Bakan Avcı “dershanelere 2014 yılından itibaren ruhsat yok”

22 Ekim 2013

Yaklaşık 2 yıldır kapandı kapanacak diye tartışmaların gündeminde olan dershanelerin kaderi ile ilgili açıklama nihayet geldi. Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, dershanelerin ruhsatlarının ocak 2014’ten itibaren yenilenmeyeceğini açıklayarak “2014-2015 eğitim sistemi içinde dershaneler olmayacak” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Mart 2012 tarihinde dillendirdiği ‘dershaneler kalkacak’ açıklamasının ardından hayli zaman geçti.  Başbakan her ne kadar bu yönde görüş belirtse de sektör temsilcileri dershanelerin kaldırılacağına inanmıyor ve bunu ‘bu kadar büyük bir sektörü ortadan kaldırmak zordur. Daha önceden de denendi olmadı’  görüşleri ile dillendiriyordu.  Ancak Bakan Avcı, bu konuda bugüne dek yapılmış net açıklamayı paylaşarak “2014 Ocak” ayının dershaneler için son olacağını ortaya koydu.  Bakanlık bu konuda dershane tanımını yasadan çıkarmak ve talep eden okulları özel okul olmaya teşvik etmek suretiyle birkaç yıl içinde dönüşümü sağlamayı hedefliyor.

Yapmış olduğu açıklama kapsamında mevcut durumda eğitimlerin devam edeceğini çünkü geçtiğimiz Ocak ayında alınan ruhsatlarla dershanelerin öğrenci aldığı ve bu nedenle şu anda normal eğitimlerin sürdüğünü belirten Avcı, “Dolayısıyla onlar da haklı olarak Ocak’ta aldıkları ruhsatlara dayanarak öğrenci almışlar, öğretmenlerle sözleşme imzalamışlar, yer kiralamışlar. Bu yıl Haziran ayına kadar eğitimler devam edecek. Ancak 2014 Ocak ayından itibaren ruhsat verilmeyecek” dedi. Avcı, dershane tanımının yasadan da çıkarılması ile birlikte bu kurumların özel okullara dönüşmeleri için teşviklerin olacağını bu konuda da standartlarda ve koşullarda esneme olacağı işaretini verdi. Yıllardır yapılan ‘kapatılacak’ açıklamasının da dershanelere verilen bir mesaj olduğunu söyleyen Avcı, ‘Geçiş sürecinde esneklikler sağlanacak. Farazi söylüyorum, 100 metrekare bahçe şartı varsa 3 yıl için 70′e de razı olacağız ama 3 yıl sonra o şartı sağlaması beklenecek. Teşvik edeceğiz”  dedi.  Buna göre; özel okul olmayı kabul eden dershanelere 3 yıl süre verilecek. MEB bu kurumlara ilk 3 yıl yasal özel okul şartlarını tamamlayamasalar bile göz yumacak. Ancak 3 yılın sonunda tüm şartların tamamlanması istenecek. Bu süreçte öğrencilerin dershane yerine özel okula yönlenmesi hedeflenirken Bakan Avcı’ya göre dershanelerin okul olmasıyla birlikte hem devlet okullarındaki baskı bu alana kaymış olacak hem de öğrenciler iki ücret ödemiş olmayacaklar. Öte yandan bakanlık dershanelerin  ‘etüt merkezi’ adı altında faaliyet yürütmesine de izin verilmeyeceğini açıkladı.

Dershaneler kapatılmaya tepkili

Dershane sektörünün önemli aktörleri ise karara tepkili. Dershanelere ruhsat verilmediği andan itibaren korsan ve kaçak hizmetin patlayacağı kaygıları devam ediyor. ÖZ-DE-BİR Başkanı Faruk Köprülü Gerek ortaöğretime gerekse yükseköğretime geçişte yüksek talep gören okullara ya da bölümlere yerleştirmenin hakkaniyet ölçülerinde yapılmasının son derece önemli olduğunu, sınavların yapılmaya devam ettiği bir sistemde dershanelere duyulan ihtiyacın ortadan kalkmayacağını belirterek, “ihtiyaç varsa kayıt dışı da olsa bu süreç devam eder” diyor. Güven Dershane Sahipleri Derneği Başkanı Aysal Aytaç, daha iyi bir eğitim talebinin insani bir talep olduğunu, dershanelerin kapatılmasıyla bu insani talebin ortadan kaldırılamayacağının altını çizerek şöyle konuşuyor: “Dershanelerin yasadan çıkarılması sektörün kayıt dışına çıkacağı anlamına gelir. Böylece sektör devletin kontrolünden çıkacağı gibi herkes kaybeder.”  Kavram Dershaneleri Genel Müdürü Lokman Kızılörenli ise eğitim sisteminde yapılan değişikliklerin gerçekçi olmadığına işaret ediyor ve SBS örneğinden hareketle şunları söylüyor: “SBS kalktı. Yerine TEOG geldi. 1 (bir)  sınav gitti 12 (on iki)  geldi. Sınav mı kalktı?” Özel okul olursa ne olur. İyi olur. Ülkemizde dershanelere devam eden 1 milyon 200 bin öğrenci olduğunu baz alırsak, bu kadar öğrenci özel okula devam edebilir mi / gidebilir mi? Bu da başka bir ütopya. Bu nedenlerle dershanelerin kapatılması sektörde ve eğitimde son derece sıkıntılı yeni sorunlar oluşturur. İsimlerimiz değişir ve yolumuza devam ederiz”

Dershanelerin kapatılması çözüm değil

Dershaneler kapatılacak mı? Bu sorunun ilk kez 2012 yılında Mart ayında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ”Üniversite giriş sınavlarını da, üniversite hazırlık kurslarını da ortadan kaldırıyoruz”  açıklamasıyla gündeme geldiğini hatırlatan ÖZ-DE-BİR Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Köprülü, bir ihtiyaç sonucu ortaya çıkan dershanelerin eğitim sisteminin önemli bir parçası olduğunu ve eğitim sistemi kapsamında yaşanan sorunların nedeninin dershaneler olmadığını söyledi.

Türkiye’de uzun süredir eğitim sistemini iyileştirmek adına yeni adımlar atıldığını ancak sonuç alınması için gerekli zaman tanınmadan sil baştan yeni bir düzenlemeye gidildiğinden yakınan Köprülü,  bir yandan değişikliklerin bir öncekini tamamlayıcı nitelik taşımaması diğer taraftan da planlamalarda yeterince titiz davranılmaması nedeniyle geliştirilen pek çok projenin tam anlamıyla uygulanmadan raftan kalkmasına neden olduğunu kaydediyor.

Şu anda dershanelerde 100 bine yakın personel ve öğretmenin çalıştığını, 1,5 milyona yakın öğrencinin de dershanelere devam ettiği bilgisini veren Köprülü, dershaneler konusunda yapılacak herhangi bir düzenlemenin çalışan ve hizmet alan tüm vatandaşlarımızı doğrudan etkileyeceğini unutmamak gerektiğinin altını çiziyor. Dershanelerin matbaa ve yayın sektörünün motor güçlerinden olduğunu hatırlatan Faruk Köprülü, “Dershanelerin yapılan düzenlemeler ile yok sayılması ile gerek matbaa sektöründe gerek yayın sektöründe çalışan binlerce kişi, matbaacı, kırtasiyeci, yayıncı ve yazarın bundan etkileneceği de ayrı bir gerçektir.”

 

Yasal alanın dışına çıkmak kayıt dışına yöneltir

Adı ne olursa olsun, bir üst eğitim kurumuna geçmek için uygulanan sınavlar devam ettiği sürece dershanelere duyulan ihtiyacın devam edeceğine olan inançlarını tekrar eden Köprülü, yapılan yasal düzenlemeler ile dershanelerin ve dershanelere duyulan ihtiyacın yok sayılmasının  ‘merdiven altı’ diye tabir ettiğimiz kaçak ve kayıt dışı dershaneciliğin önünü açacağı konusunda  uyarıyor. Türkiye’nin en ciddi ekonomik sorunlarından birinin kayıt dışı ekonomi olduğuna dikkat çeken Köprülü, “Dershanecilik gibi büyük bir sektörün yasal alan dışına itilmesinin Türkiye ekonomisine ciddi zararlar verecektir” dedi.  Dershanelerin dönüştürülmesi gibi bir gündem oluşturmanın yarattığı sıkıntıların bununla da sınırlı olmadığını aktaran Köprülü, “Bu durum öğrencilerimiz, veli ve eğitimcilerimizde yüksek kaygı ve gerilime neden olmaktadır. İyi planlanmadan ve çok sık aralıklarda yapılan değişikliklerin, öğrencilerimizin ders ve sınavlara uyumunda sorunlar yarattığı aşikardır” dedi.

 

Dershaneler günah keçisi olmamalıydı

Dershaneleri ‘eğitim sisteminin günah keçisi’ ilan eden bakış açısından vazgeçilmesi gerektiğini ve eğitim sisteminin temel sorunları üzerine gidilmesi gerektiğini söyleyen Faruk Köprülü, “Sorunların kökenine inilerek yapılacak değişiklikler planlanmalıdır. Yüzeysel uygulamalar yerine eğitimde eşitliği ve kaliteyi artıracak uygulamaların hayata geçirilmesi, özel dershanelere olan gereksinimi zaten azaltacaktır. Bu koşullar sağlandığında özel dershaneler; sınavlara hazırlamaktan çok okulu ve öğrenmeyi destekleyen özel öğretim kurumları olarak çalışmalarını sürdüreceklerdir. Bu nedenle; eğitim sisteminin temel sorunları çözülmediği sürece dershaneler ile ilgili bir dönüşümün gerçekçi olmadığı kanısındayım. Bu dönem başında ortaöğretime geçiş sisteminde yapılan ciddi değişikliğin ardından dershanelere talebin azalmanın aksine artışa geçmesi çizdiğimiz çerçeveye en iyi örnektir.”

Dershaneler kalkarsa kaçak faaliyet yer bulacak

Dershane konusunun sanıldığından daha karmaşık ve zor olduğunu belirten Güven Dershane Sahipleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Aysal Aytaç, öğrenci ve velilerin başarı için tercihen bu kurumlara geldiklerini, bu tercihin en önemli nedeninin dershanelerin başarı grafiğinin yüksek olması olduğunu söyledi. İnsanların her zaman mevcutla yetinmeyip daha iyiye ulaşma isteği içinde olacağını ve birçok ailenin çocuklarının iyi bir eğitim alması için ek eğitim talebi ile dershanelere geldiğini ifade eden Aysal Aytaç,  dershanelerin kapatılmasıyla bu insani isteğin ortadan kaldırılamayacağının altını çiziyor. Bu talebin ortadan kalkmayacağı bir ortamda, bu hizmetin yasal alan dışına çıkarmak suretiyle aslında sektörün kayıt dışına çıkacağını aktaran Aytaç, böylece devletin kontrolünden çıkacağı konusunda uyarıyor.  Dünyada bunun örneklerinin çok fazla olduğunu ifade eden Aytaç, “Örneğin Almanya’da dershanelerle ilgili düzenleme yoktur. Almanya’dan katılan bir görevli yılda 80 milyon saat kaçak ders verildiğini ve vergiden, kontrolden uzak evde, büroda, ajansta verilen bu eğitimlerin cirosunun yaklaşık 4 milyar Euro olduğunu belirtmiştir.”

 

Ek eğitimleri engellemek için geçmişte yasak koymuş ve sonra kaldırmış olan tek ülke Güney Kore olduğunu hatırlatan Aysal Aytaç, “Aynen bizde olduğu gibi öğrencilerin yorulduğu, ailelere ek yük getirdiğinden hareketle 1980 yılında dershaneler yasaklanmıştır.  Dershanelerde yapılan hizmetlerin okulda verilmesi sağlanmış ek eğitim için devlet TV bile kurmuştur. Ancak bireylerin ek eğitim talebi engellenememiş dershane sayısı alınan onca tedbire rağmen hızla artmış ve 2000 yılında dershanelere yasayla tekrar izin verilmiştir. Güney Kore’de yaşanan bu örneğin ülkemiz insanına tekrar yaşatılması doğru değildir.”

Önce kapatacağız deniyor sonra dönüşümden bahsediliyor

Başkanın ısrarına rağmen bürokratların bu konuya bugüne kadar çözüm üretemediklerine de vurgu yapan Aytaç, bugüne kadar göreve gelen her bakanın dershanelerin kaldırılacağını söylediğini ancak zorluğundan kaynaklı kaçındığını belirtiyor. Bu nedenle günümüzde dershanelerin kapatılması yerine ‘dönüştürme’ kavramının telaffuz edildiğini belirtiyor.

Dershanelerle ilgili düzenlemelerin sektörle açık açık konuşulmadığını ifade eden Aysal Aytaç, Haziran ayında torba kanunla dershanelerin kapatılması önerisinin yetkililer tarafından hazırlandığının bilindiğini ancak metnin içeriğinin sektörden sır gibi saklandığını belirtiyor. Bakanın 2014’ten itibaren dershanelerin olmayacağı açıklamasına karşın bunun nasıl olacağı yönünde halen bilgileri olmadığını belirten Aytaç şunları söylüyor: “ Orta öğretime giriş sisteminin düzenlenmesinin aslında dershanelere karşı hazırlandı. Üstelik yeni sistemin eskisinden daha fazla olumsuzluk içerdiği tüm taraflarca bilinmesine rağmen bu düzenleme hayata geçirildi. Eğitimin genel ihtiyaçlarının dikkate alınmadan yapılan düzenlemeler sorun olmaya devam edecektir. Yapılacak tüm düzenlemeler eğitimin ihtiyaçlarını karşılamak zorunda.”

Özel okul yeterli çözüm değil

Dershanelerin dönüşümüyle ilgili olarak önerilenlerin bu dönüşümü sağlamayacağının da tüm kesimlerce bilindiğini ifade eden Aytaç  “Sektör temsilcileri olarak bizler toplumsal taleplerin yok sayılmaması, önemsenmesi gerektiğini düşünüyor ve dershanelerle ilgili olarak yapılacak düzenlemelerin buna göre olmasını istiyoruz” diyor. Aytaç, demokratik toplumlarda talepleri göz ardı etmeden yapılacak düzenlemelerle ancak istenen sonucun alınmasının mümkün olduğunu belirtirken dershanelerin dönüşümü için sadece özel okulun alternatif olarak sunulmasının yanlış olduğunu ifade ediyor. “Gerçekten dönüşüm olsun isteniyorsa aşamalı alternatifler içeren bir çözüm yolu geliştirilmelidir. Sektörde temsil edilen dernekler olarak böyle bir çözüm yolunu Sayın Ömer Dinçer Beye bakanlığı döneminde sunmuştuk. Teklifimizde öncelikli olarak sayın başbakanın önerdiği özel okula dönüşüm alternatifine yer verilmiştir. Arsa tahsisi, öğrenci başına ücret ödenmesi, vergi indirimi, yatırım teşvikleri gibi teşvikler hemen hayata geçirilirse özel okula dönüşme gücü ve cesareti olan bir kısım dershanelerin dönüşümü gerçekleşebilir. Atıl ve problemli bölgelerdeki bazı devlet okulları projesi olanlara verilerek bir kısım dershanecinin daha özel okula kaydırılması mümkündür. Ancak küçük sermaye ile kurulan özel okul açmaya cesareti olmayan dershaneler için iki farklı alternatif önerilebilir. Birincisi İngiliz topluluğuna bağlı ülkelerde İspanya’da olduğu gibi liselerin son sınıfları özel ilgi alanına göre oryantasyon eğitiminin verileceği hale dönüştürülür. Bu eğitimleri isteyenler kendi okulunda isteyenler ise butik okul şeklinde hizmet verecek dershanelerden alması sağlanır. Böylece dershanelerden bir kısmı butik okul şeklinde hizmet verecek üniversite öncesi oryantasyon kurumu haline dönüştürülür.”

Aytaç, özel okula dönüşecek gücü olmayan kurumlar için de çare üretilmesi gerektiğini ifade ederek, “Aksi durumda 4 bine yakın kurumun bina sahipleriyle yaptıkları kira sözleşmelerinden ve binaları eski haline getirme yükümlülüklerinden ve diğer şahıslarla yaptıkları ticari sözleşmelerden dolayı çok ciddi sorunlar yaşayacaktır. Ayrıca kurumlarda görev yapan çoğu öğretmen 100 bine yakın personel işsiz kalacak kurucular bunlara ödeyecekleri tazminatlarla boğuşacak ve yaklaşık 400 bin kişiden oluşan ailelerin gelir kaynağı elinden alınacaktır. İstihdamla ilgili sürekli yeni çarelerin arandığı şu dönemde bu tür bir yola gidilmesi yanlıştır. 4 bine yakın kurumun yaklaşık 1 milyar dolar tutarındaki yatırımı çöpe atılacaktır.”

 

Dershaneler hakkında yanlış kararlar alınıyor

Dershanelerin Türk eğitim sisteminin bir sonucu olduğuna dikkat çeken Kavram Dershaneleri Genel Müdürü Lokman Kızılörenli, dershanelerin eğitimde fırsat eşitliği ilkesine en iyi katkıyı sağlayan kurumlar olduğunu belirtiyor. Dershanelerin ayrıca, liseden üniversiteye geçişte mevcut sistem içerisinde öğrencilerin seviyesini yukarılara çıkaran ve yükseköğretime daha donanımlı öğrenciler gönderen kurumlar olduğunu vurgulayan Kızılörenli, gereken özveri gösterilmeden ve detaylı araştırmalar yapılmadan dershaneler hakkında karar alındığını belirtiyor. Kızılörenli şöyle konuşuyor: “Ebeveynlerin çocuklarının gelecekleri için ellerinden geleni en üst düzeyde yapmaya çalıştıklarını da göz önüne alırsanız ve ülkemizde dershanelere devam eden öğrencilerin sadece sistemin yüzde 10’u olduğunu düşünürseniz dershanelerin orta direğin ve maddi durumu zayıf vatandaşlarımızın hedeflerine ulaşmasında çok önemli aktiviteler yapan kurumlar olduğunu görürsünüz”

Dershaneler kalkarsa yeni sorunlar beklenmeli

Kızılörenli, dershanelerin kapanmasıyla birlikte sektörde yepyeni sorunların ortaya çıkacağını belirtirken şunları söyledi: “Fakültelerin ve liselerin kontenjanları ile bu okulları tercih edenlerin sayısını karşılaştırdığımızda bu sorunun cevabını bulabiliriz. Bu okullara sınavsız öğrenci yerleştirmek bir rüya, ütopyadır. Sınavlar olduğu sürece dershaneler de olacaktır. Sınav olmazsa Kars’taki, Trabzon’daki, Bingöl’deki çocuğumuz Boğaziçi Üniversitesine nasıl gidecek? Dünyada sınavların yapıldığı tüm ülkelerde benzer kurslar mevcuttur. İller arasındaki eğitim düzeyindeki farklar, büyük şehirlerdeki ilçeler arasındaki ve hatta semtler arasındaki eğitim seviyesi farklarını dikkate aldığınızda da dershanelerin bu farkların kapanması için ne kadar önemli bir misyonu yerine getirdikleri gün gibi ortadadır.” Mevcut sistemde bin 500 okul birincisinin doğru dürüst bir yeri kazanacak puan alamadığını hatırlatarak, lise başarısının sınavlarda da kriter olmadığını aktardı.

2013 yılı sınavları incelediğinde 50 bin adayın üniversite sınavında sıfır çektiğini, 350 bin öğrencini 16 net bile yapamayıp barajın altında kaldığının görüleceğini ifade eden Lokman Kızılörenli, “Liselerde verilen eğitim yeterli olsa kim, niçin ekstra kursa gider?  Milli Eğitim rekabet içinde profesyonelce bir eğitim verebilseydi veliler çocuklarını ekstra kurslara gönderirler miydi?”

Öte yandan dershanelerin MEB,  Maliye ve SGK tarafından denetlenen ve göz önünde olan kurumlar olduğunu sıralayan ve 100 bine yakın çalışanı olan ve vergilerini ödeyen bu kurumların kapanması halinde yerlerini korsan kurumların alacağı konusunda uyarıda bulunan Kızılörenli, “Neden belediyelerin yaptıkları ve denetlenmeyen sözüm ona dershaneler ve eğitim danışmanlığı altında hizmet veren sahte kurumlar kimsenin dikkatini çekmez de, yasal kurum olan dershaneler kapatılmaya çalışılır? Bu da aslında cevaplanması gereken son derece önemli sorulardandır. Özellikle büyük şehirlerde göze çarpan eğitim koçluğu adıyla hizmet veren ama aslında kurs merkezleri gibi çalışan yerler neden kimsenin dikkatini çekmez? Bu koçların kaç tanesi psikolog ya da öğretmen kökenlidir hiç merak eden var mı acaba?” Kızılörenli dershanelerin tamamen kapanmasıyla birlikte sektörde yaşanacakları şöyle sıraladı: “100 bine yakın alanında son derece başarılı öğretmenin yanı sıra binlerce görevli memur, güvenlikçi ve temizlikçi işsiz kalacak. Üniversiteye giriş sınavı kaldırılamayacağına göre özel ders sektöründe patlama olacak, devlet 2 milyar dolarlık dershane sektöründen aldığı yüzde 8′lik KDV’yi, Gelir ve Kurumlar Vergisi’ni kaybedecek ve 150 bin civarında SGK’lı primi iptal edilecek, dershaneler kapatılınca Türkiye’nin ciddi üniversiteleri öğrenci alma işini MEB’e emanet etmeyecek, 1960′lardaki gibi her üniversite kendi seçme sınavını yapmak isteyecek, korsan dershane patlaması yaşanacak, maddi sıkıntısı olan ailelerin çocukları iyi isim yapmış üniversitelere gidemeyecek. SBS kalktı. Yerine TEOG geldi. 1 (bir)  sınav gitti 12 (on iki)  geldi. Sınav mı kalktı?” Dershanelerin özel okula dönüştürülme projesi hakkında; “Özel okul olursa ne olur. İyi olur. Ülkemizde dershanelere devam eden 1.200.000 öğrenci olduğunu baz alırsak, bu kadar öğrenci özel okula devam edebilir mi / gidebilir mi? Bu da başka bir ütopya. Bu nedenlerle dershanelerin kapatılması sektörde ve eğitimde son derece sıkıntılı yeni sorunlar oluşturur. İsimlerimiz değişir ve yolumuza devam ederiz” diyor.

 

 

 

 

Yorum yap