Vakıf üniversiteleri “Torba”ya sığmadı

14 Temmuz 2014

Geçtiğimiz haftalarda üniversitelerimiz yoğun bir şekilde tercih günlerine hazırlanırken, gündemimiz bir anda değişti. TBMM gündemine gelmesi için Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanmış “Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” vakıf yükseköğretim kurumlarının neredeyse özerkliğine son verecek ve hatta “devletleştirecek” maddeler içeriyordu.

Yeni bir yükseköğretim yasası ile vakıf üniversitelerinin özerkliğini daha da güçlendirelim diye yoğun bir uğraşı verirken tam tersi istikamette bir çalışma ile karşılaşmak bizi büyük bir hayal kırıklığına uğrattı. Hemen yönetim kurulu olarak toplandık ve konuyu genişletilmiş bir toplantıda enine boyuna değerlendirdik. Toplantıdan çıkan ortak kanı, bu tasarının çok aceleye getirilmiş ve işin taraflarına danışılmadan hayata geçirilmiş bir çalışma olduğu yönündeydi. Bunu hazırlayanların vakıf üniversitelerinin sistemi hakkında bilgi eksiklerini gidermek için hemen Ankara’ya TBMM Sağlık Komisyonu’na gittik. Orada Komisyon Üyeleri ile uzun süren toplantılara katıldık ve ilgili maddelerdeki sıkıntıları dile getirdik. Öte yandan konu ile ilgisi olabilecek diğer komisyonların üyeleri ve bazı milletvekilleriyle de görüşmeler yaptık.

Bu yoğun çalışmalarımız sonucunda ilk hedefimize ulaştık ve ilgili maddelerin alt komisyona çekilmesini sağladık. Bahsi geçen üç maddeden ikisi alt komisyona çekildi. Dergimizin yayına hazırlandığı bu günlerde alt komisyonun çalışmaları daha neticelenmemiş olsa da aldığımız duyumlara göre bu maddelerin vakıf üniversitelerine zarar verecek yönleri revize edilerek üst komisyona iletilecek hale getirildi. Ümit ediyoruz ki “vakıf üniversitelerinin özerkliğine son” anlamına gelen  bu maddeler tasarıdan temizlenmiş olsun.

Bu süreçte yoğun bir çaba gösteren yönetim kurulu üyelerimiz Dr. Mustafa Aydın ve Levent Uysal başta olmak üzere hukuki konularda hazırlıklarımızı yapan Mansur Topçuoğlu, bize Ankara’da yardımcı olan Selçuk Pehlivanoğlu ve Yalçın Zaim’e teşekkürlerimi tekrar belirtmek istiyorum. Yaşadıklarımız gösterdi ki eğer vakıf üniversiteleri olarak birlik olup daha yakın bir çalışma yürütürsek kazanımlarımızı koruyabilir ve daha da genişletebiliriz. Aksi halde bu tür durumlarla daha sık karşılaşıp elimizdeki kazanımları da kaybedebiliriz. Bu kayıplar da şüphesiz sadece vakıf üniversitelerinin değil, Türkiye yükseköğretiminin kayıpları olur.

Birlik halinde geleceğe beraber yürüme dileklerimizle…

 

 

Yorum yap