Dershanede eski sisteme devam mı?

3 Kasım 2015

Dershanelerin kaldırılması amaçlanırken; yeni yönetmelik ile ‘özel temel liseler’, ‘özel eğitim kursları’ ve ‘etüt eğitim merkezleri’ kurulmasının önü açıldı. Uzmanlardan bazıları eğitimdeki sorunların daha da arttığını belirtirken bazıları ise gelinen noktadan memnun.
Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nde yapılan değişiklik 8 Ağustos 2015 tarihli Resmi Gazete’de yayınlandı. Yeni yönetmelikten, dershanelerin kaldırılması amacıyla çıkılan yolun sonunda herkesi şaşırtan bir sonuç çıktı. Yönetmeliğe göre; dershanelerin yerine lise öğrencileri için ‘Özel Öğretim Kursları’, mezunlar için ‘Temel Lise Takviye Kursları’ getirildi. Her kurum MEB’nın belirlediği 8 ders grubu arasından istediği 3′ünü seçerek kurs açabiliyor. Yeni yönetmeliğe göre bundan sonra ‘dershane’ sistemi özetle şöyle işleyecek:

 

Dershane yerine kurs

Özel öğretim kursları, kişisel gelişim kursları, meslek edindirme ve mesleki gelişim kursları ile yetenek kursları başlığında 4 yeni ‘kurs’ türü belirlendi. Buna göre, eski sistemdeki dershanelerin yerini bundan böyle ‘Özel Öğretim Kursları’ alacak. Bu kurslarda Türk dili ve edebiyatı, matematik, fizik, kimya, biyoloji, tarih, coğrafya ve felsefe başlıkları altında 8 bilim grubunda ders verilecek. Her bilim grubu da kendi içerisinde I, II, III, IV ve V şeklinde 5 kategoriye bölünecek.

Yönetmeliğe yeni giren kişisel gelişim kurslarında, yabancı dil ve açıköğretim öğrencileri için; meslek edindirme kurslarında bilgisayar, muhasebe, güzellik ve cilt bakımı, modelistlik ve stilistlik, turizm ve otelcilik, insan kaynakları ve sekreterlik, televizyon, radyo, spikerlik, emlakçılık, reklamcılık, sigortacılık ve iş makinesi operatörlüğü alanlarında; yetenek kurslarında ise müzik ile dans ve bale kursları verilebilecek. Bunların dışında programında sadece teorik konulara yer veren ve uygulama dersliğine ihtiyaç duymayanlar başka bazı kurslar da açılabilecek.

Dershanelerin yerini alacak Özel Öğretim Kursları, yeni yönetmelikte, ‘Kişilerin, bakanlıkça belirlenmiş bilim gruplarına uygun eğitim ortamlarında öğrenim seviyelerine, ilgi ve isteklerine uygun öğretim programları doğrultusunda, bilgi, beceri, yetenek ve deneyimlerini geliştirdiği, serbest zamanlarını değerlendirdiği ve benzeri eğitimlerin verildiği kurslar’ şeklinde tanımlandı. Bu kurumların, daha önce tartışmalara neden olan ‘üniversite sınavına öğrenci hazırlama’ misyonunu engelleyecek yeni bir ifadeye ise yönetmelikte yer verilmedi.

 

3 bilim grubu seçilecek

Yeni sisteme göre Özel Öğretim Kursları yalnızca lise öğrencileri ve mezunlarına yönelik olacak. Liselere geçiş sınavı olan TEOG’a hazırlık için ise öğrenciler, bu kurslara değil, etüt eğitim merkezlerine başvuracak. Yeni yönetmelikle etüt merkezlerine getirilen 12 yaş sınırı ve ücretsiz olma şartı yeni yönetmelikle kaldırıldı. Etüt merkezlerinde ilkokul öğrencileri de ders alabilecek.

Özel öğretim kursu olarak yollarına devam etmek isteyen kurumlar, MEB’nın belirlediği 8 bilim grubunun, Talim Terbiye Kurulu (TTK) tarafından onaylanan çerçeve programına uyacak. Kurumlar, en fazla 3 bilim grubunu seçerek, bu alanlarda kurs verebilecek.

Temel liseler de, aynı şekilde bakanlığın oluşturduğu bilim gruplarından en fazla 3′ünden, lise mezunlarına sadece Cumartesi günleri kurs verebilecek. Temel liseler, kendi öğrencileri için de valilik izni ile sadece hafta içinde ve ders saatleri dışında olmak üzere takviye kursları açabilecek.

 

Günde en fazla 8 saat

Lise son sınıf öğrencileri de dahil olmak üzere, tüm zorunlu öğrenim çağındaki çocuklara uygulanacak öğretim programları sabah saat 07.00 ile 19.00 saatleri arasında olmak zorunda olacak. Kurslarda her bir program için haftada en az 3, en fazla 8 saat ders verilebilecek. Öğretim yılını oluşturan 1 yıllık süre içinde de en az 18, en fazla 36 hafta öğretim yapılabilecek.

Temel liseler ve Özel Öğretim Kursları’nda öğretim programlarının süresi ve içeriği, bakanlık tarafından onaylanmadan değiştirilemeyecek. Temel Lise Kursları ile Özel Öğretim Kursları’nın sınıf mevcudu 16′yı geçemeyecek. Daha önce dershanelerde sınıf mevcudu sınırlaması 30′du. Kurslarda her öğrenim seviyesi için ayrı sınıflar oluşturulacak. Temel liselerin 12. sınıfları için ayrılan kontenjan kotası yüzde 30′dan yüzde 40′a çıkarıldı. Böylece örneğin 500 kontenjanlı bir temel lisenin artık 150 yerine 200 öğrenciyi 12. sınıfa kaydetme hakkı olacak.

Özel Öğretim Kursları aynı binada birden fazla bilim grubundan kurs açabilecek. Böylece fiilen bu kurumlar eski dershaneler gibi aynı binada pek çok dersi birden öğrencilere verebilecek. Kurumun kurucusu eğer kuruculuk şartlarını kaybederse, 3 ay içinde kurumu devretmek zorunda olacak. Adli ve idari soruşturma sonucunda kurumu sürekli kapatılan kurucu 5 yıl geçmeden tekrar kurum açamayacak.

Özel Öğretim Kursları ve temel liselerde kazanımların ölçülmesi amacıyla açık uçlu soruların da yer aldığı ücretsiz sınavlar yapılacak. Bu sınavlar, kurumlar tarafından sadece kendi öğrencilerine yönelik olacak ve dönemin başında, ortasında ve sonunda olmak üzere senede 3 kez yapılacak. Sınav sonuçlarının analizi yapılarak kursiyerlere geri bildirim yapılacak.

 

Suriyeliler için düzenleme

Türkiye’de sığınmacı durumunda olan Suriyelilere yönelik de bir düzenlemeye gidildi. Buna göre bu durumda olan öğrencilerin kurslara kayıt olabilmesi için emniyetten alınacak 6 ay süreli ikamet izni yeterli olacak. Öğrenim vizesi istenmeyecek.

 

Öğrenciye ‘Pazar’ yasağı

Yönetmelikle sadece yeni kurslara değil, öğrencilere de alacakları kurs hizmeti ile ilgili sınırlama getirildi. Öğrenciler hafta içi ders saatleri dışında ve/veya hafta sonları sadece Cumartesi günleri kursa gidebilecek. Okulla herhangi bir nedenden dolayı ilişiği kesilen lise öğrencileri kursa da gidemeyecek.

 

MEB, sistemden takip edecek

Lise son sınıfa kadar kurslara giden tüm öğrencilerin MEBBİS kayıtları e-okulla ilişkilendirilecek. Yani MEB, kursa giden öğrencileri, sistem üzerinden sürekli takip edecek.

2015-2016 eğitim öğretim yılında yeni sisteme göre kurs açacak kurumlar, aralık ayının sonuna kadar programlarını onaylatmak zorunda olacak (Kaynak: Milliyet Gazetesi-Ayşegül Kahvecioğlu).

 

“Çözülmeyen eğitim sorunları”

Özel Dershaneler ve Özel Öğretim Kurumları Birliği Derneği (ÖZDEBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Köprülü, yeni bir öğretim yılına çözülmeyen eğitim sorunları ve bunlara eklenen yeni sorunlarla başladığımızı belirterek yaşanan süreç hakkında şu bilgileri veriyor: “Hatırlanacağı gibi özel dershanelerin özel öğretim kurumlarına dönüşmeleri, dönüşemeyenlerin kapanmaları 14 Mart 2014’te yürürlüğe giren 6528 sayılı Yasa’yla kabul edilmişti. 18 Nisan 2014’te Anayasa Mahkemesi’ne taşınan ve Mahkemenin 14 Mayıs 2014′teki toplantısında esastan görüşülmesine karar verilen bu Yasa’nın itiraza konu maddeleri 14 ay sonra Anayasa Mahkemesi’nin 13 Temmuz 2015 tarihli toplantısında görüşülmüş ve Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nda yer alan, dershanelerin özel öğretim kurumları kapsamından çıkarılması ve mevcut dershanelerin faaliyetlerinin 1 Eylül 2015 tarihine kadar devam edeceğine ilişkin düzenlemeler iptal edilmişti.

Anayasa Mahkemesi, bu kararından önce 8 Temmuz 2015 tarihinde sektör temsilcisi olarak ÖZDEBİR’i davet etmiş ve Kurumum adına Anayasa Mahkemesi Heyeti önünde; Türkiye’de dershaneciliğin gelişim süreci, dünyada dershanecilik ve ek eğitim hizmeti veren kurumlar, dünyada eğitim kurumlarının yasayla kapatılmasının örneğinin olmadığı, ülkemizde de dershanelere ihtiyacın devam ettiği ve yasayla kapatılmaması gerektiği gibi bu ve buna benzer daha birçok konuya değinerek dershanelerin devamını savunmuştum. Burada yeri gelmişken AYM üyelerine, birçok kurumun dönüştüğünü, verilecek kararın her ne olursa olsun mutlaka bir diğer tarafın bundan zarar göreceğini, mahkemenin kararının çok gecikmiş bir karar olduğunu ifade ettiğimi de belirtmek isterim.

Yüksek Mahkemenin konu hakkındaki gerekçeli kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonra MEB tarafından gerekli düzenlemelerin yapılacağı bildirilmiş, 8 Ağustos 2015 tarih ve 9439 sayılı Resmi Gazete’de, Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapan Yönetmelik yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Dönüşen kurumlarımızın gecikme nedeniyle mevcut durumlarıyla kalması talepleri, dönüşemeyen kurumlarımızın haklı olarak dershanelerin devamını arzulamaları ikilemi bizleri de gerçekten çok zorlamıştır. Bir yanda dönüşüm sürecine dahil olan kurumlar, diğer yanda dönüşüme şu ya da bu nedenle dahil olamayan/olmayan kurumlarımızın durumları karşısında sürecin ÖZDEBİR açısından da ne kadar zor bir süreç olduğunu kamuoyunun ve özel öğretimcilerimizin takdirine sunuyorum.”

 

“Kurumlar hak kayıplarına uğradı”

Yayınlanan yönetmelik değişikliği ile gelinen noktada henüz dönüşümünü gerçekleştirmeyen dershanelerin, ‘Özel Temel Liseler’in yanı sıra ‘Özel Öğretim Kursları’na ve ‘Etüt Eğitim Merkezleri’ne dönüşebilmelerinin yolu açılmıştır.”

Özel dershaneciler olarak bugüne değin eğitim sistemindeki değişiklikler karşısında zarar görseler, maddi kayıplara da uğrasalar değişen koşullara göre eğitim hizmetlerini sürdürmeye çalıştıklarını belirten Köprülü,  ancak bu son düzenlemelerle pek çok kurumun önemli hak kayıplarına uğradığının özellikle altını çiziyor.

MEB yetkililerinin açıklamalarına göre; Kanun’un yayımlandığı 14 Mart 2014 tarihinde faal olan 3 bin 530 dershaneden özel öğretim kurslarıyla beraber 2 bin 536’sının dönüşüm programına başvurduğu, dönüşüm sürecinden ayrılmalarla 2 bin 191 dershanenin programda kaldığı, başvuru yapan bu kurumlardan bir kısmının dönüşüm kabulüne ilişkin onay süreci ve güncelleme işlemlerinin devam ettiği, dönüşüm okulu olarak açılan 1463 kurumdan 1221′inin temel lise, 12′sinin okul öncesi kurum, 15′inin ilkokul, 210′unun ortaokul, 5′inin Anadolu lisesi olduğu,  programa girerek, temel lise ve diğer dönüşüm okullarına dönüşen ve kapanma taahhüdünde bulunan dershanelerin 1 Eylül  2015 itibarıyla kapanma işlemlerine başlandığı belirtildi.

 

1339 dershane sistem dışı kaldı

Köprülü, açıklanan bu rakamlardan -işlemleri devam edenlerden kaçının sürece dahil edileceği belli olmamakla birlikte ve tümü sürece dahil edilse dahi- şu ya da bu nedenle en az 1339 dershanenin de sistem dışı kaldığının görüldüğünü söylüyor ve “Bir özel öğretim kurumuna dönüşemeyen kurumların uğradıkları/uğrayacakları hak kayıpları, dönüşen kurumların yaşayabileceği sorunlar, mevcut ve ortaya çıkabilecek izinsiz faaliyetlerin artması gibi sorunların yanı sıra açılmış ve yeni açılan özel okulların ve örgün eğitim sisteminin bu süreçten nasıl etkilenecekleri gibi pek çok konu özel öğretim kurumları açısından bakıldığında üzerinde durulmayı gerektiren sorunlardan olacaktır” diyor.

 

‘Dershanelerin dönüştürülmesi’ sürecinde, bir sivil toplum örgütü olma sınırlılıkları içinde mevcut siyasal ortamda ÖZDEBİR olarak üzerlerine düşeni yaptıklarına inandığını söyleyen Köprülü’ye göre; bu sürecin, hukukun üstünlüğü ve işlerliği içinde, daha sancısız ve hak kayıplarına yol açmadan yönetilebilmiş olması beklenirdi.

 

“Eğitim öğretim ücretleri arttı”

Anayasa Mahkemesi’nin kararından sonra, temel liselerde mezun öğrencilere kurs açma, 3 dersle sınırlı olsa da Özel Öğretim Kursu açma ve Etüt Eğitim Merkezleri için 12 yaş sınırını kaldırma düzenlemeleriyle geleceğe hazırlanan öğrencilere kendilerini geliştirmek üzere özel öğretim kurumlarından daha geniş olanaklarla yararlanmak fırsatının bir ölçüde arttırıldığını, bir üst öğrenim kurumuna geçiş için hazırlanan çocukları için ne yapacaklarının kararsızlığı içinde bulunan ebeveynlere yeni fırsatlar sunulduğunu anlatan Köprülü, ancak ‘özel öğretim desteği’ne rağmen bu alanda verilen eğitim öğretim hizmetlerinin ücretlerinin artmış olmasını da belirtmek gerektiğini söylüyor.

Üniversite ya da bir üst öğrenim kurumuna geçiş için hazırlanan öğrenciler için Bakanlığın geçen yıl başlattığı uygulamayla okullarda ve halk eğitim merkezlerinde kurslar açıldığını belirten Köprülü’nün verdiği bilgilere göre; bu kurslara 2 milyonun üzerinde öğrenci katılıyor. Geçmişte de devlet okullarında zaman zaman uygulanan benzer kurslardan beklenen verimliliğin alınamadığının bilindiğini söyleyen Köprülü, “Geçen yılki uygulamanın başarısıyla ilgili bir veriye de şimdilik sahip değiliz. Ancak okullarımızda sürdürülen eğitim öğretimin niteliğine ilişkin göstergelerin iç açıcı olmadığını da üzülerek görüyoruz. Buna karşın bu özel kurslar, öğretim kurumlarından ücretli olarak yararlanamayacak öğrenciler için bir fırsat olarak değerlendirilebilir” diyor.

 

“Kayıt dışı kurslara dikkat edilmeli”

Köprülü’nün velilere de bir tavsiyesi var: “Özel Öğretim kurumları açısından baktığımızda geçen yıllarda resmi izinle açılarak hizmet veren dershanelerin yanı sıra resmi izni olmadan dershane gibi hizmet veren ve önüne geçilemeyen pek çok kayıt dışı/kaçak eğitim öğretim kurslarının olduğunu biliyoruz. O günlerde de bugün de açılmaları yasak olan bu tip yapıların sayılarının öngördüğümüz gibi hızla arttığını gözlemliyoruz. Talep bulduğu için sayıları artan, izinsiz hizmet veren bu kurslarla ilgili velilerimizin pek çok mağduriyet yaşadıklarını ve bu kursların iş işten geçtikten sonra pek çok şikayete konu olduğunu da biliyoruz ve ebeveynlerin seçimlerinde buna dikkat etmelerini öneriyoruz.”

Diğer taraftan, dershaneciliğin birikim ve deneyimleri üzerine kurulan, sayıları 1221’i bulan Temel Liseler ve kuruluş aşamasındaki Özel Öğretim Kursları’nın, orta öğretim ara sınıf öğrencileri ile üniversiteye hazırlanan son sınıf ve mezun öğrencilerin başvurabilecekleri kurumlar olduğunu ifade eden Köprülü, “Resmi okullarda olduğu gibi tüm özel okullarımız da kendi öğrencilerine takviye kursları açmaktadır. 12 yaş sınırının kaldırılmasıyla Etüt Eğitim Merkezlerimiz de önceden olduğu gibi ilköğretim öğrencilerimize okul dışı saatlerinde eğitim öğretim hizmeti vermektedir. Öğrencilerimiz ve aileleri resmi izinlerini almış bu kurumlarımıza başvurabilirler” tavsiyesinde bulunuyor.

 

“Amaç, ihtiyaç duyulan yenilikleri getirmekti”

Dershanelerin dönüşümü sırasında yaşananların aslında dershaneleri kapatıp bu kurumların işletmecilerini ve öğrencileri zor durumda bırakmak olmadığını söyleyen Çözüm Eğitim Kurumu Yönetim Kurulu Üyesi ve Özel Öğretim Derneği Başkanı Ahmet Akça, amacın eğitim sistemimize gerçekten ihtiyaç duyduğu yenilikleri getirmek olduğunu belirtiyor. “Zaten fazla ders vermek dershanelere mali olarak yük getiriyordu. Üç ders sınırlaması ile bu durum da ortadan kalkmış olacak. Şartları dönüşüme uygun olanların dönüşmesi, amacı sadece ticari kazanç elde etmek olanların ve merdiven altı olarak tabir ettiğimiz bazı kurumların da faaliyetlerine son vermesi eğitim açısından hayırlı olacaktır. Öğrenciler ve veliler açısından değerlendirdiğimizde üzerlerinden ciddi bir mali yükün kalktığını söyleyebiliriz. Son düzenleme ile dershanelere gidemeyen ve kendi imkânları ile sınavlara hazırlanmaya, derslerini takviye etmeye çalışan öğrenciler; okullarındaki takviye kurslarını, özel öğretim kurslarını veya temel liseleri tercih edebilecekler” diyor.

Akça, sektör dernekleri başkanları olarak, MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü ile yapmış oldukları toplantı sonrasında dönüşüm programının her halükârda devam etmesi yönünde görüş birliğine vardıklarını anlatıyor. Eğitim camiasının ve eğitim sisteminin acilen bu dershanecilik tartışmasının içerisinden çıkması gerektiği ve alınan kararlar ile net bir şekilde sorunun çözülmüş olduğuna inandığını belirtiyor. Bundan sonraki süreçte eğitimin istikrarı ve veriminin devam ettirilmesi adına sistemin devam ettirilmesi, aksaklığa uğramaması için çaba gösterilmesi gerektiğinin altını çiziyor. “Yalnız burada önemli bir husus var; velilerimiz özel eğitim kurslarına kayıt yaptırırken bu kurumların Milli Eğitim Bakanlığı’ndan onay aldıklarını teyit etmeli, eğer böyle bir evrak yok ise kesinlikle senet imzalamamalılar” diyor.

 

“Eğitim formasyonu açısından çok doğru bir karar”

Bu durumun öğrencileri nasıl etkileyeceği sorumuza ise Akça şöyle yanıt veriyor: “Dershanelerin olduğu dönemde gerek mezunlar gerekse okula devam eden öğrenciler aynı sınıflarda eğitim görüyordu. Bu durum özellikle hâlihazırda okul okuyan öğrenciler için derslere yoğunlaşma, hem okula hem de dershaneye devamlılık zorunluluğu ve maddi sorunlar teşkil ediyordu. Yeni düzenlemede, okulda okuyan öğrenci ile mezunların ayrılarak farklı mekânlarda ders görmesi sağlanmış oldu. Bunun da eğitim formasyonu açısından çok doğru bir karar olduğunu düşünüyorum. Temel liseler uzun yıllara dayanan dershanecilik tecrübesi ile öğrencilerimizi merkezi sınavlara (YGS-LYS) hazırlayabilecek en ideal eğitim kurumları. Bu kurumlarımız eğitim uygulamaları bakımından bakanlığımızın gözetimi ve denetimi altında oldukları için öğrencilerimiz gönül rahatlığı ile kayıt yaptırabilirler. Temel liseler sabah 08:00 – 19:00 arası okula devam eden öğrencilere, akşam 19:00 – 23:00 ve hafta sonu Cumartesi – Pazar günleri eğitim verebiliyorlar. Öğrencilerimiz, üniversite sınavlarında ders müfredatından sorumlu olduklarını bilsinler. Okulda derslerini sıkı takip etsinler. Kaliteli yardımcı kaynaklar ile ilave soru çözümleri yapsınlar.”

 

Dershane yerine kurs

12 Ağustos 2015 tarihli Sabah Gazetesi’ndeki köşe yazısında ‘Dershane yerine kurs’ konusunu ele alan Eğitim Uzmanı Sait Gürsoy, dershanelerin sonuç olduğunu ve sonucu oluşturan sebepler ortadan kaldırılmadığı sürece, bu sistemin değişik adlarla devam edeceğini belirtiyor. “Eğer, eğitim sistemimizi teste dayalı olmaktan çıkarabilirsek, ayrıca üniversiteye girişte öğrencinin akademik başarısının yanında ilgi, istek ve yeteneğini değerlendirebilirsek, sonuç dediğimiz dershane kendiliğinden ortadan kalkar” diyor.

Gürsoy’a göre, üniversite ve bölüm seçiminde, öğrencinin sosyal başarısı da ön plana çıkartılmalı. Hatta üniversiteler öğrencisini kendi seçmeli. Ortaokuldan, liseye geçişte okula dayalı bir sistem getirildiğinden, artık dershane ya da etüt merkezine de ihtiyaç yok. Üniversiteye girişte de okul ön plana çıkarılırsa problem kendiliğinden çözülebilecek.

Dershanelerin dönüşümü konusuna daha temel sorunları ele alarak yaklaşan Gürsoy’un köşe yazısında şu bilgiler yer alıyor: “Dershanelerin birçoğu kapanarak temel liseye dönüştü. Tam bir özel okul şartlarını taşımasalar da lise olarak hizmet verecekler. Aldığım bilgilere göre, birinci sınıftan itibaren ağırlıklı öğrencilerini üniversiteye hazırlayacaklar. Bildikleri en iyi şey üniversiteye hazırlık olduğuna göre, düşünceleri bence doğru. Bu sırada yabancı ve Türk özel okulları, daha önce üniversiteye giriş sınavında başarılı olan dershanelerle gruplar halinde anlaşmışlar. Ayrıca, köklü Anadolu liselerinin vakıfları da aynı işlemi yapmışlar. Bu okulların öğrencileri şanslı.

 

Nasıl ve neyle yapacaklar?

Evet, dershaneler eğitim sistemimizin kamburu olabilir. Ancak bu kurumların ön plana çıkması onların suçu değil. Üniversiteye giriş sistemi bu şekilde sürdükçe, maalesef okullarımız hep ikinci planda kalacak. Şimdi dershaneleri kapattık, vakfı olmayan devlet liselerimize diyoruz ki, ‘Öğrencini sen sınava hazırla’. Nasıl ve neyle yapacaklar? Ben yıllarımı hazırlık sistemlerine verdim. Diyelim ki, liseler imkânları dâhilinde öğrencilerini en iyi şekilde sınava hazırladı. Bir de yaklaşık 600 bin mezun öğrenci var. Bunların halk evlerinde ya da haftada bir gün temel liselerde hazırlanabileceklerine inanıyor musunuz? Ben inanmıyorum. Ayrıca, Anadolu liselerinin son sınıf öğrencilerinin de, temel liselere geçmesi işin bir başka acı yönü. Kısacası eğitim sistemimizi okula odaklı, öğrencinin akademik ve sosyal başarısını ön plana çıkartan bir hale getirirsek, adı ne olursa olsun, sınavlara hazırlık yapan hiçbir özel eğitim kurumuna ihtiyaç kalmayacaktır.”

 

“Adı değişti, biraz da farklılaştı”

Hürriyet Gazetesi Eğitim Servisi Müdürü Nuran Çakmakçı da dershaneler konusunu 16 Ağustos 2015 tarihinde yayınlanan ‘Özel öğretim kursları’ başlıklı köşe yazısında ele alarak; kalktı kalkacak derken bir yıl dolmadan adı değiştirilerek, biraz da farklılaşarak ‘Özel öğretim kursları’ adıyla hayatımıza yeni bir kavram olarak girdiğini belirtiyor. “İster özel öğretim kursu, ister eğitim danışmanlık merkezi, isterse de eğitim destek merkezi adı verilsin, işlevi yine dershaneler gibi olacak” diyor.

Bu süreç sonunda velilerin biraz da olsa rahat nefes aldığını yazan Çakmakçı, velilerin, çocuklarını lise ya da üniversiteye nasıl hazırlayacakları konusunda endişe yaşadıklarını anlatıyor. İşin ekonomik boyutuna da değinerek, “Doğrusu özel ders alarak bu işi çözmeye çalışanların bütçesi de biraz olsun rahatlayacak” diyor.

Çakmakçı, sözlerine şöyle devam ediyor: “Gerçi çocukları, 3 ders sınırı olan bu kurumların birinden çıkıp diğerine gidecek, belki biraz daha fazla para ödeyecek ama üstündeki en önemli yüklerinden sıyrılmış olan aileler, eski dershane, yeni özel öğretim kurslarının kapısını çalmaya başladı bile.

Gerçi bu kursların programı, nasıl ders işleyecekleri, ücretleri, kayıt takvimleri henüz belli değil. Bütün bunların netleşmesi için Milli Eğitim Bakanlığı’nın bir yönerge yayınlaması gerekiyor.

 

Çocuklar takip edilecek

Velileri ilgilendiren bir yön de çocuklarının takip ediliyor olması. Yani Bakanlık e-okul üzerinden öğrencilerin performansını, kuruma gidip gitmediğini görebilecek. Eskiden hafta içi okula, hafta sonu dershaneye gidilirken, şimdi pazarları bu kurslar olmayacak. Büyük ihtimalle Bakanlık çıkaracağı yönergede ücretlerle ilgili bir sınırlama da getirecek. Biliyorum çocukları sınava giren aileler acele ediyor, ama siz yine de Bakanlığın yönergeyi çıkarmasını, ücretlerle ve çalışma sistemi ile ilgili düzenleme yapmasını bekleyin. Eski ve köklü kurumlar zaten sistemi iyi biliyor ve işleyişten haberdarlar; onlara söyleyeceğim çok şey yok. Ama yeni kurumlar için daha dikkatli olmanızda fayda var.”

 

Yorum yap