Türk üniversiteleri en iyiler arasında

İngiliz Times Higher Education (THE) Kurumu’nun her yıl hazırladığı “Dünyanın En İyi 400 Üniversitesi Sıralaması” bulunduğuna dikkat çeken Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ümran İnan şunları söylüyor: “Bu sıralama, dünyanın en iyi üniversitelerini kapsayan bir sıralama. Bu sene İlk üç sırayı California Institute of Technology, Stanford University ve University of Oxford’un paylaştığı 2012-2103 listesinde 5 Türk üniversitesi olarak Koç, Boğaziçi, Bilkent, ODTÜ ve İTÜ de yer aldı.”

ODTÜ’nün dünya standartlarında eğitim verdiğini, kendi tecrübelerinden yola çıkarak yaşadığını anlatan Prof. Dr. Ümran İnan, ODTÜ’de tamamladığı lisans eğitiminin ardından uzay fiziği alanına büyük bir merak içine girdiğini ancak uzay fiziği alanının ODTÜ’de ve Türkiye’de olmaması nedeniyle Stanford Üniversitesi’ne gittiğini anlatıyor. “Türkiye’de devam ediyor olsaydım bu alanda uzmanlaşmam mümkün olamazdı. Ancak, ODTÜ’de aldığım lisans eğitimimin kalitesini ve değerini Stanford Üniversitesi’ne ilk gittiğim anda fark ettim” diye anlatan İnan şunları ekliyor: ” Stanford Üniversitesi, o zamanlar ODTÜ’deki IBM360 bilgisayarını kullanıyordu ve bunu gördüğümde oldukça şaşırdığımı hatırlıyorum. Demek ki o zamanlar bize, Amerika’daki en iyi üniversitelerden birinde var olan bir teknolojiyi sunuyorlardı.”

Bugün Koç Üniversitesi dahil Türkiye’deki pek çok üniversitenin, dünya çapında araştırmalara imza attığını ve akademik üretim yaptığını ifade eden İnan, konuya ilişkin şunları söylüyor: “Listelerle bu tür çalışmalar görünür kılınıyor. Dünyada Türkiye’nin tanınmasına çok farklı ve önemli bir perspektiften katkı sağlamış oluyor. Ayrıca Türkiye’deki üniversiteler arasında mükemmelleşme tetikleniyor. Türkiye’deki eğitim sistemi ve üniversitelerin yapısı, Amerika’daki sistemden oldukça farklı. Ancak şunu da kabul etmeliyiz ki çok kaliteli bir eğitim sunan ve çok değerli bilim adamlarını bünyesinde barındıran üniversitelerimiz de var. 36 yıl sonra Koç Üniversitesi Rektörü olarak döndüğüm ülkemde başta Koç Üniversitesi olmak üzere diğer üniversitelerin de dünya standartlarında olduğuna inanıyorum. Sıralamaya giren, dünya çapında akademik üretim yapan vakıf ve devlet üniversitelerimiz var. Bu üniversiteler birbirlerine örnek olarak mükemmelliği tetikliyor, Türkiye akademisini ileriye taşıyor.”

 

İyi olan ama radara girmemiş üniversitelerimiz var

Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nurcan Baç’a göre ise, Türk üniversiteleri aslında dünyanın en iyi üniversitesi sıralamalarında hak ettiği yeri bulamıyor. Üniversitelerimizin bu sırlamalarda daha üst sırlarda olması gerektiğini belirten Baç, “Kurumsallaşmış ve uluslararası yayın yayan üniversitelerimiz bu listelere girebiliyor. Bu koşulları yerine getiren birçok üniversitemiz bulunmakta” diyor.

Öte yandan, bu listelerde yer almanın prestij açısından yararlı olduğunu ancak listede olmayıp çok iyi eğitim ve araştırma yapan kurumlarında bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Nurcan Baç, “Sadece bu kurumlar listeleri oluşturanların “radarına” girmemiş durumda” diyerek konuyu açıklıyor. En iyi üniversite listesi açıklayan kurumların, kriterlerini genel olarak web üzerinden taramalar ve e-posta yöntemiyle anketlerle belirlediklerini ifade ederken, örneğin US News & World Report’un verdiği notun yüzde 20 ağırlığının, üniversite yöneticilerinin diğer üniversitelerle ilgili görüşleri ile belirlendiği bilgisini aktarıyor. Rektör Nurcan Baç, ayrıca geçtiğimiz yıl Times Higher Education tarafından kendisine de bir değerlendirme e-postası gönderdiğini ve bu sıralamalar için görüş aldığını açıkladı

Yorum yap