Kütüphanede dijital dönüşüm

3 Kasım 2015

Üniversitelerdeki en geniş alanlara sahip kütüphaneler ‘dijital dönüşüm’ yaşıyorlar. Basılı yayın sayısına eşit sayılara ulaşan elektronik yayınlar erişim kolaylığı sağlarken zaman ve mekan sınırını da ortadan kaldırıyorlar.Teknoloji her geçen gün gelişiyor. Öyle ki bu gelişimi takip etmek her an daha da zorlaşıyor. Basılı yayınlar yerlerini elektronik ortam yayınlarına bırakıyorlar. Peki bu değişimden üniversite kütüphaneleri nasıl etkileniyor? Dijitalleşen dünyaya üniversite kütüphaneleri nasıl uyum sağlıyor? Günde kaç akademisyen ve öğrenci kütüphaneye gidiyor ya da dijital yayınlara giriş yapıyor?

 

İstanbul Bilgi Üniversitesi, Acıbadem Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi, Üsküdar Üniversitesi ve Özyeğin Üniversitesi kütüphane yetkililerine üniversite kütüphanelerinin bugününü ve geleceğini sorduk. Dijital dönüşüme uyum sağlayan, bu konuda birçok çalışmayı sonuca ulaştıran birçok çalışmanın da temellerini atan kurumlarla karşılaştık.

 

BİLGİ’de 350.000’den fazla elektronik kaynak var

1996 yılında kurulan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin kütüphanesi; basılı ve e-ortamda bulunan her türlü bilgi kaynağını sağlamak, bu bilgi kaynaklarının tasarımını yaparak öğretimi, araştırmayı ve öğrencilerin akademik, entelektüel gelişimini doğrudan desteklemek amacıyla hizmet vermeye devam ediyor. BİLGİ’nin; Kuştepe, santralistanbul ve Dolapdere kampüslerinde 3 kütüphanesinin yanı sıra Avrupa Birliği Enformasyon, Kültür Politikaları ve Yönetimi Araştırma Kütüphanesi bulunuyor.

 

Kütüphaneye alınan her türlü basılı ve elektronik bilgi kaynağının öğrenci, akademisyen ve diğer kullanıcıların istekleri doğrultusunda özel olarak seçildiğini belirten Kütüphane ve Elektronik Kaynaklar Müdürü Sami Çukadar, kütüphanede 150.000’in üzerinde basılı kaynağa, 350.000’in üzerinde elektronik ortamda bulunan kaynağa ve 47.000’den fazla süreli yayın koleksiyonuna sahip olduklarının bilgisini veriyor.

 

Kütüphane, öğretim döneminde hafta içi 08:30-21:00, hafta sonları 11:00-17:00 saatleri arasında hizmet veriyor. santralistanbul’da bulunan kütüphane çalışma salonu ise 7/24 açık. Sınav dönemlerinde ihtiyaca göre daha uzun süre açık tutuluyor kütüphaneler. Kütüphaneler fiziki olarak açık olmasa da bilgi kaynaklarına web üzerinden 7/24 erişim sağlanabiliyor.

 

Günde 1.850 kişi ziyaret ediyor

Kütüphanelere günde ortalama 1.850 kişinin geldiğini söyleyen Çukadar, “Kütüphaneye gelen kişi sayısı RFID teknolojisi ile takip ediliyor. Buradan alınan veriler aynı zamanda kütüphanenin açık olacağı saatlerin belirlenmesinde kullanılıyor. 2013 yılında kütüphaneye gelen kullanıcı sayısı 338.034 iken 2014 yılında bu sayı 410.007 kullanıcıya yükseldi. Elektronik kaynak sayısı basılı kaynak sayısının neredeyse 4 katına ulaştı ve tüm elektronik kaynaklara uzaktan erişim sağlanabiliyor. Bu nedenle kütüphanelerimizi online ziyaret edenler fiziksel olarak kütüphaneye gelenlerden çok daha fazla. Örneğin, 2014 yılında kampüs dışından 11.000.000 kez e-kaynaklara dış erişim yapılmış” diyor.

 

Üniversite kütüphanelerinde artık geçmişin klasik kütüphane içerik ve hizmetlerinden oldukça farklı düzeylerde ihtiyaç, uygulama ve anlayış ortaya çıktığını söyleyen Çukadar, bu konuda şu bilgileri veriyor: “Bulunduğumuz dijital çağda, özellikle üniversite kütüphaneleri gelişen teknolojileri kütüphanelere temin ve entegre edebilmelidir. 21. yüzyılda oluşmuş aşırı bilgi artışında üniversite kütüphaneleri doğru ve güvenilir bilgiye erişim konusunda yol gösterici olmalıdır. Araştırmacıların doğru ve güvenilir bilgiye nasıl ulaşacaklarının anlatılması önemlidir. Bu açıdan bilgi okuryazarlığı eğitimlerinin verilmesi gereklidir.

 

Dünyada birçok kütüphane bilgi kaynaklarını dijital sisteme geçirme projeleri gerçekleştiriyor. Bu dijitalleştirme çalışmaları sebebiyle, klasik kullanımdan dolayı artık hasar görebilme riski olan kitaplar ya da limitli kopyası bulunan kaynaklara ulaşılamazken, artık dünyanın neresinde olursa olsun kullanıcılar erişim imkânına sahip olabiliyorlar. Örneğin BİLGİ Kütüphanesi olarak, artık kullanımı neredeyse kalmayan videokasetleri DVD ortamında telif haklarına uygun olarak kullanıma sunmak için çalışıyoruz. Bu şekilde üniversite kütüphanelerindeki eski/klasik yöntem ve teknolojiler de yenileri ile entegre olabilmektedir. Böylece yüksek teknolojiyi üniversite kütüphaneleri için bir son değil aksine daha çok okuyucuya ulaşma olanağı sağlayan bir platform haline getirerek geçmişteki bilgi kaynaklarını günümüze taşıyoruz.”

 

Elektronik kaynak koleksiyonu önemli

Çukadar’a göre; 21. yüzyılda üniversite kütüphaneleri elektronik kaynak koleksiyonlarına özellikle önem vermeli, kaynak geliştirme politikalarını bu yönde revize etmeliler. Geleceğin kütüphaneleri 7/24 uzaktan erişime olanak tanıyan elektronik kaynakları barındırmalı. Böylece sürekli gelişen ve değişen günümüz toplumuna uyum sağlar ve onları bilgi kaynaklarına ulaşım açısından daha ileri götürmüş olabilirler. Dijital çağ geliştikçe zorlukları da beraberinde getirecektir. Ancak bu durum, akademik kütüphaneleri en iyi hizmeti vermeye çalışmaktan alıkoymamaktadır. Elektronik yayıncılık büyüdükçe kütüphaneler de içerik, kapsam ve kapasite olarak büyümeye devam edecektir. Çağımızda hızla artan bilgi üretimi düşünüldüğünde bunu karşılayacak fiziksel alan oluşturmanın zorluğu açıktır. Bu nedenle özellikle üniversite kütüphaneleri elektronik kaynaklara ağırlık vermek zorunda kalacaklar. Ayrıca kütüphane hizmetlerini de sanal ortamlara doğru dönüştürmeleri gerekecek. Ancak, tüm bu dijitalleşme çalışmaları sürerken kütüphanelerin fiziksel bağı da kopmayacak kütüphaneler fiziksel ve dijital dünya arasında bir köprü olmaya devam edecektir.

 

Çukadar’ın verdiği bilgilere göre; BİLGİ kütüphanesi olarak dijitalleşen dünyaya ayak uydurmak için birçok çalışma yapılmış. Basılı kaynaklara ayrılan bütçenin daha fazlasını e-kaynaklara ayıran kütüphane yönetimi, 2014 yılında 111 adet veri tabanına üye olmuş. Basılı hali yayınlanmayan makalelere online ulaşım sağlanmış. Yalnızca e-kitapla da sınırlı kalınmamış. 100 ülkede 60 dilde yayınlanan 4000’i aşkın gazete ve dergiye günlük erişim sağlanmış. Üniversite, aynı zamanda e-kaynak kullanımını yaygınlaştırmak için e-kitap okuyucular ve iPadleri öğrencilere ödünç veriyor.

 

Üniversite altyapısını geliştirmeli

Dijital olarak kullanım dışında kütüphaneye gelen öğrenci ve akademisyen sayısını arttırmak için neler yapılması gerektiği konusunda ise Çukadar şöyle diyor: “Kütüphane kullanıcıları, tüm bilgi kaynaklarına, online hesaplar ile kolay ve hızlı bir şekilde ulaşabiliyor olmalı. Bu konuda kütüphaneler teknik altyapılarını sürekli geliştirmeli,  teknolojiyi takip ederek, yeni uygulamaları kütüphanelerinde de barındırmalılar. Öğrencilere yaşam boyu öğrenme çerçevesinde bilgi okuryazarlığı kazandırmak için kitap okuma, bilgi edinme, merak duyma ve sorgulama yetenekleri kazandırmak için bilgi kaynaklarına erişim dersi verilmeli.

 

Öğrencilere ve akademisyenlere ihtiyaca yönelik kullanıcı eğitimleri ve seminerleri düzenleyerek kütüphaneyi daha etkin bir şekilde nasıl kullanabilecekleri anlatılmalı. Daha önce bizim de uygulamış olduğumuz ‘Kütüphane kullanımına teşvik ödülü’ gibi dikkat çekici projeler kütüphane kullanımını arttıracaktır.

 

Öğrenci ve akademisyenlerin kütüphane olanak ve hizmetlerinin çeşitliliğinden haberdar olmaları için çalışmalar yapılmalı. Sosyal medya hesapları etkin bir şekilde kullanılmalı, halkla ilişkiler çalışmaları yapılmalı. Kütüphaneler geçmişte olduğu gibi günümüzde basılı ya da e-ortamındaki bilgi kaynaklarını kullanıcı ile buluşturarak bilgi kirliliğinden araştırmacıları korumalı.”

 

Acıbadem’de kütüphane sınav dönemleri 7/24 açık

2009 yılında hizmet vermeye başlayan Acıbadem Üniversitesi Kütüphanesi’nde 11.500 basılı yayın var. Kütüphanenin 13 veri tabanı aboneliği ve yaklaşık 20.000 e-dergi, 1.175 e-kitap ve 18.000’den fazla medikal, cerrahi video’ya erişimi bulunuyor.

 

Hafta içleri 08:30-23:00, hafta sonları 08:30-17:30 saatleri arasında açık olan kütüphane, sınav dönemlerinde 7/24 açık. Sınav dönemleri dışında da 7/24 açık bulunan çalışma salonu bulunuyor. Kütüphaneyi ziyaret eden sayısının akademik takvime göre farklılık gösterdiğini söyleyen Kütüphane Koordinatörü Ayça Aydemir Mazlumoğlu, “Tıp ve Sağlık Bilimleri alanlarında eğitim veren bir üniversite olmamızın da etkisiyle kütüphanemiz akademik dönemde okuyucularımızdan büyük talep görüyor. Sınav haftalarında kütüphane en canlı ve en yoğun dönemlerini yaşıyor. Geçtiğimiz yılların istatistiklerine baktığımızda kütüphaneyi ziyaret eden okuyucu sayısında bu yıl yüzde 40 oranında artış görülüyor” diyor.

 

Dijitalleşen dünyaya uyum sağlandı

Üniversite kütüphanelerinin daha önceleri olduğu gibi yalnızca bina, raf ve kitaplardan oluşan yerler olmaktan çıktığını, kullanıcıların evlerinden, kampüs dışından 7/24 erişebildiği, hem yayınların hem de hizmetlerin elektronik ortama taşındığı dijital çağın bilgi merkezleri haline geldiğini belirten Mazlumoğlu, üniversite kütüphanelerinin abonesi olduğu elektronik yayın sayılarına ve kullanılan teknolojik araçlara bakıldığında dijitalleşen dünyaya uzun zaman önce uyum sağladıklarının açıkça görüldüğünü söylüyor. “Araştırmacıların elektronik yayınlara ulaşmalarında üniversite kütüphanelerinin rolü büyük. Akademik kütüphaneler dergi aboneliklerini büyük oranda elektronik formatta gerçekleştiriyor ve kullanıcılardan gelen kitap taleplerinin belirli bir kısmı e-kitap olarak satın alınıyor. Akademik bilgiye ulaşmada en önemli iki faktör hızlı ve kolay erişimdir. Bu doğrultuda akademik kütüphanelerin elektronik koleksiyonlarının her geçen yıl daha da büyüyeceği kanısındayım” diyor.

 

Dijitalleşen dünyaya uyum sağlama sürecinde dergi aboneliklerini büyük oranda elektronik olarak gerçekleştirdiklerini anlatan Mazlumoğlu; zaman, mekan kısıtlaması olmaksızın araştırmacıların elektronik yayınlara erişmelerini sağladıklarını, kullanım istatistiklerine bakıldığında da öğretim üyelerinin ve öğrencilerin abonesi olunan elektronik yayınlara büyük ilgi gösterdiklerini anladıklarını söylüyor. Kütüphane koleksiyonlarının Tıp ve Sağlık Bilimleri alanlarında tematik bir koleksiyon olduğunun bilgisini veriyor.

 

Öğrenci ve akademisyenleri kütüphaneye çekmek için nelerin yapılması gerektiğini sorduğumuz Mazlumoğlu, şu yanıtı veriyor: “Kütüphaneyi fiziksel anlamda var eden basılı koleksiyonun niteliği, güncelliği ve kullanıcı hizmetlerinin kalitesi büyük önem taşıyor. Bunun yanında elbette teknolojik ve fiziksel imkanlar, bilgi okuryazarlığı eğitimleri, entelektüel gelişimi destekleyen yayınlar, verimli ve keyifli bir çalışma ortamının sağlanması da çok önemli. Kütüphane saatleri bir diğer önemli etken. Son yıllarda üniversite kütüphanelerinin 7/24 açık olması trendi göze çarpıyor. Özellikle sınav haftalarında bu uygulama sayesinde kütüphanelerin dolup taştığını söyleyebiliriz.”

 

Bilkent’te yıllık 700.000 iç, 170.000 dış kullanıcı var

1986 yılında kurulan Bilkent Üniversitesi Kütüphanesi’nde 500.000’in üzerinde basılı kaynak, 270.000’in üzerinde elektronik kitap, 200.000’in üzerinde elektronik dergi ve 45.000’in üzerinde de multimedya materyali bulunuyor.  Hafta içleri 08:30-23:30, hafta sonları 09:00-23:30 saatleri arasında açık olan kütüphaneyi, yıllık ortalama 700.000 iç kullanıcı, 170.000 civarında dış kullanıcı kullanıyor. Günlük 3000’in üzerinde öğrenci ve 300 civarında akademisyen kütüphaneden faydalanıyor.

 

Dijitalleşen dünyada üniversite kütüphanelerinin diğer kütüphanelere oranla daha avantajlı olduğunu belirten Kütüphane Müdürü Dr. David E. Thornton, kullanıcı kitlesinin elektronik kaynaklara en çok ihtiyaç duyan akademisyenler ve öğrencilerden oluştuğunu söylüyor. “Esasen gerek uzaktan erişim imkanı, gerekse onlarca akademik kaynağa aynı anda erişim imkanı üniversite kütüphanelerinin önemini arttırmaktadır. Dijitalleşme ile kütüphanelerin yok olmayıp, sadece zamanın getirdiği değişiklikleri takip ederek form değiştirecekleri bir gerçektir” diyor.

 

Dijitalleşen dünyaya ayak uydurmak için kütüphane kaynaklarının elektronik ortamda sağlanması (yayın sağlama politikası olarak basılı kitap alımı ve basılı dergi aboneliği yerine elektronik kitap ve dergi aboneliklerinin yapılması), hali hazırda bulunan basılı kaynakların dijitalleştirilmesinin (D-space’e aktarımı gibi) yapılması çalışmalarına hız verildiğini, bu tür uygulamalar için her türlü ekipman sağlandığını anlatan Thornton, “Kütüphanelere öğrenci ve akademisyenleri çekmenin ilk etabı onların ihtiyaçlarını belirleyip bu doğrultuda kaynak, ekipman ve mekan sağlamakla başlar; sosyal ortam sağlamakla devam eder. Bunların olabilmesi için de güçlü bir iletişim ağının kurulması şarttır” diyor.

 

Üsküdar Üniversitesi’nde kaynakların üçte biri dijital

2012 yılında faaliyete başlayan İbrahim Tarhan Kütüphanesi’nin ardından 2014 yılında diğer şubelerde de kütüphaneler açan Üsküdar Üniversitesi’nde basılı yayın sayısı 30.000’i aşkın. Dijital eserler ise 12.000’den fazla çevrimiçi kitap ve elektronik veri tabanından oluşuyor.

Akademik dönem içerisinde hafta içi 08:30-21:00, hafta sonu (Cumartesi) 08:30-17:30 saatleri arasında hizmet verdiklerini söyleyen Kütüphane ve Dökümantasyon Uzmanı Duygu Özçelik, sınav dönemlerinde gece 24:00’e kadar açık olduklarının bilgisini veriyor.

 

Dijitalleşen dünyada kütüphanelerin yeri ve öneminin değişmesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağını, değişecek olanın sağlanan materyalin fiziksel hali olacağını belirten Özçelik, “Bilginin kağıttan ekrana taşındığı bu dönemde kütüphanelerin elektronik gelişmelere ayak uydurmaları gerektiği aşikar. Buna uyum sağlayan her kütüphane önemini sürdürmeye devam edecektir muhakkak. Özellikle akademik bilgi öğretimi yapan üniversitelerin kütüphaneleri sürekli güncellenen elektronik veri tabanlarıyla bu gidişata ayak uydurmak zorundadır. Bizim de elektronik veri tabanlarımıza yenilerini eklemek önceliğimiz. Bunun için iyi bir değerlendirme aşaması ile öncelikle öğrencilerimiz ve akademisyenlerimiz daha sonra ise bilgiye ulaşmak isteyen herkes için kütüphane faaliyetlerimizi teknolojik anlamda geliştiriyoruz. Personelimizin rehberlik edebilecek seviyede eğitimlerinin tamamlanmasına özen gösteriyoruz” diyor.

 

Dikkat çekecek faaliyetler arttırılmalı

Öğrenci ve akademisyenlerin kütüphaneden daha fazla faydalanmaları için de Özçelik şu önerilerde bulunuyor: “Dünya üzerinde oluşan çok fazla trend var. Bunların hepsine ayak uydurmak tabii ki çok zor. Ancak özellikle gençlerin içinde bulundukları akımları iyi tahlil etmek ve buna göre bir politika belirleyebilmek önemli. Örneğin kütüphaneler haftasında alışılagelmiş bir etkinlik yerine öğrencilerin dikkatini çekebilecek faaliyetlerin arttırılması gerekli. Bunun yanında hem öğrencilerin hem de akademisyenlerin kendilerini alanlarında daha çok geliştirebilecekleri uluslararası anlamda bilgiye ulaşabilecekleri yayınları muhakkak takip etmek ve kütüphane koleksiyonunu sürekli güncel tutmak gerekli. Günceli takip etmek ve bunları uygulamaya sokmak talebi arttıran önemli unsurlardandır.”

 

İstatistikler tek başına anlam ifade etmiyor

2008 yılının Eylül ayında hizmete başlayan Özyeğin Üniversitesi Kütüphanesi’nde 35.000’i aşkın basılı kaynağa, 280.000 civarında elektronik kitaba erişim var. 79.500 elektronik dergiye veri tabanları ve kurumsal aboneliklerle erişim sağlanıyor. Hafta içleri 08:00-22:00, hafta sonları ise 09:00-18:00 saatleri arasında açık olan kütüphanenin fiziksel mekanından faydalanan kişi sayısı günlük 1.200 kişiye kadar çıkabiliyor.

 

Günümüzde elektronik kaynakların ağırlıklı kullanımı göz önüne alındığında, kütüphanenin fiziksel kullanım istatistiklerinin hatta ödünç alma istatistiklerinin tek başına anlam ifade etmediğini belirten Kütüphane Direktörü İlkay Holt, “Kütüphane mekanına gelmeden de öğrencilerin kütüphane kaynaklarından sıklıkla yararlanıyor olması, kullanımı değerlendirirken göz önünde bulundurulması gereken önemli bir dinamiktir” diyor.

 

Dijitalleşen dünyada teknolojinin eğitim, öğrenim ve araştırma için büyük bir fırsat yarattığını söyleyen Holt’a göre; daha fazla kişinin zamandan ve mekandan bağımsız kaynaklara erişimini mümkün kılan tüm teknolojiler, üniversite kütüphanelerinin kullanıcılarına çok daha zengin kaynak ve hizmet sunması için fırsat sağlamaktadır. Bugünün teknoloji tamamen dijital koleksiyonlar oluşturmaya izin vermektedir. Önemli olan kullanıcının ihtiyaçları doğrultusunda doğru teknolojilerle doğru kaynakları bir araya getirebilmektir. Teknolojinin bir diğer sağladığı önemli fırsat paylaşımdır. Kurumların insan gücü, maliyet, zaman kaynaklarını iş birlikleri içinde ortak hedef için kullanmalarına izin vermektedir. Böylelikle üniversite kütüphaneleri kullanıcıya sadece zaman ve mekandan bağımsız hizmet verebilmenin yanında, iş birlikleri ile çok daha geniş koleksiyonlara erişim sağlamaktadır. Dijitalleşen dünya üniversite kütüphanelerinin kullanıcılarının bilgi arama davranışlarını değiştirmiş, bir kütüphaneden beklentilerini de farklılaştırmıştır. Bugünün Z kuşağı gençleri kaynaklara mobil cihazlarından erişmeyi beklerken, kütüphane mekanında grup çalışmaları yapabilmeyi istiyor. Bu açılardan dijitalleşen dünyanın üniversite kütüphanelerinin geleceğini şekillendirdiğini, değiştirdiğini, sürekli yenilenen bir yapıya dönüştürdüğünü söylemek mümkün.

 

Özyeğin’de koleksiyonun yüzde 89’u elektronik

Bu ortama ayak uydurmak için ÖzÜ Kütüphanesi’nin açıldığı günden bu yana teknolojinin takipçisi olduğunu belirten Holt, yapılan çalışmalar hakkında şu bilgileri veriyor: “Modern kütüphane hizmetlerinde teknolojiyi tam kapasite kullanmak, kullanıcısına kütüphanede, kampüste, yolda, evde sunabildiği hizmetlerin sayısını ve hacmini arttırmak için çalışmaktadır. Kütüphane kitap koleksiyonunun yüzde 89’u elektroniktir. Mobil kütüphane hizmeti ile mobil cihazlardan arama motorlarına erişim sağlanıyor. Tek platformdan tüm kaynakların aynı anda taranabilmesi için oZooGle+ adlı keşif aracı kullanıyoruz. Web tabanlı online kütüphane rehberleri hazırlamaktadır. Öğrencilerine bilgi ve teknoloji kullanımını birleştiren, eğitim ve araştırma ihtiyaçlarını destekleyen, yaşam boyu öğrenim becerileri kazandıran bilgi okuryazarlığı programları sunar. Z kuşağı gençlerinin kütüphane mekanında hem bireysel hem de grup çalışmalarını desteklemek için alanlar mevcuttur. Grup çalışma alanlarında birlikte çalışmayı desteklerken,  bu alanlarda bulunan LCD televizyonlar ve yazı tahtaları ile teknolojinin kullanımını teşvik eder. Sosyal medya kanallarını etkin kullanarak, kullanıcının olduğu yerde ve erişilebilir olmayı hedefler. Bu kanallardan alınan geri bildirim, öneri ve talepleri izler ve aksiyon alır.”

 

Kütüphane içinde kafeler barındırabilir

Bugünün kütüphane yapısından söz ederken, kütüphaneye daha çok ‘kullanıcı çekmek’ yerine kütüphane kaynak ve hizmetlerini daha çok kullandırmaktan söz etmenin daha sağlıklı bir söylem olacağını belirten Holt, ödünç alma istatistiklerine elektronik kaynakların kullanım istatistiklerini ekleyerek bir kullanım değerlendirmesi yapmanın literatürde uzun süredir tartışılan konulardan biri olduğunu söylüyor. “Böylece yalnızca kütüphane mekanının kullanımı veya ödünç alınan basılı kaynaklar üzerinden değil, artan elektronik içeriği de kullandırmak için yapılacaklar konuşulabilir. Kütüphane kaynaklarının daha çok kullandırılabilmesi öncelikle ihtiyaca yönelik kaynak seçimi ve sağlamasını gerektirir. Sağlanan kaynakların duyurulması, tanıtılması, kullanıcı eğitimleri, konu ile ilgili üniversite içindeki gruplarla yakın çalışma ve çeşitli pazarlama faaliyetleri kullanımın arttırılması için izlenen yöntemlerdir. Kütüphane mekanının öğrenciler tarafından daha çok kullanılması için modern ve fonksiyonel tasarım, bu tasarımı yaparken kullanıcıların süreçlere dahil edilmesi, bireysel ve grup çalışmalarına olanak veren mekanlar, teknolojik donanım başlıca sayılabilecekler arasındadır. Öğrencilerin ders çalışma ve araştırma ihtiyaçlarını bu mekanlarda desteklemenin yanı sıra, huzurlu ve keyifli bir ortam sunabilmek büyük önem taşımaktadır. Bazı kütüphanelerin mekan içinde kafeler barındırması, ÖzÜ Kütüphanesi’nde olduğu gibi zeka geliştirici oyunların kullanıcılara ödünç verilmesi, film ve müzik koleksiyonları ile genel kültür gelişimini desteklemesi bu konulara örnek verilebilir. Üniversite öğrencisinin, üniversitede edindiği bilgi arama ve kullanma davranışlarının mezun olduktan sonra da kendisine yaşamsal katkısı olduğunu anlatabilmek, öğrencilerin kütüphaneye çok boyutlu bakmasını sağlayacaktır. Akademisyenler için bu yazılanların çoğu geçerli olmakla birlikte, akademisyenin parçası olduğu eğitim, öğretim programlarının içeriğini destekleyici aktivitelerde bulunmak, araştırma süreçlerinde birlikte çalışılabileceğini göstermek, akademik performansı arttırmak üzere yayın yapma, telif hakları, bibliyometrik alanlarda destek olmak, onlar için bir kütüphanenin kullanımını ve önemini belirleyici olmaktadır” diyor.

 

Yorum yap