Dershanede dönüşüm özel okulları nasıl etkiler?

14 Temmuz 2014

Dershanelerin 1 Eylül 2015 itibariyle temel liselere dönüştürülmesi öngörülüyor. Bu dönüşümün özel okul pazarını ciddi ölçüde etkileyeceği bir gerçek. Peki özel okullar bu dönüşüme nasıl bakıyor?

Öğrenciler ve veliler için eğitimin zorunlu bir uzantısı olarak görülen dershaneler, 1 Eylül 2015 tarihi itibariyle kapanıyor. 1965 yılında kabul edilen Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile kuruluş ve işleyişlerini düzenledikten sonra hızla yaygınlaşan dershaneler, aradan geçen 50 yıl boyunca çok tartışıldı. Ancak tartışma bundan sonra farklı bir boyuta taşınacak çünkü dershanelerin dönüştürülmesi ile birlikte kamuoyundaki özel okul algısı da değişecek.

Dershanelerin dönüşmek için, 1 Eylül 2015 tarihine kadar başvurmaları gerekiyor, aksi takdirde ruhsatları iptal edilecek. Bu zamana kadar 77  başvuru yapıldı. Sürenin dolmasına bir yıldan daha uzun bir zaman olduğunu göz önünde bulundurursak, bu sayının daha da artacağı aşikar…

 Nasıl bir özel okul?

Çocuklarının özel okulda eğitim almasını isteyen veliler için bu noktada kaçınılmaz soru şu: Nasıl bir özel okul? Eğitim öğretimin yanı sıra, sanata, spora teşvik eden, öğrencilerin sosyalleşmesine yönelik çalışmalar yapan özel liseler mi; sınavlardaki başarıya odaklanan dönüşmüş dershaneler, yeni adlarıyla temel liseler mi?

Velilerin ve öğrencilerin dönüşüm gerçekleşmeden net bir yorum yapmaları zor ancak eğitim sektörünün içinde olan, özel okullar denildiğinde ilk akla gelen isimlerin konu hakkında söyledikleri, önümüzdeki süreçte yaşanabilecek durumlara şimdiden ayna tutuyor.

Çocukların öncelikleri göz ardı edilecek

Atatürk’ün çağrısı üzerine cumhuriyeti kuran kadroların önderliğinde 1928 yılında kurulan Türk Eğitim Derneği’nin Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu, halihazırda özel okulların eğitim öğretim faaliyetlerini daha çok test çözmeye yönlendirdikleri, bir nevi dershaneleştikleri bilinirken, bunun dershanelerin özel okula dönüşmesinin teşvik edilerek devlet eliyle yapılmasının birçok olumsuzluğu beraberinde getireceğini düşünüyor. Özel okullar ve dershanelerin farklı amaç ve işlevlere sahip kurumlar olduğunu ancak sınav ve sıralama odaklı yaklaşım sürdüğü müddetçe velilerin özel okullardan beklentilerinin dershanelerden beklentilerine paralellik göstereceğini söyleyen Pehlivanoğlu, “Yapısı itibariyle özel okullar, en genel tabirle ‘müşteri memnuniyeti’ üzerine kurgulanmıştır ve kendiliğinden oluşmuş bir hesapverebilirlik mekanizmasına sahiptir. Özel okullar, veliler tarafından her açıdan ve mütemadiyen denetim altındadır. Dönüşüm modeli ile öğrenci ve velilerin gözünde özel okul algısının tümüyle değişeceği aşikardır. Söz konusu süreç velinin okulu tercih etme sebeplerini değiştireceği gibi, bunun en büyük yansıması okulların öncelikli yatırım alanları üzerine olacak. Velilerin çocuklarını özel okula göndermelerinin en önemli sebepleri arasında çocuğun akademik gelişiminin yanı sıra sosyal, fiziksel ve ruhsal gelişimine yardımcı olacak etkinlikler geliyor. Dershanelerin olmadığı bir eğitim sisteminde ise bu öncelikler çoğunlukla göz ardı edilecek, okulların odak noktası akademik gelişim ve hatta sınavlara hazırlık üzerine yoğunlaşacak.”

Sınıflandırmanın nasıl olacağı belli değil

Dershanelerin dönüşümü konusunda özel okulları direkt olarak ilgilendiren bir başka konu da, özel okulların sınıflandırılmasına yönelik. Şu anda bu sınıflandırmanın nasıl olacağına dair kesin bilgiler yok. Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı, Haziran ayında yaptığı açıklamada, “Sanki oteller gibi, bir yıldızlı, iki yıldızlı, üç yıldızlı, beş yıldızlı tasnifi yapılacakmış gibi algılandı. Bu doğru değil. İşin doğrusu şudur; dershanelerin okula veya başka eğitim kurumlarına ve tabii bu arada özel okullara dönüştürülmesi sürecinde birtakım teşvikler öngörüyoruz. Bu teşviklerin hangi kurumlara, hangi ölçütlerle verileceğini belirleyebilmek için onları tasnif etmemiz gerekiyor. Dolayısıyla okullarımızı, otel gibi yıldızlamak için değil, teşviklerden yararlanacak özel okullarımızın hangi teşviklerden ne oranda yararlanabileceklerini nesnel olarak ölçebilmek için böyle bir sınıflandırmaya ihtiyacımız var. Bu okullarımıza giden öğrencilerimizin sınıflandırılması anlamına gelmez, tam tersine okullarımızın hangi düzeyde desteğe ihtiyacı olacak, okullarımız hangi düzeyde teşvik almaya hak kazanacak, bunları belirlemek için yaptığımız bir çalışma. Özel okullar arasında rekabeti teşvik eder mi bu? Edebilir, bir ölçüde o da yararlı olur ama asıl bizim için okulları sınıflandıracak olan okullarımızın akademik başarılarıdır. Her okul zaten ancak akademik başarısıyla diğerlerinin önünde olmakla övünebilir. Onu da nesnel kriterlere bağlamak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” demişti.

Haksız rekabet özel okulları zorlayacak

Bakan Avcı açıklamasında, bu teşvikin özel okullar arasındaki rekabet açısından yararlı olduğunu belirtiyor. Günümüzde 41 ilde 858 üyesi bulunan Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Eş Başkanı Yusuf Tavukçuoğlu ise, bu durumun haksız rekabet yaratacağını söylüyor, “Dönüşümün özel okullar açısından olumsuz ortam yaratacağı açıktır. Velinin okuldan beklentisinin değişmesi kaliteyi etkileyecek. Buna bağlı olarak dönüşüm okulları ile özel okullarımız arasında her açıdan büyük farklılıklar var. Örneğin yönetmeliklerle dönüşüm okullarına sağlanan ayrıcalıklar, mevcut özel okullarımız açısından haksız ortam oluşturacak. Haksız rekabet koşulları özel okullarımızın varoluş nedeni olan eğitimi olumsuz etkileyecek ve yeni dönemde özel okullarımızı zorlayacak.”

Okullar fiyat rekabetine girecek

Selçuk Pehlivanoğlu ise konuyu farklı bir açıdan değerlendiriyor ve okullar arasında fiyat rekabeti olacağına dikkat çekiyor, “Dershanelerin özel okullara dönüşüm süreci, bu kurumlar arasında bugüne kadar bir rekabet ortamı yarattı. Okul sayısının artması, okullar arasındaki altyapı farklılıkları bu rekabeti hem besleyecek hem de okulların fiyat rekabetine girmelerine yol açacak. 2014 yılı itibariyle Türkiye genelinde özel okula giden öğrenci oranının yüzde 4 civarında olduğu biliniyor. Bu oran, Türkiye’de özel okullara duyulan ihtiyaç ile ilgili de ipucu veriyor. Özel okula dönüşen dershanelerin çoğu fiyatlarını belirlerken bu gerçeği göz önünde bulundurmak zorunda kalacak. Birkaç yıl içinde dershanelerden dönüşen özel okulların hangilerinin varlıklarını sürdüreceği, hangilerininse iflas edeceği ortaya çıkacak.”

Öğrenci teşviği maliyetin bir buçuk katı

Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Ömer Faruk Yelkenci, Resmi Gazete’de yayımlanan Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’ne ilişkin yaptığı açıklamada, kanunun çıktığı tarihte faal olan bütün dershanelerin, dönüşüm için başvurabileceğini, eğitim öğretim desteğinden faydalanabileceğini, taşınmaz desteğinden ise kanunun yayımı tarihinden en az 3 yıl kurucu çoğunluğu aynı kişiye ait olan dershanelerin yararlanabileceğini, ayrıca, ne kadar çok dershane bir araya gelirse taşınmaz teşviğinde o kadar öncelikli olacaklarını söyledi. Öğrenci başı eğitim öğretim desteği konusunda da açıklama yapan Yelkenci, “Teşvikle ilgili minimum kontenjanı derslik başına 12; genel anlamda da derslik başına en fazla 24 öğrenci olarak belirledik. 12 ila 24 arasında bir boşluk varsa, yani 24′e kadar ne kadar boşluk varsa o kadar öğrenciye, eğitim öğretim desteğini belirleyeceğimiz kriterlerle beraber, ailesinin durumu, başarı durumu ve okulun durumu, okulun başarısı, okulu ve öğrenciyi ayrı ayrı planlayarak merkezi bir şekilde vereceğiz. Öğrenci teşviklerinin miktarı ile ilgili olarak bir tebliğ yayınlanacak. Öğrenci başına verilecek teşvik, öğrencinin gideceği kurum türü itibariyle devlete maliyetinin bir buçuk katını geçemeyecek. İlgili genel müdürlüklerin, Maliye Bakanlığı’nın ve ilgili kurumların görüşlerine göre okul öncesinde, ilkokulda, ortaokulda, lisede bir öğrencinin devlete maliyeti ortaya çıkmış olacak. Örneğin ilkokul için bu maliyet 2 bin lira ise verilecek teşvik 3 bin TL’yi geçemeyecek” dedi.

Yazın sonunda kesinleşebilir

Bakan Avcı ise çalışmaların süreciyle ilgili olarak yaptığı açıklamada kesin bir tarih vermemekle birlikte, yaz aylarında yoğun bir şekilde çalışacaklarını söylemişti, “Bunlar tek başına yürüyen süreçler değil. Dershanelerin dönüşüm süreci de bunun içerisinde, teşvik süreci de bunun içerisinde, yabancı dil eğitiminin kalitesinin artırılması, öğretmenlerin yeterliliklerinin artırılması gibi konular da bunun içerisinde. Bunlar hep birbirini besleyen, birbirini tetikleyen, birbirini güçlendiren veya erteleyen konular. ‘Şu tarihte şunu yapacağız, ondan sonra bunu yapacağız’ değil, birlikte yürüyen süreçler bunlar. Ama bu yazı bu bakımdan çok yoğun geçireceğiz.

Uzun yıllar tartışılacak

Açıklamalarda da görüleceği üzere dershanelerin dönüşümü, eğitime etkileri, özel okullarla rekabet gibi konuların çokça tartışılacağı bir sürecin içindeyiz. Veliler ve öğrencilerin şu anki önceliği, dershaneler kapandığında sınavlara hazırlığın nasıl olacağı yönünde ancak 1 Eylül 2015 tarihinden itibaren onlar da dönüşümle birlikte özel okulların eğitim kalitesi tartışmasının içine girecekler; dolayısıyla bu konu önümüzdeki yıllarda da gündemden düşmeyecek gibi görünüyor.

 

Yusuf Tavukçuoğlu

Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Yönetim Kurulu Eş Başkanı

Mevcut özel okulların yapısı bozulacak

Milli Eğitim ilkeleri anlamında dershanelerin kaldırılması doğru bir karar olmakla birlikte, öncelikle dershane ihtiyacı ortadan kaldırılmalıdır. Bununla birlikte, dershanelerin okula dönüştürülmesi kararı sorunu ortadan kaldırmayacağı gibi, çok daha karmaşık hale getirecek. Nedeni ise, ülkemizde uygulanmakta olan sınavların varlığı sürdüğü müddetçe, velilerin okullardan beklentileri sınavlara dönük olacak. Bu da okulları, gerçek amacı olan eğitimden uzaklaştıracak. Velilerin beklentilerinin karşılanamaması ülkede yeni eğitim sorunlarına yol açacak. Bu nedenle, şu aşamada dershanelerin okullara dönüşümü eğitim sorunlarını çözemeyeceği gibi, mevcut özel okullarımızın yapısının bozulmasına da neden olacak.

Mekanik bireyler yetişecek

Kuruluş hedefleri farklı kurumlar olan dershanelerin temel amacı, öğretim bazında öğrencileri sınavlara hazırlamak. Özellikle de test tekniklerini kavratma yöntemi ile bu hedeflerine ulaşmaya çalışıyorlar. Ancak, bünyelerindeki öğrencilerin eğitimleri konusunda, her ne kadar rehber öğretmen ve psikolojik danışmanlarla çalışsalar da, bu birimlerdeki kişiler, bilgi ve birikimlerini öğrencilerin sadece sınav öncesi kaygılarını giderme doğrultusunda değerlendiriyor. Öğrencilerin davranışsal – kişisel gelişimleri, akran ilişkileri, aile bireyleri ile yaşadıkları olumsuzluklar, ergenlik sorunları, vb. konularda gereken destek hizmeti verilmiyor. Eğer bireyi yetiştirmek, topluma kazandırmak amaçlanıyorsa, öncelikle kişisel – ruhsal gelişim önemsenmelidir. Bu yaklaşımın sonucunda,  özgüveni olan, sorgulayan, sosyal bir bireyi akademik anlamda yetiştirmek hiç de zor olmayacaktır. Çalışma sistemleri açısından öncelikleri öğretim olan dershanelerin, eğitim bazında özel okulların yapısına uyum sağlamaları düşünülemez. Gelecekte toplumda mekanik olarak yetişmiş, kişisel anlamda yetersiz bireyler çoğunlukta olacaktır.

 

Selçuk Pehlivanoğlu

Türk Eğitim Derneği Genel Başkanı

Günü kurtarmaya yönelik bir çözüm önerisi

Bilindiği üzere dershaneler, merkezi ve çoktan seçmeli sınavlardan ibaret kademeler arası geçiş sisteminin bir sonucu olarak eğitim sistemimizde yer buldular ve varlıklarını onlarca yıldır bu ihtiyacın yansıması olarak sürdürüyorlar. Her yıl sınava giren 1 milyonun üzerindeki öğrencinin rekabete dayalı sistem içerisinde dershaneyi asıl önceliği olarak görmesi de, sistemin neden dershaneler üzerinden yürüdüğünü daha net açıklıyor. Tüm bunlar göz ardı edilerek, bütün dershaneleri kapatmanın mümkün olmadığı bir piyasada, dershane sahiplerinin mağduriyetini engellemenin ötesinde bir amaç taşımayan, dönüşüm adı altında günü kurtarmaya yönelik bir çözüm önerisi sunuluyor.

Velilerin öncelikli talebi sınavlara hazırlık

Gündemde yer alan bir diğer başlık da özel okulların sınıflandırılması olarak karşımıza çıkıyor. Bilindiği üzere, ülkemizde­ki okulların kalite ölçütleri mevcut değil. Bu ölçütlerin belirlenmesi, hesap verebilirlik mekanizmasının bir par­çası olarak eğitimin standartlaşmasına ve kalitenin tüm öğretim kademelerin­de bütünsel olarak ele alınmasına katkı sağlamak için önemli bir adım olarak değerlendirilebilir. Ancak bu dönüşüm süreci ile birlikte, velilerin öncelikli talebi öğrencilerin sınava hazırlanması olacak. Velilerin eğitimdeki nitelik anlayışının bu çerçevede şekillenmesi ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın öncelikli amacının nitelik arayışı olmadığı göz önünde bulundurulduğunda, olası sonuçlar dikkate alınmalıdır.

Dershanelerin dönüştürülme süreci özellikle bir reform olarak lanse ediliyor. Fakat ön hazırlığı olmaksızın, pilot çalışmalar yapılmaksızın, eğitim kurumları arasında müfredat, kalite ve nitelik denkliği sağlanmaksızın gerçekleştirilecek olan bir ‘reform’ girişiminin ne kadar başarılı olacağı tartışmalıdır.

 

 

Yorum yap