Yükseköğretimde fırsat eşitliğini vakıf üniversiteleri sağlıyor

16 Ekim 2014

Türkiye’de üniversitede lisans eğitimi almış olmak bir birey için geleceğini belirleyen en önemli unsurdur. Hangi üniversitede hangi programda okuduğu, bu bireyin geleceğini en çok belirleyen unsurların başında gelir.
Her ne kadar son on yılda kişi başına düşen gelirde 3 bin dolarlardan 15 bin dolarlara gelmiş bir ülkede yaşıyor olsak da gelir dağılımımızdaki dengesizliğin önemli ölçüde giderilememiş olması yükseköğretimi bireylerin geleceği için en önemli fırsat haline getiriyor.

 

Ülkenin daha az refah ulaşmış veya daha az istihdam sağlanan bölgelerinde ve sosyal gruplarında iyi yükseköğretim sahibi gençler hem sosyal olarak hem de ekonomik olarak içinde bulundukları dar çemberin dışına daha rahat çıkabilir konuma geliyorlar. Yükseköğretimlerini tamamladıktan kısa süre içerisinde bir iş sahibi olabiliyorlar ve ailelerinin de sosyo-ekonomik imkanlarını geliştirebiliyorlar. Yükseköğretim imkanlarına yeterince erişemeyen gençler ise kısa sürede başka bazı sorunların içinde buluyorlar kendilerini…

 

Ancak şunu da biliyoruz ki devlet üniversiteleri uzun bir süredir hem üniversite adaylarına yeteri miktarda imkan yani kontenjan yaratma hem de yaratsalar dahi onlara gerçekten rekabet avantajı sağlayacak yükseköğretim imkanlarını sağlamakta büyük kısıtlar içerisindeler. Açık öğretim ve ön lisans kontenjanlarını dışarıda tuttuğunuz zaman devlet üniversitelerinin örgün öğretimde kontenjan yani fırsat yaratmak noktasında yetersiz kaldığını görüyoruz. Vakıf üniversiteleri ise bu noktada önemli bir rolü üstlenmiş durumdalar. Hem devlet üniversitelerinin adaylara sağlamakta sıkıntı çektiği kontenjanları yaratmada hem de başarılı adaylara bu alanda burs sağlamada vakıf üniversiteleri büyük bir rol üstlenmiş durumda.

 

Her ne kadar vakıf üniversitelerinin tam burslu olarak destek verme yükümlülüğünde oldukları öğrenci sayısı toplam öğrencileri içinde yüzde 10 oranında olsa da fiiliyatta bu oranın yüzde 30’un üzerine çoktan çıkmış olduğunu görüyoruz. Devlet üniversitelerinde ücretsiz eğitim imkanları olsa da eğitim hayatları boyunca maddi desteğe ihtiyacı olan adaylar için vakıf üniversitelerinin sağladıkları burs olanakları bu parlak öğrencilere önemli bir fırsat eşitliği sağlamaktadır. Hem de bu vakıf üniversitelerinde sağlanan ortalama eğitim kalitesi bir devlet üniversitesinde sağlanan şartlardan daha yukarıdadır. Bu kurumların Türkiye’de ilk yayıldığı ve sistemin emekleme aşamasında olduğu dönemlerde hem adayların hem de merkezi karar vericilerin gözünde bu kurumların kalite yönünden algı sorunları vardı. Ancak daha geçtiğimiz gün açıklanan TÜBİTAK’ın en yenilikçi ve girişimci üniversiteler araştırması gösteriyor ki bu listede ilk 10 üniversitenin 5’i vakıf üniversiteleridir. Vakıf üniversiteleri artık yükseköğretimde kaliteli eğitime erişme konusunda fırsat eşitliği arayan adaylar için önemli bir alternatiftir.

 

Bu fırsat eşitliğini geleceğimiz olan gençlere daha geniş imkanlarla, daha yüksek kalitede ve daha çok yayabilmemiz için vakıf üniversitelerinin hem sayılarının hem de kontenjanlarının artmasını sağlamalıyız. Tabii ki bu artış belli akreditasyon sistemlerinin denetiminde kaliteli bir artış olmalıdır ancak geçtiğimiz 10 yıl bize göstermiştir ki bu kurumlar gelişirken her zaman ortak kaliteyi yukarıya çeker bir yarış içerisinde olmaktadırlar.

 

Bu yazı vesilesiyle yeni akademik yılın tüm gençlerimize yeni ufuklar açacak daha geniş fırsatlar getirmesini dilerim.

 

Rifat Sarıcaoğlu

Vakıf Üniversiteleri Birliği Başkanı

Yorum yap