Daha fazla araştırma, daha fazla bilim

3 Kasım 2015

Bu ay ülke olarak yüzümüzde bir tebessüme neden olan belki de yegane gelişme Nobel Kimya Ödülü’ne bir Türk’ün, Prof. Dr. Aziz Sancar’ın layık görülmesi oldu. Öncelikle Profesör Sancar’ı bu başarısından dolayı tebrik etmek isterim. Sancar, meslektaşları ABD’li Paul Modrich ve İsveçli Tomas Lindahl ile birlikte hücrelerin hasar gören DNA’ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu haritalandıran araştırmaları sayesinde bu önemli ödülü kazandılar. Söz konusu çalışmalardan, yeni kanser tedavilerinin geliştirilmesinde faydalanıldığını da belirtmek isterim.

 

Mardin’in Savur ilçesinde okuma yazma bilmeyen bir anne-babanın sekiz çocuğundan biri olarak dünyaya gelen Sancar İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin ardından gittiği ABD’de uzun yıllar farklı üniversitelerde görev yapmış. Halen Kuzey Carolina Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Sancar sanırım akademik kariyerini Türkiye’de sürdürseydi bu ödülü alamayabilirdi. Çünkü onu bu ödüle götüren araştırmaları yapmaya yeteri kadar kaynak ve zaman bulamayabilirdi.

 

Şunu kabul etmeliyiz ki Türkiye’de ne devlet ne de vakıflar, üniversitelerin asli vazifelerinden biri olan araştırma faaliyetlerini yerine hakkıyla getirebilmesi için yeteri kadar kaynak ayırmıyorlar. Devlet üniversitelerinin maddi imkansızlıklar içinde olduğunu, öte yandan vakıf üniversitelerinin de topladıkları öğrenci gelirleri ile ancak öğretim hizmetini verebiliyor olduklarının altını çizelim.

 

Ülkeleri güçlü kılan aslında orduları değil üniversiteleridir. ABD hala dünyanın en güçlü ülkesiyse bunun sebebi en güçlü silahlara sahip olması değil, en iyi üniversitelere sahip olmasıdır. Bu sayede dünyanın en iyi beyinlerini ülkesine çekmeyi başarmaktadır. Bu sayede hemen tüm önemli yeniliklere imza atmaktadır. Bu sayede katma değerli üretimi en çok ABD gerçekleştirmektedir.

 

Buradan vakıf üniversitelerinin yöneticisi olan değerli arkadaşlarıma seslenmek istiyorum. Vakıf üniversiteleri olarak araştırma faaliyetlerine ayırdığımız kaynakları bir şekilde daha da geliştirmeliyiz. Bunun için TÜBİTAK, iş dünyası ve uluslararası kurumlarla çok daha fazla işbirliği içinde olmalıyız. Bunu en önemli gündem maddelerimiz arasından hiç düşürmemeliyiz. Düşürmemeliyiz ki Profesör Sancar’lar bu topraklarda yetişebilsin, yaptıkları araştırmalar bu ülkenin gelişimine katkı sağlayabilsin.

 

Yüksek öğretimin gündemi çok yoğun. İdeal Eğitim dergimizin bu sayısında da yine gündemimizden hareketle hazırladığımız ve ilginizi çekeceğine inandığım dosyalarla karşınızdayız. Keyifle okumanızı diliyorum.

 

Yorum yap