Yükseköğretim gündeminde söz sahibiyiz

21 Ocak 2014

Vakıf üniversiteleri büyüdükçe ve sistem içindeki payı arttıkça Türkiye’de yükseköğretimin daha da iyi olacağını ve daha rekabetçi bir yapıya kavuşacağını hep söylüyoruz. Vakıf üniversiteleri son 10 yılda hızla büyüyerek bugün yüksek öğretimden yüzde 10 pay alır noktaya geldi. Bu tabii ki dünyadaki iyi örneklerle kıyaslandığında çok çok düşük. Ancak bu gelişim bile yükseköğretimle ilgili karar verici mekanizmaların artık güncel sorunlara yönelik çözümler üretirken biz vakıf üniversitelerine daha da duyarlı olmalarını sağlıyor. Geçtiğimiz dönemde vakıf üniversitelerinin sıkıntılarına duyarsız kalan karar vericiler yerine bugün sadece vakıf üniversitelerinin değil sistemin genel sorunlarına ortak çözüm arayan yöneticiler görüyoruz. Bu süreçte tabii ki en çok sistemin kendisi ve eğitim imkanlarına erişmeye çalışan genç nüfusumuz kazançlı çıkıyor.

 

Geride bıraktığımız 2013 yılının son ayına girerken YÖK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya ile vakıf üniversitelerini buluşturma imkanı bulduk. Geniş bir katılımla gerçekleşen toplantıya birlik yönetimi olarak çok iyi bir hazırlık yaptık. Gündemdeki konular arasında elemeler yaparak 8 maddelik bir dosya hazırladık. Bu maddeleri ilerleyen sayfalarımızda buluşma ile ilgili haberimizin içinde inceleyebilirsiniz. Öteden beri yükseköğretime girişte vakıf üniversiteleri olarak farklı açılımlar ortaya koyuyoruz. 30 yaş üstü kişilerin üniversiteye sınavsız girmeleri, yılda ikişer defa üniversiteye giriş sınavı yapılması, üniversitelerin ilk yılının –İngiltere’deki “foundation” senesinde olduğu gibi- üniversiteye hazırlık sınıflarına dönüştürülmesi gibi önerileri daha ayrıntılı bir biçimde bu toplantıda paylaşma imkanı bulduk. Başkan Çetinsaya da bizleri dikkatlice dinledi ve notlar aldı. Pek çok konuda paralel bakış açılarına sahip olduğumuzu bu toplantıda bir kez daha gördük.

 

Bu toplantı bir kez daha gösterdi ki vakıf üniversiteleri artık sistemin dışında ve sürekli taleplerde bulunan bir unsur değil, sistemin tam içinde ve önerileri dikkate alınan bir unsurdur. Bu durumunda karşılıklı yoğun iletişimle daha da gelişeceğine inanıyoruz.

 

İdeal Eğitim Dergisi’nin bu sayısında da, YÖK Buluşması gündemindeki konulardan bazılarını daha kapsamlı tartışmaya açıyoruz. ABD sınav sistemi SAT’nin yapı ve tekrar ediş açısından Türkiye için manalı olup olmadığını; 30 yaş üstündekilerin üniversiteye sınavsız nasıl girebileceğini; İngiltere’deki “foundation” senesinin Türkiye’de dershanelerin dönüşümünde bir çözüm olup olamayacağını… Bu haberlerimizi dikkatlice okuyacağınızı düşünüyorum. Bu sayımızda ayrıca ülkemizin en köklü ve büyük üniversitelerinden İstanbul Üniversitesi’nin değerli rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet ile İletişim Koordinatörümüz Nur Sarıkaya’nın yaptığı özel röportajı sizlerle paylaşıyoruz. Keyifle okumanız dileğiyle

 

 

Yorum yap