Dershanelerde dönüşüm süreci başladı

20 Nisan 2014

Yaklaşık iki yıl önce Başbakan’ın ‘dershaneleri kapatacağız’ açıklaması ile başlayan ve o günden bu yana gündemden düşmeyen, dershaneler konusunu da içeren Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapan Kanun nihayet resmi gazetede yayınlandı. Peki, şimdi dershaneleri nasıl bir dönüşüm süreci bekliyor?

Son zamanların en çok tartışılan konularından biri olan dershanelerle ilgili düzenlemeleri de içeren kanun tasarısı nihayet geçtiğimiz Mart ayı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Yasanın Resmi Gazete’de yayınlanması ile eğitim alanındaki yeniliklerin yanı sıra dershanelerin kaderi de belirlenmiş oldu. Yeni çıkan bu kanun içeriğinde yer alan düzenlemeler arasında en çok dikkat çeken konu tabii ki de yaklaşık 1,3 milyon öğrenciye hizmet eden ve sayısı 3600 civarında olan dershaneler…

Türkiye’de aynı zamanda büyük bir pazar haline gelen dershanelerde bugün 60 bin öğretmen ve 30 bini aşkın görevli istihdam ediliyor. Dolayısıyla yapılacak düzenlemeler ülkenin çok büyük bir kısmı üzerinde etkili olacak. Özellikle dershane sahipleri, öğrenciler, eğitimciler dönüşüm sürecinin başrollerini oynuyor. Konu ile ilgili ÖZ-DE-BİR Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Köprülü “Yapılan düzenlemelerde dershanelerle ilgili gelinen noktaya baktığımızda görüyoruz ki bu konuda yaptığımız uyarılar ve önerilerin hiçbiri yasa hazırlanırken dikkate alınmamış. İki yıl boyunca ya biz kendimizi ifade edememişiz ya da anlaşılmak istenmiyoruz. Kırk yıldır bu sektörün içinde olan bir dershaneci olmamdan öte bir eğitimci olarak, bu yasanın doğuracağı vahim sonuçlardan endişe duymaktayım.” diyerek bu sürece eleştirel bir değerlendirmede bulunuyor.

 

‘Dershane’ tanımı kanundan çıkarılıyor

Kanunla Özel Öğretim Kurumları Kanunu’ndan “dershane” tanımı çıkarıldı. Bu şekilde Milli Eğitim Bakanlığı onayıyla ortaöğretime veya yükseköğretime giriş sınavlarına veya bu sınavlar kapsamındaki derslere hazırlık niteliğinde kurs açılması da imkan dışına çıkarılıyor.

“Okul” tanımı, kanunda, “Özel eğitim, okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim ile Bakanlıkça dönüşüm programına alınan kurumlardan 2018-2019 eğitim öğretim yılının sonuna kadar faaliyetleri devam eden ortaöğretim özel okulları” şeklinde yeniden yapılıyor.

“Çeşitli kurslar” tanımı da değiştirilerek bu kursların ortaöğretime veya yükseköğretime giriş sınavlarına hazırlık niteliğinde olmamak kaydıyla: kişilerin sosyal, sanatsal, sportif, kültürel ve mesleki alanlarda bilgi, beceri, dil, yetenek ve deneyimlerini geliştirmek, isteklerine göre serbest zamanlarını değerlendirmek amacıyla faaliyet gösterebilecekleri hükme bağlanıyor. Yani kurslar, özellikle yetişkin eğitimi alanında KPSS, SMMM, AÖF, DGS, ALES gibi eğitimler ya da yabancı dil ve Bilgisayar eğitimi gibi konularda hizmet verebilecek.

Final Dergisi Dershanesi Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda TÖDER Başkanı İbrahim Taşel, “Biz TÖDER olarak başından beri dershanelerin Türk eğitim sistemi içinde önemli bir yeri olduğunu, öğretimin önemli açıklarını kapattığını anlattık. Bu kurumların okullara alternatif olmadığını, tamamlayıcı kurumlar olduğunu çeşitli platformlarda dile getirdik. Ancak bu sürecin sonunda “Dershanelerin dönüştürülmesi”ni öngören yasa çıktı. Bu yasayla “dershane” tanımı sistemden çıkarıldı. Bunun yerine kurs, etüt eğitim merkezi ve geçiş döneminde açılacak liselerle ilgili hükümler konuldu. Kanunla ilgili yönetmelikler henüz hazırlanmadığı için bu kurumların nasıl yürüyeceğine dair ayrıntılı bilgiler de yok. Bundan sonra ilk iş olarak yönetmelikler hazırlanacak. Bizler de TÖDER olarak bu çalışmalara katkı sağlayacağız.” açıklamasında bulunarak dönüşüm sürecine dahil olacaklarını belirtiyor.

Bu süreçte okula dönüşmek isteyen kurumlar ile ilgili açıklama yapan Taşel’in verdiği bilgiye göre okulların 2018-2019 öğretim yılının sonuna kadar faaliyet göstermesi öngörülüyor. Yani Eylül 2015’te dershanelerin kapanmasının ardından dört yıl daha “dershane işlevini de görecek okullar” devreye girecek. Bu okullarda yaklaşık 40 saatlik lise programının yarısı, yani 20-25 saati yüz yüze diğeri de uzaktan öğretim modeliyle gerçekleşecek, kurumlarda çift öğretim modeli kullanılacak. Böylece aynı sınıfın iki kez kullanılması sağlanacak. Bu da maliyeti diğer özel liselere göre yarıya düşürecek. Daha geniş bir gelir dilimine sahip olan aileler bu okullardan yararlanabilecek. Burada öğrenci hem o yılın derslerine hem de üniversite sınavlarına hazırlanacak. Böylece bu kurumlar iki işlevi birden yerine getirecek; hem hazırlık çalışması yapacak hem de diploma verecekler.

 

Yasada etüt merkezleri de yeniden düzenlendi

Yeni yasa ile birlikte öğrenci etüt eğitim merkezleri, 12 yaş ve altındaki öğrencilere yönelik olarak faaliyet gösterecek şekilde yeniden düzenlenecek. Bu düzenleme kapsamındaki ilkokul, ortaokul, lise ve özel eğitim okulları için 1 Eylül tarihinden sonra verilen kurum açma izinleri, ertesi eğitim öğretim yılından itibaren geçerli olacak. Her ne ad altında olursa olsun, eğitim ve öğretim sunmak amacıyla yürütülen faaliyetler Milli Eğitim Bakanlığı’nın izin ve denetimine tabi olacak ve MEB tabelasız kurum açılamayacak. Ayrıca bu faaliyetleri yürütenler, özel öğretim kurumları için bu düzenlemede öngörülen kurallara uymakla yükümlü olacak. Merkezler sınava hazırlayamayacak.

Final Dergisi Dershanesi Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Taşel “Etüt merkezleri daha çok öğrencilerin, anlamadığı dersler, çözemediği sorular ya da zorlandığı projeler konusunda yardım aldığı kurumlardır. Yeni düzenlemeyle bu kurumlara en fazla 12 yaşına kadar öğrenciler alınabilecek. Tabii ki bu sınırlama bazı sorunları da beraberinde getirecek. 7. ve 8. sınıflardaki öğrenciler bu kurumlardan yararlanamayacak. Hatta öyle bir durum olacak ki aynı sınıfta okuduğu halde okula erken başlayan öğrenci etüt alacak ama geç başlayan öğrenci kayıt yaptıramayacak. Aynı sınıf içindeki öğrenciler için bu ciddi bir çelişki oluşturacak. Bu nedenle yaş sınırının yanı sıra öğrencinin kaçıncı sınıfta olduğu kriterine de ihtiyaç var.” diyerek doğabilecek sorunların altını çiziyor.

 

Dershanelerdeki eğitim personeli memur kadrosuna atanacak

Düzenlenen yasa ile birlikte dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinde eğitim personeli olarak çalışan ve sigorta primi ödenmiş çalışma süresi 1 Ocak 2014 tarihi itibarıyla en az 6 yıl olanlar, KPSS’ye girme şartı aranmaksızın bakanlıkça belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde yapılacak sözlü sınavlarda başarılı olmak kaydıyla memur kadrolarına atanma hakkı kazandı. Kanuna göre, dershaneler ve öğrenci etüt eğitim merkezlerinde çalışan ve emeklilik, yaşlılık, malullük aylığı almayan eğitim personeli, gerekli şartları taşımaları halinde öğretmen unvanlı memur kadrolarına atanabilecek. Atamalarda, KPSS şartı aranmayacak ve sözlü sınavda başarılı olmak yeterli sayılacak. Kadro ve ihtiyaçlar dikkate alınmak suretiyle, belirlenen hizmet bölge ve hizmet alanlarında istihdam edilecek eğitim personeli, sağlık özrü hariç 4 yıl süreyle başka bir yere atanamayacak ve bakanlıkta istihdam edilenleri, ayrıldıkları özel eğitim kurumlarından kıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyecek.

Faruk Köprülü “Yaklaşık 50 bin dershane öğretmeninin 5 bini kimya 5 bini fizik öğretmeni. Devletin her yıl atadığı fizik, kimya öğretmeni ise her biri için 150 civarında. Bu tabloda dershane öğretmenleri ne kadar sürede nerelere yerleştirilecek bu bir soru işareti… Ayrıca KPSS’ ye girmiş ve atanmayı bekleyen 300 bin öğretmen varken, dershane öğretmenlerini, hem de sadece mülakatla (yani eleme kriterleri net olmayan bir sınavla) devlete alacağım demek yeni haksızlıklara neden olmayacak mı?” diyerek farklı bir noktaya da parmak basıyor. Eğitim öğretimle ilgili bunca sorun varken, Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde hala öğretmen açığı sürerken, okular ve bölgeler arası eğitim kalitesinde çok büyük farklılıklar devam ederken, bir üst kademe eğitime geçiş hala bu kadar sınav odaklıyken bu yasanın eğitimin hiçbir yarasına merhem olmayacağını belirten Köprülü, “İki yıldır her fırsatta dile getirdiğimiz gibi; fırsat eşitliği ülkemizin her köşesinde, devlet okullarında tam olarak sağlandığı ve eğitim kalitesi artırıldığı takdirde vatandaşlarımız niye üstüne para ödeyerek çocuklarını bir de dershaneye göndersin? Eğitimin temel sorunları çözüldüğü takdirde dershanelere olan talep azalabilir. Bu düzenlemeler yapıldığında en başta biz bunun destekçisi olacağız. Ancak üzülerek belirtmek isterim ki;  bu yasa eğitimin temel sorunlarından hiçbirine çözüm getirmemekle birlikte, aksine eğitim sistemimizi siyasi hesaplaşmaların kurbanı haline getirmektedir.” açıklamasında bulunuyor.

 

Dönüşüm süreci

Dershanelerin kapatılması ile ilgili torba yasaya göre, dershane statüsünde hizmet veren tüm kurumların çalışmaları durdurulacak. Özel okula veya başka bir özel öğretim kurumuna dönüşmek isteyen kurumlara ise hükümetçe arsa ve bina desteği sağlanacak. Özel okula dönüşme talebinde olan dershaneler, geçiş sürecinde açık lise ya da özel okulların diğer türlerine dönüştürülecek. Özel okula dönüşüm için gerekli ölçütleri de içeren dönüşüm programı, ayrıntıları ile Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bir yönetmelikle ortaya konulacak ve bu yönetmelikle belirlenecek şartları karşılamayan kurumlar kapatılacak.

Yasada “dershaneler, anaokulundan liseye kadar her kademede okula dönüşebilir” deniliyor. Kavram Eğitim Kurumları Mütevelli Heyeti Başkanı Bahattin Durmuş “Dershaneler, bahçesiz binalarında olsa olsa liseye dönüşebilirler. Çünkü lise öğrencisi daha çok iyi bir üniversiteye girme telaşındadır. Bunu da en iyi dershaneden dönüşen liseler yapabilir.” diyerek farklı bir noktaya dikkat çekiyor. “Biz Kavram Dershaneleri olarak kendi bakış açımızla biçimlenen bir modeli uygulamayı öngörmekteyiz.” diyen Durmuş, mevcut okul örneklerine bakıldığında iki tür örnek gözlemlediklerini söylüyor:

  1. Genel lise konseptini uygulayanlar (Yabancı dil, etkinlik kulüpleri, sosyal ve kültürel aktiviteler, geziler, resim, müzik, beden eğitimi çalışmaları)
  2. Hem lise diploması vermeyi amaçlayan, hem de üniversite hazırlığa odaklanan akademik liseler (Yabancı dil, etkinlik kulüpleri, sosyal ve kültürel aktiviteler, geziler, resim, müzik, beden eğitimi çalışmaları yapmayan rehberlik ve sınav odaklı okul tarzı).

Bu mevcut örneklerden birincisini uygulamayı düşünmediklerini belirten Durmuş, ancak birincisinin orta vadede uygulanmasını düşünebileceklerini fakat ikincisinin “Kavram Okulları”nda uygulanabilir bir örnek olduğunu belirtiyor.

 

Dershanelerin dönüşebileceği lise türleri

Bahattin Durmuş, yaptığı açıklamada özel öğretim kurumuna dönüşme sürecinde dershanelerin şu dört lise türünden birine dönüşebileceğini söylüyor:

TEKNO – AKADEMİK LİSESİ (Çok Programlı Hazırlık Lisesi)

Durmuş’a göre bazı kurumlar, hem teknik okul, hem ticaret lisesi, hem imam hatip lisesi ve hem de akademik lise türlerini aynı çatı altında uygulayabilirler. Böylece öğrenciler istek ve istidatlarına göre hangi lise türünde okumak istiyorlarsa lisenin o programında okurlar. Örneğin “Bilgisayar Programcılığı”,“Mahalli İdareler”, “Muhasebe”, “Kız Meslek Lisesi” veya “İmam Hatip Lisesi” eğitimine yönelebilir. Aynı okulda bazı öğrenciler ise Sayısal, Türkçe-Matematik ya da Sözel alanı seçerek akademik lise eğitimi alabilirler.

Mesleki bölümler kendilerine getirilen ek puan olanaklarından yararlanarak, alanlarıyla ilgili fakültelere yönelebilir, diğerleri ise genel bazda istediği bölümü tercih edebilirler. Aynı zamanda bu okulların mesleki bölümlerinden mezun olanlara, bulunulan bölgede iş olanakları da sağlanarak, okul bir çekim merkezi haline getirebilir.

 

MESLEKİ VE TEKNİK LİSE

Bazı kurumlar, sadece Teknik Lise ve Ticaret Lisesi türünü uygulayabilirler. Bu okullar akademik liseyle ilgili eğitim yapmaksızın doğrudan meslek eğitimi verirler. Elbette yeni yönetmelik gereği 9. ve 10. sınıflarda ortak dersler okutulacak. 11. sınıftan itibaren gerçekleşecek alan seçimi ile meslek eğitimi yapılacak. Bölgedeki insanların tercihleri hem meslek edinme, hem de üniversite sınavına hazırlanma yönünde ise bu okul türü tercih edilebilir. Tekno-Akademik Lise’de bu okullarda da geçerli olacak. Yine bu okullar da mezunlarına iş olanakları sağlayabilecek. Türkiye’de özel meslek liseleri var ancak bu tür okullar Türkiye genelinde yaygın değil ve büyük şehirlerde özellikle İstanbul’da yoğunlaşmış durumda. Bu nedenle farklı bölgelerdeki il ve ilçelerimizin ihtiyaçlarına yanıt veremiyor.        “Meslek Liseleri” bu ihtiyacı giderecek.

AKADEMİK LİSE

Yine Bahattin Durmuş’un fikrine göre bazı kurumlar, sadece Akademik Lise türünü uygulayabilirler. Çünkü ona göre dershanelerin kapatılması, “sınavlarda yüksek puan alma ihtiyacını” ortadan kaldırmamakla beraber aksine bu ihtiyacı daha da artırmakta.

AÇIK LİSE YA DA DÖNÜŞÜMLÜ LİSE

Bazı kurumlar da Açık Lise ya da Dönüşümlü Lise türünü uygulayabilirler. Dönüşümlü Lise “Açık Lise” formatında hizmet verir. Bu liselerde günde 5 saatten haftada toplam 25 saat eğitim verilir. Bu eğitimler gün bazında dönüşümlü gerçekleştirilebilir. Farklı seanslarda aynı günde 2 ayrı grupla ders yapılabilir. 50 saatlik eğitimin 25 saatlik bölümü örgün eğitim, diğer 25 saatlik bölümü “Uzaktan Eğitim” ile gerçekleştirilebilir.

 

Dershaneciler eleştiriyor

İbrahim Taşel, “Eğitim sisteminde önemli değişmeler hatta sıkıntılar gözlenebilecek. İlk sıkıntı, öğrenciler için bir ihtiyaç olan okul dışı destek çalışmalarının illegal alanlara kayması ihtimali. Dünyada hiçbir alan boşluk kabul etmez. Özel destek alma ihtiyacı kayıt dışı kurumlarla da devam eder. Zaten şu anda da yasal kurumların en az yarısı kadar da merdiven altı kurumlar var.” açıklamasında bulunuyor ve ekliyor: “Biz TÖDER olarak dershanelere olan ihtiyacın eğitim sisteminin doğal akışı içinde azaltılabileceğini düşünüyoruz. Avrupa’nın ve dünyanın her bölgesinde okul dışı eğitim kurumları vardır. Sınavların olup olmaması, öğrenci ve yığılma fazlalığı bu gerçeği değiştirmiyor. Türkiye’de de okul dışı destek kurumları her zaman var olacaktır. Önemli olan bunların niteliğini ve eğitime olan katkısını iyileştirmektir. Sözün özü dershaneye olan ihtiyaç yasayla ortadan kalkmaz. Ama ortada çıkan bir kanun var. Bununla ilgili hukuki çözümlemeler henüz bitmiş değil. Önemli olan, bu değişikliklerin ülkemiz eğitimi ve gençliğimiz için olumlu sonuçlar doğurmasıdır.”

ÖZ-DE-BİR Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Köprülü ise “En başından beri, sanki devlet teşviklerle özel okula dönüşmek isteyen dershaneleri mağdur etmeyecek düzenlemeler öneriyor ama bizler bunu kabul etmiyormuşuz gibi bir algı oluşturulmak isteniyor. Yasada özel okullara verilecek teşvikle ilgili ifadelerin son derece muğlâk olduğunu, ilgili tüm maddelerin “yapılabilir-edilebilir” şeklinde ifade edildiğini belirtmek isterim. Kimse kimseyi kandırmasın! ‘Özel okul olun, olamıyorsanız anaokulu, etüt merkezi olun’ diyerek, kamuoyunda ‘biz olanak sağlıyoruz onlar dönüşmüyorlar’ algısı yaratılmak isteniyor. İmkânı olanların bahsi geçen kurumlara dönüşmesinde zaten bir engel yoktu. Demek ki imkânları yok da dönüşmüyorlar. Dönüşemeyenlerin bu duruma göre Eylül 2015’te dershanelerinin kapısına kilit vurulmuş olmuyor mu?” diyerek dönüşüm sürecindeki teşvik problemine dikkat çekiyor ve konu ile ilgili Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarının verdiği haklar çerçevesinde tüm kanuni yollara başvuracaklarını söylüyor. “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin benzer konulara ilişkin emsal kararları mevcut. Ancak temenni ediyorum ki, biz iç hukuk çerçevesinde bu sıkıntılarımızı çözelim ve konuyu AİHM’e taşımak zorunda kalmayalım. Haklarımıza ilişkin yasal dayanaklarımızı çoğaltmak mümkün, bununla ilgili kapsamlı raporlar da hazırlattık. Yasal haklarımızla ilgili ciddi çalışmalar yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Son olarak şunu hatırlatmak isterim: Dünyanın hiçbir yerinde yasa ile kapatılmış eğitim-öğretim kurumu yok.” diyerek bundan sonraki süreçte izleyecekleri yolu da ifade ediyor.

 

Bahattin Durmuş

Kavram Eğitim Kurumları Mütevelli Heyeti Başkanı

Biz Kavram Okulları olarak hem lise diploması veren hem de üniversiteye hazırlık odağında olan bir okulun modelinin uygulanabilir olduğunu düşünüyoruz.

 

Faruk Köprülü

ÖZ-DE-BİR Yönetim Kurulu Başkanı

Biz, adı ne olursa olsun, bir üst eğitim kurumuna geçmek için uygulanan sınavlar devam ettiği sürece dershanelere duyulan ihtiyacın da devam edeceği kanaatindeyiz.

 

İbrahim Taşel

Final Dergisi Dershanesi Yönetim Kurulu Başkanı

Türkiye’de de okul dışı destek kurumları her zaman var olacaktır. Önemli olan bunların niteliğini ve eğitime olan katkısını iyileştirmektir.

 

Kanuna göre:
- Dershane ve öğrenci etüt merkezleri, eğitim öğretim faaliyetlerine 1 Eylül 2015′e kadar devam edebilecek, 2018/2019 eğitim öğretim yılı sonuna kadar özel okullara dönüşecek.
- Talim ve Terbiye Kurulu üyeleri, müsteşar yardımcısı, genel müdür, inşaat ve emlak grup başkanı ve grup başkanı ile il müdürlerinin görevi, bu düzenlemenin yayımı tarihinde sona erecek.
- Dershanelerdeki eğitim personeli, KPSS şartı aranmaksızın, sözlü sınavda başarılı olmaları kaydıyla öğretmen unvanlı memur kadrolarına atanabilecek.
- Dönüşüm sürecinin bitiminde, dönüşme talebinde bulundukları örgün eğitim kurumunun gerekli şartları karşılayamayanların kurum açma izinleri iptal edilerek, faaliyetlerine son verilecek.

 

Yorum yap