Eğitimdeki bina açığı Kamu-Özel Ortaklığı ile çözülecek

19 Temmuz 2012

Zorunlu eğitimin 12 yıla çakmasının ardından ortaya çıkan bina ve derslik açığı için hayata geçirilecek Kamu-Özel Ortaklığı çalışmaları kapsamında, mevcut eğitim yatırımcıları ile farklı sektörlerden yatırımcılar eğitim sektöründe işletmecilik yapmaya başlayacak.

 

Sağlık sektöründe hayata geçirilen ‘Kamu-Özel Ortaklığı-KÖO’ projesi şimdi de eğitim sektöründe uygulanıyor. Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkmasının ardından ortaya çıkacak derslik açığına çözüm için iki yeni proje üzerinde çalışan Milli Eğitim Bakanlığı, geçtiğimiz aylarda kamulaştırılamayan alanların kiralama yöntemi ile eğitim için kullanılacağına dikkat çekerek, açığın kapatılması için kamu-özel ortaklığı projesini hayata geçireceklerini açıklamıştı.

Bunun için, 14 Eylül 2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevleri yeniden yapılandırılmış, söz konusu yeniden yapılandırmayla, sağlık alanında uygulanan kamu özel ortaklığı projesinin eğitim alanındaki uygulaması için alt yapı oluşturulmuştu.

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından ihtiyaç duyulan bölgelerde hazine arazisi üzerine konsepti Bakanlıkça belirlenmiş proje; özel sektör tarafından yapılması, Bakanlık tarafından arazi için üst hakkı verilmesi, yapım döneminde kamu kaynağı kullanmadan yüklenici tarafından sağlanan öz kaynak ve krediyle yatırımı tamamlaması, inşaatın tamamlanıp binaların teslim alınmasından itibaren mefruşat ve donanınım yüklenici tarafından karşılanması, binaların bakım ve onarımı, temizlik, güvenlik, okul bilgi yönetim hizmeti, kütüphanecilik, spor destek hizmetleri gibi hizmetlerinde sözleşme süresi boyunca yine yüklenici tarafından sağlanmasını içeriyor. Proje kapsamında, eğitim öğretim Millî Eğitim Bakanlığı tarafından diğer hizmetler ise yüklenici tarafından sağlanacak.

 

220 bin dersliğe ihtiyaç var

Eğitim sektöründe KÖO projesi, daha çok derslik açığı nedeniyle uygulanmaya konuyor. Çünkü Milli Eğitim Bakanlığı’nın ‘Eğitim Öğretimde Dönüşüm’ programına uygun olarak; 2016 yılı sonunda (2017 ortalarında) okul öncesi, ilköğretim, orta-genel ve mesleki eğitimde yüzde 100 okullaşma, tüm eğitim öğretim tesislerinde tekli öğretim ve derslik başına 24 öğrenci ile tüm eğitim öğretim tesislerinin modernizasyonunun yapılması hedefine uygun olarak, 220 bin derslik ihtiyacı bulunuyor. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan aldığımız bilgiye göre, her yıl Bakanlığın kaynaklarıyla 25 bin derslik yapılabiliyor. Belirlenen hedefe mevcut kaynaklarla 10 yıl sonra ulaşılabilse bile bazı bölgelerde artan nüfus artışı ve yaşanan göç dolayısıyla bu hedefin yakalanması mümkün gözükmüyor. 2016 yılının sonunda 100 bin dersliğin geleneksel yöntemlerle, kalan 120 bin dersliğin ise KÖO finansman (yap kirala devret) yöntemiyle yapılması halinde tüm okullarda tekli öğretim ve derslik başına 24 öğrencisi olan eğitim binaları (OECD ülkelerinde tekli öğretim ve 20 öğrenci) hedefi yakalanmış olacak.

Bakanlık kendisine ayrılan bütçe ve hayırsever katkılarıyla 2004 yılından buyana derslik ihtiyacının kapatılmasına yönelik büyük çalışmalar yaptığını, zorunlu eğitimin 8 yıla, ardından da 12 yıla çıkarılması ve çağ nüfusunun yüzde 100 okullaşması hedefine uygun yeni derslik ihtiyaçları oluştuğunu dile getiriyor. Her okul binasının eğitim destek alanına (kapalı ve açık spor tesisleri, çok amaçlı salon, büyük ve güncel bir kütüphane, modern bir laboratuvar, bilim merkezi, yüzme havuzu, rasat ve gözlem evi vb.) sahip olması ve bu alanların verimli kullanılması gerektiğini düşünen Bakanlığa göre, her okula bu destek alanları yapılamadığı gibi mevcut uygulamada bu destek alanları diğer okullar tarafından kullanılmak üzere ortak kullanıma da açık değil.

 

Eğitimde fiziksel kalite önemli

Mevcut eğitim kampüslerinde, her okulun ilgili Genel Müdürlüğünden ödenek aldığını açıklayan MEB İnşaat ve Emlak Grup Başkanı M. Mustafa Murat, “Her okulun ayrı bir yöneticisi var, personel okula ait. Her okulun ısı ve enerji merkezi ayrı. Eğitim ve yurt-pansiyon binaları statik, ihtiyaç halinde modüler olarak büyüyemiyor. Tüm bu olumsuzlukları giderecek şekilde; eğitim destek alanlarının ortak kullanımına izin veren ‘esnek ders saatleri’, personelin verimli kullanımına izin veren ‘esnek personel yapılanması’, ihtiyaç halinde yapı blokları arasında geçişe imkân veren ‘modüler ve esnek bina uygulaması’,  ileriki yıllarda olabilecek ihtiyaçlar için ayrılmış ‘rezerv alanlar’,  iç avlu, gri su, yer altı ısı pompaları, güneş enerjisi, yeşil çatı gibi teknolojik detaylara sahip ‘yeşil bina’ konseptine uygun tasarlanmış eğitim kampüslerinin yapılması ve eğitim öğretim hizmetleri dışındaki hizmetlerin de uzun yıllara yaygın sözleşme süresi boyunca yüklenici tarafından yerine getirilmesi halinde eğitimde kaliteyi yakalamak adına fiziksel kalite yerine getirilmiş olacak” diyor.

Eğitimde daha çok hangi kademelerde hangi illerde ne tarz tesislere ihtiyaç olduğunu sorduğumuz Mustafa Murat, göçün ve nüfus artışının devam ettiği özellikle büyük şehirlerde okullarda ikili öğretim ve derslik başına 40-50 öğrenciyle eğitim verildiğini, her okula ait destek alanlarının istenilen standartlarda olmadığını belirtiyor. Özellikle büyük şehirlerde eğitim tesisi yapacak arsa bulunamadığını açıklayan Murat, “Kamulaştırma maliyetleri çok yüksek olup arsa bedeli, üzerine yapılan eğitim tesisinden daha değerli hale gelmiştir. Okul binalarının araziye aplike edilmesinde ileride büyüme öngörülmemiştir.  Mevcut eğitim yapılarımızın büyük bir kısmı 2007’den önce yapıldığından güçlendirilmeleri gerekiyor. Birçok eğitim binası ekonomik ömrünü doldurmuş durumda” diye ihtiyacın sebeplerini anlatıyor.

MEB’in verdiği bilgiye göre, Bakan Dinçer’in talimatı ile İnşaat ve Emlak Grup Başkanlığı koordinatörlüğünde başlatılan fiziksel planlama çalışmalarında okul öncesi ve ilköğretim binalarının yerleşim bölgesi içinde ve yürünebilir mesafede olması prensibi benimsenmiş. Şehir içindeki bazı lise binalarının ortaokul olarak düzenlenmesi ve bu liselerde yeni ihtiyaç duyulan dersliklerle beraber kampüslerin de planlanmasıyla, ortaöğretim yapılarının bir kısmı kampüslerde ilköğretim binaları da yerleşim bölgesi içinde planlanmış olacak. Böylece derslik başına 24 öğrenci ve tekli öğretim hedefine ulaşılacak.

 

Yatırımcıların tepkisi olumlu

Proje kapsamında kampüs yapılacak arsayı Bakanlık belirleyecek. İhale sürecinin teknik olarak nasıl yürütüleceği konusunda Bakanlığın verdiği bilgiye göre, arsa için ihtiyaç programına uygun olarak mimari ön proje ve fizibilite raporu hazırlanarak ihale onayı alınacak. Yurtiçi ve yurtdışındaki iki gazetede ihale ilanı yayınlanarak ön yeterlik ihalesine çıkılacak. Ön yeterlik sonucu yeterli görülenlerden ön projenin geliştirilmesi hizmet tanımlarına ilişkin teknik kalite ve ilk teklifler alınacak. İlk sıralamaya girenlerden son yazılı tekliflerini vermeleri istenecek. Yapılan pazarlık sonucu en düşük kira bedelini teklif edenle müzakereler başlayacak ve ihale sonuçlanacak.

Sektörün proje ile ilgili ilk tepkileri hakkında bilgi aldığımız MEB İnşaat ve Emlak Grup Başkanı M. Mustafa Murat, eğitimde fiziksel iyileştirmenin eğitimde kaliteyle doğrudan ilişkisi olduğunu belirterek, basında yer aldığı kadarıyla ve kendilerine gelen tepkilerden eğitim kampüsleri kurulması olumlu karşılanıyor. Proje ile ilgili, her eğitimcinin hayali olan kampüs türü yapılaşması tamamlandığında özel okulların da fiziki şartlarını iyileştirmeye önderlik edeceği kanaatinin oluştuğunu söyleyen Murat, yabancı ve yerli yatırımcıların ziyaretlerinin sürdüğünü, gerek finans çevreleri gerekse yatırımcılardan gelen tepkilerin olumlu olduğunu dile getiriyor.

Yerli yatırımcıların eğitimde fiziksel bir iyileştirme sağlayacak eğitim yatırımlarına bir sosyal sorumluluk bilinci içinde de yaklaşmalarının önemli olduğuna dikkat çeken Mustafa Murat, “KÖO modeli konusunda detaylı bilgi almak isteyenlere kapımız sonuna kadar açık. Bu model İngiltere’de başlamış birçok Avrupa ülkesinde uygulanmış ve uygulanmaya devam eden bir sistem. Köprüler, yollar, cezaevleri, öğrenci yurtları, hastaneler gibi birçok yatırım KÖO (PPP) yöntemiyle yapılıyor. 15-20-25 yıllık hizmet sözleşmeleri yatırımcılar için cazip bir yatırım aracı. Eğitim kampüsleri ihalelerini takip etsinler ve bu ihalelere talip olsunlar.

Yatırımcı ve finans çevreleriyle yapılan toplantılarla tanıtımı yapılan KÖO finansman modeli konusunda finans çevrelerinin beklentileri alındı ve yapılabilecek kanuni düzenlemeler (KDV muafiyeti, hazine garantisi vb) peyderpey yapılıyor.  Dinamik bir sistem olan KÖO finansman modeliyle ilgili yatırımcı ve finans çevrelerinden gelecek öneriler değerlendirilecek” diyor.

 

Yatırımlar teşvik kapsamında olacak

Bakanlığın eğitim kampüsü projelerinin yapımı için yerli-yabancı ortak girişimcilerin rağbet edeceğine dair beklentisi var. Bugüne kadar Bakanlığa yapılan ziyaretlerden yabancıların gerek finans gerekse yatırım anlamında ilgilerinin devam ettiğini söyleyen Murat, her bir ihale konusu işin 50-100 milyon dolar seviyesinde olması gibi bir talep oluştuğunu açıklıyor. Hazırlanan teşvik paketinde eğitim tesisleri yatırımları nereye yapılırsa yapılsın 5. bölgeye yapılan yatırım gibi değerlendirileceğini vurgulayan Murat, vergi indirimi, SGK paylarının bir kısmının karşılanması, KDV muafiyeti gibi teşvikler getirildiğini, yatırımcıların ve finans çevrelerinin eğitim tesislerine yapacağı yatırımların uygulanacak teşvik paketiyle öncelik sırasında yer alacağını belirtiyor.

Bugüne kadar proje için gelen taleplerin genelde bilgi edinme amaçlı talepler olduğunu ifade eden Murat, KÖO modeli, yatırımcıların alacağı riskler, kamunun yatırımcıya olacak yükümlülükleri, finans çevrelerinin kamudan beklentileri gibi konularda bilgi alındığını sözlerine ekliyor.

 

Yasal düzenlemelere ihtiyaç var

Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız eğitim sektörünün önde gelen kuruluşlarından Kültür Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Ful Akıngüç Över, bu tür projelerin hayata geçirilmesinin diğer sektörlerde olduğu gibi özel okul sektöründe de olumlu karşılandığını belirtiyor. Akıngüç, “Ancak projenin hayata geçirilmesiyle ilgili Ankara’da gerçekleşen ve Sayın Milli Eğitim Bakanının başkanlık ettiği toplantıdaki değerlendirmede katılımcılar proje için bazı yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu ifade etti. Özellikle yurt dışından temin edilecek krediler için sadece milli eğitim mevzuatında değişiklik yapılmasının yeterli olamayacağı ayrıca diğer kanunlarda da bazı yasal düzenlemeler yapılmasına ihtiyaç duyulduğu belirtildi” diyerek yasal boşluklara dikkat çekiyor.

Kurum olarak proje kapsamında yatırım yapmakla ilgili herhangi bir girişlerinin olmadığını söyleyen Över, kamuoyunda gerekli yasal değişikliklerin yapıldığına ilişkin açıklamalar yapılmadığını vurguluyor. Kamu-özel ortaklığı kapsamında özel sektörün okul binası yapıp, işletme hakkını devlete vermesi veya devlet okullarının özel sektör tarafından işletilmesi gibi konuların sağlam yasal mevzuata oturtulması halinde, 52 yıldan beri eğitim sektöründe birikimi olan bir kurum olarak yeni projeleri, fırsatları değerlendirebileceklerine dikkat çeken Över, projenin hayata geçirilmesi ile özellikle ülkemizin kırsal kesimindeki okulların fiziki şartlarında iyileşme olacağını düşünüyor. “Gerçi bunu büyük şehirlerimizin birçok bölgesi için de söyleyebiliriz. Bilhassa kampüs şeklinde düzenlenecek olan eğitim binaları öğrenci ve öğretmenler ile birlikte o bölgede ikamet eden halkın da yararlanacağı iyi ortamlar sağlamış olacak” diye konuşan Över, sektördeki yatırımı ve rekabeti artıracak proje ile eğitimin kalitesinde bir iyileşme olacağına inanıyor.

Över, bununla ilgili de şunları söylüyor: “Öncelikle projenin hayat bulması gerekir. Eğitim kalitesinde iyileşme olacağına kesin gözü ile bakıyorum. Çünkü sınıflardaki öğrenci yoğunluğunun azalması öğrenci ve öğretmenlerin daha iyi ortamlarda ve gerekli eğitim materyalleri ile daha iyi sonuçlar elde edilebileceği belli. Ancak, makro eğitimde mutlaka eğitim, öğretim, eğitim yönetimi ve eğitim teknolojisi gibi konularda, eğitimin niteliğini geliştirecek, kalite güvencesi sistemi getirilmeli.”

Eğitimin ülkemizin geleceğine etkileri bakımından hassasiyeti olan bir hizmet alanı olduğunu ifade eden Över, bu projenin iyi sonuçlar elde edilmesi amacıyla uygulamaya konacağını, yatırımcının vasıflarının çok önemli olduğunu, eğitim yatırımının uzun soluklu bir yatırım olduğunu vurguluyor. “İzlenmesi, gelişmesi, olgunluk seviyesine gelmesi için 10 yıla yakın bir sürenin geçmesi gerekir” diyen Över, kısa dönemli kazanç peşinde olan yatırımcılar için eğitim sektörünün doğru bir seçim olmadığına dikkat çekiyor.

 

Öğretmenler de düşünülsün

Proje kapsamında yapılacak tesislerde, başarılı bir eğitim ortamının hazırlanması gerektiğini de söyleyen Ful Över, binada derslik alanları ile birlikte sosyal alanlar, kültürel, sanatsal, sportif aktivitelerin gerçekleştirileceği mekanlar,  eğitim laboratuarları ile birlikte özellikle uygulama konuları için eğitim materyallerinin bulunması, doğal olarak eğitimin temel öğelerinden biri olan öğretmenler için de rahat bir çalışma ortamı oluşturulması gerektiğinin altını çiziyor.

Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel ise gelecekte devletin eğitim hizmetini belki de özel sektöre devredeceğini, o nedenle eğitim sektöründe KÖO projesi gibi projelere ihtiyaç olduğunu düşünüyor. “Önemli olan eğitim hizmetini kimin yaptığı değil, eğitimin kalitesidir” diyen Yücel, ister devlet eliyle ister özel sektör eliyle olsun hangisi kaliteli eğitim veriyorsa hizmeti o yürütsün istiyor. Devletin sadece denetim yapmasının, kurumları akredite etmesinin yeterli olacağını söyleyen Yücel’e göre aslonan kaliteli eğitim ve erişimdir.

Gelişmiş ülkelere baktığımızda bunu gördüğümüzü belirten Enver Yücel, oralarda eğitim hizmetini sadece devletin yapmadığını, vakıfların ve şahısların da yaptığını, dünyada özel sektörün eğitimdeki payının gittikçe arttığını, ülkelerin kendi yerel değer ve kültürlerine göre sistemler kurduğunu dile getiriyor. Proje ile ilgili MEB’in henüz net ve somutlaşmış bir teşvikinin olmadığını, sunulan fırsatların da henüz net olmadığını ya da yok denecek kadar az olduğunu ifade eden Yücel, “Biz bu yıl 8 yeni kampüs açıyoruz ve bununla ilgili önemli bir destek görmedik” diyor.

 

Ortak kullanım nasıl olacak?

Proje kapsamında özel sektörün yaptığı eğitim tesislerinin ortak kullanımından söz ediliyor. Ortak kullanımın nasıl olacağı konusunda bilgi veren Milli Eğitim Bakanlığı, konuyla ilgili şunları söylüyor: “Mevcut uygulamada eğitim tesisleri eğitim öğretimin tamamlanmasının ardından bir sonraki eğitim öğretimin başlama saatine kadar kullanılmıyor. Sayın Bakanımızca teşvik edilen “Okullar Hayat Olsun” projesiyle okulların mesai saatleri sonunda öğrenci ve velilerce kullanılması yönünde adımlar atıldı.

KÖO finansman yöntemiyle yapılacak eğitim öğretim tesisleri, (ihale şartnamesinde belirlenmek ve elde edeceği gelirlerin bir kısmının kira bedelinden düşülmesi şartıyla) eğitim öğretimin tamamlaması sonrası, hafta sonu, ara ve yaz tatillerinde yükleniciye bırakılabilecek. Özel sektör kabiliyetine bağlı olarak eğitim öğretim destek alanlarından yüzme havuzu, kapalı ve açık spor tesislerinin kulüp oluşturularak öğrenci dışındaki bireylerin kullanımına açılması, çok amaçlı salonun kullandırılması, hafta sonları yeşil alanların piknik alanı olarak kullandırılması yüklenici tarafından yapılabilecek. İhale şartnamesinde belirtilmesi ve arazilerin uygun olması durumunda yüklenici kampüs arazilerinde ticari alanlarda oluşturabilecek.

Kira bedelinin düşürülmesinin yanı sıra “Okullar Hayat Olsun” prensibine uygun olarak yaşayan bir kampüs konsepti oluşturulması hedeflenmiştir. Hizmet şartlarında detayları verilecek olan kampüsteki öğrencilerin veya kampüste yatılı kalan öğrencilerin hafta sonu ya da mesai saati sonunda destek alanlarını bir disiplin dâhilinde ücretsiz olarak kullanma hakları mahfuz olacak.

 

Kamu-Özel Ortaklığı projesi nedir?

KÖO (Kamu Özel Ortaklığı) finansman modeli; Özel sektör finansman kaynaklarının kamu yatırımlarında kullanılması, özel sektörün hızlı karar alma ve bu kararları uygulamaya koyma becerisi, riskin paylaşılması, eğitim öğretim tesisi faaliyete geçirilinceye kadar kamu adına herhangi bir maliyet üstlenilmemesi, ödenek yetersizliği nedeni ile kamuda uzun yılları bulan bina yapım süresinin kısaltılması ve kısıtlı kamu kaynakları üzerindeki yatırım yükünün kira bedeli ödeme düzeyinde uzun yıllara yayılması, eğitim öğretim hizmetleri dışındaki hizmet ve alanların işletilmesinin özel sektöre yaptırılması gibi temel unsurları ve avantajları içeriyor. Kısaca Millî Eğitim Bakanlığı tarafından ihtiyaç duyulan bölgede hazine arazisi üzerine konsepti Bakanlıkça belirlenmiş projenin, özel sektör tarafından yapılması, Bakanlık tarafından arazi için üst hakkı verilmesi, yapım döneminde kamu kaynağı kullanmadan yüklenici tarafından sağlanan öz kaynak ve krediyle yatırımın tamamlaması, inşaatın tamamlanıp binaların teslim alınmasından itibaren mefruşat ve donanınım yüklenici tarafından karşılanması, binaların bakım ve onarımı, temizlik, güvenlik, okul bilgi yönetim hizmeti, kütüphanecilik, spor destek hizmetleri gibi hizmetlerinde sözleşme süresi boyunca yine yüklenici tarafından sağlanmasını içeriyor. Bu uygulamada eğitim öğretim Millî Eğitim Bakanlığı tarafından diğer hizmetler ise yüklenici tarafından sağlanıyor.

 

GÖRÜŞLER

M. Mustafa Murat

MEB İnşaat ve Emlak Grup Başkanı

“Bilgi almak isteyenlere kapımız açık”

KÖO modeli konusunda detaylı bilgi almak isteyenlere kapımız sonuna kadar açık. Bu model İngiltere’de başlamış birçok Avrupa ülkesinde uygulanmış ve uygulanmaya devam eden bir eğitim sistemi.

 

Enver Yücel

Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı

“Henüz somut bir teşvik yok”

Proje ile ilgili MEB’in henüz net ve somutlaşmış bir teşviki yok. Sunulan fırsatlar da henüz net değil ya da yok denecek kadar az. Biz bu yıl 8 yeni kampüs açıyoruz ve bununla ilgili önemli bir destek görmedik.

 

Ful Akıngüç Över

Kültür Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı

“Proje eğitim kalitesini iyileştirecek”

Öncelikle projenin hayat bulması gerekir. Eğitim kalitesinde iyileşme olacağına kesin gözü ile bakıyorum. Öğrenci yoğunluğunun azalması daha iyi ortamlarda daha iyi sonuçlar elde edilebileceği belli.

Yorum yap