Mesleki eğitimin çıtası yükseliyor

15 Nisan 2016

Uluslararası standartlarda eğitim veren vakıf meslek yüksekokullarıyla, Türkiye’nin rekabet gücü artıyor.

Kalifiye insan kaynağına duyulan ihtiyaç her geçen gün artıyor. Uluslararası pazarlarda rekabet üstünlüğünü sağlayabilmek için Türkiye’de mesleki eğitim kalitesinin iyileştirilmesi ve yaygınlaştırılması önemli bir zaruriyet.

İleri teknolojinin kullanıldığı sanayide görev yapan kalifiye elemanların fiziki becerinin yerini zihinsel becerileri alıyor ve işgücünde yeterliliğin çeşitlendiği, bilgi-işlem kullanımının vazgeçilmez nitelikler arasına girdiği görülüyor.

Çukurova Üniversitesi Adana Meslek Yüksekokulu akademisyenlerinden Yrd. Doç. Dr. Veysel Polat ve Öğretim Görevlisi Derya Dönmez’in konuyla ilgili yazdıkları makalede, mesleki eğitim sisteminin, iş piyasasının gereksinimlerini karşılayacak yeterlilik ve kalitede olabilmesi için, sanayi okul işbirliğinin yaygınlaştırılması gerektiği belirtiliyor. İşletmelerin mesleki eğitime katılımlarının sağlanması, mesleki eğitim sistemlerinin uygulandığı ülkelerle bilgi alış verişi sağlanarak programların yenilenmesi, çeşitlendirilmesine dikkat çekiliyor. Makalede şu hususlara yer veriliyor:

Meslek yüksekokulları teknoloji transferine dur diyebilir

“Günümüzde ülkelerin zenginliği ve uluslararası pazarlarda rekabet gücü, geliştirdikleri veya sahip oldukları teknolojilerin üstünlüğüne bağlı olup, ham maddelerinin zenginliği artık çok fazla etkili olmamaktadır.

İleri teknolojiye sahip olmayan veya geliştiremeyen ülkeler bu teknolojileri transfer etmekte, fakat yeterli verimlilik sağlayamamaktadırlar. Bunun nedeni bu ülkelerde verilen teknik eğitimin, sürekli gelişen teknolojik değişime, paralel olmaması, kalifiye teknik eleman yetiştirilememesidir.

Halbuki, günümüzde üretimde ne kadar ileri teknolojiler kullanılırsa kullanılsın yeterli düzeyde verimlilik için bu teknolojileri bilen vasıflı insan kaynaklarına ihtiyaç duyulmaktadır.

Ülkemizde, ileri teknolojileri transfer eden, kullanan ülke konumunda olup, yeterli verimliliği sağlayamayan ülkeler grubunda yer almaktadır. Bugün ülkemizde uygulanan teknik eğitim sanayinin gereksinimlerine cevap verebilecek kapasiteden ve kaliteden uzaktır.

Meslek yüksekokulları, meslek liselerinden sonra hizmet ve endüstri sektöründe vasıflı ara eleman yetiştirme misyonunu üstlenmiş teknik okullardır. Bu çalışmada meslek yüksekokullarındaki kaliteli teknik eğitim koşulları, öğretim elemanları, öğrencileri ve işverenler yönünden irdelenerek öneriler sunulmağa çalışılmıştır.”

Polat ve Dönmez tarafından kaleme alınan makalede, 21. yüzyılda sanayileşmiş ülkelerde kalifiye insan kaynağına daha fazla ihtiyaç duyulması ve uluslararası pazarlarda rekabet üstünlüğünün sağlanması amacıyla mesleki eğitim daha fazla önem kazandığı belirtiliyor. Bu nedenle Türkiye’de mesleki eğitimin kalitesinin iyileştirilmesi ve yaygınlaştırılması zorunlu hale geldiğinin altı çiziliyor.

Meslek yüksekokulu algısı değişmeli

Mesleki eğitimin yaygınlaştırılması için mesleki eğitime yönelik anlayışın değiştirilmesi gerekiyor. Bugünkü eğitim sisteminde orta öğrenim düzeyindeki gençler, iyi bir gelecek sağlamanın tek şartının üniversite eğitiminden geçmekte olduğuna şartlandırılmakta ve genel eğitime yönlendirilmektedirler.

Mesleki eğitimin başarılı sonuç verebilmesi için standartlara uygun meslek yüksekokullarının sayılarının ve bu okullarda görev yapacak öğretim elemanı sayılarının artırılması gerektiği belirtiliyor.

İşletmeler mesleki eğitime katılmalı

Polat ve Dönmez’e göre; mesleki eğitim sisteminin, iş piyasasının gereksinimlerini karşılayacak yeterlilik ve kalitede olabilmesi için şu adımların izlenmesi gerekiyor:

•          Sanayi okul işbirliğinin yaygınlaştırılması

•          İşletmelerin mesleki eğitime katılımlarının sağlanması

•          Mesleki eğitiminde işletmelerin gelişen ve farklılaşan gereksinimlerine cevap verebilecek şekilde düzenlenmesi

Mesleki eğitim rekabetteki yeri belirliyor

Ülkelerin teknoloji ve insan kaynaklarının gücü ile rekabet ettiği günümüzde mesleki eğitimin öneminin her zamankinden fazla olduğunu söyleyen Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu Mütevelli Heyeti Başkanı Ruhi Engin Özmen, şöyle konuştu: “Türkiye de yıllar içinde meslek yüksekokullarından mezun öğrencilerin sayısının artırılması için birçok çalışmalar yaptı. Bugün 850’yi aşkın meslek yüksekokulunun lisans bölümleri kadar 500 bini aşkın kontenjanı var. Bu yükseköğrenimde %50 oranında mesleki eğitime tekabül ediyor. Ancak birçok gelişmiş ülkede mesleki eğitimin oranı %70 civarlarında. Bunun sebebi biraz da meslek yüksekokullarının toplum algısı. Bazen gençlerimiz mutlaka bir lisans bölümü okuma baskısı hissediyor. Gerçekte kendilerinin de çok istemediği, iş dünyasında da fazla istihdam olanağı olmayan bir bölümde lisans okunduğunda da çalışanların büyük çoğunluğunun mezuniyet alanlarında çalıştığı sonucunu elde ediyoruz. Oysaki Türkiye’deki pek çok sanayici, işadamı, ihtiyaç duydukları yeterli bilgi ve beceriye sahip nitelikli çalışan temini konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyor. Bu ihtiyacı da ancak meslek yüksekokulları karşılayabilir. Bir ön lisans mezununun iş hayatına işinin uzmanı olarak gideceği, paralel olarak DGS sınavı ile lisans tamamlayabileceği, isterse akademik kariyer yapabileceği, gençlerimize sınırın sadece kendileri olduğu anlatılmalı.”

Uluslararası standartları gerçekleştirebilmek için çaba sarf eden meslek yüksekokulları, Avrupa Birliği’nin Erasmus + Programı ile akademik ve idari personelleri Avrupa sınırları içerisindeki yükseköğretim kurumlarında ders verme ve bilgi paylaşma,  öğrencilere de öğrenim hareketliliği ve staj olanaklarını sunuyor.

“Yaparak öğren” felsefesini benimsiyor

Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’nda uluslararası öğrenme ve deneyimsel öğrenme ortamlarının hepsini çok önemseyen Özmen, “Yurtdışındaki meslek yüksekokullarında olduğu gibi ‘yaparak öğren’ felsefesini benimsiyoruz. Kullandığımız laboratuvarlar, simülasyonlar, oyunlar, akran eğitmenliği, sektörle iç içe olmak, bunların hepsi uluslararası standartlarda eğitim vermek için yaptığımız çalışmalar. Burada varmak istediğimiz meslek yüksekokulunun amacını gerçekleştirmek, iş dünyası için yaptığı işi en iyi bilen, donanımlı gençler mezun edebilmek” diye konuştu.

Eğitimin halkaların birbirine geçmesi ile oluşturulan bir zincir olduğunu belirten Özmen, meslek yüksekokullarında daha kaliteli bir eğitim verilmesinin yolunun ortaöğretim kurumlarındaki eğitim seviyesinin yükseltilmesi ile başlatıldığını söyledi. Özmen, “Yükseköğretime yeterli donanıma ulaşmadan başlanması, yükseköğretim kurumunu bu eksiklikleri gidermeye çalışmaya zorluyor. Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından mezun olan öğrencilerin meslek yüksekokullarına sınavsız geçişleri var biliyorsunuz. Sınavsız geçiş mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarının teşviki için getirildi ancak galiba bazı öğrencilerin kendileri ile yarışına engel oldu, gerçek potansiyellerine daha geç ulaşmalarına neden oldu. Zamanla meslek yüksekokullarının öğrenci profili de farklılaştı. Ama YÖK nezdinde bu konuda zaten çalışmalar sürüyor, doğru bir sonuca ulaşacağına inanıyorum.”

Kişisel yetkinliklerin arttırıldığı bir platform

Plato Meslek Yüksekokulu Mütevelli Heyeti Başkanı Tolga Yazıcı, meslek yüksekokullarını öğrencinin ilgi alanına yönelik mesleki, teknik bilgi ve becerilerin kazandırıldığı ve kişisel yetkinliklerin artırıldığı bir bilgi platform olarak tanımladı.

Meslek Yüksekokullarının istihdam gücüne önemli bir katkısı olduğunu belirten Yazıcı, “4 yıllık fakülte mezunu öğrenciler teorik bilgiler ışığında meslek hayatına geçtiklerinde mesleki adaptasyonu uzatmış oluyorlar. Yüksekokul mezunu öğrencilerimiz iş hayatına geçtiklerinde tecrübe ve deneyim sahibi olarak hayata ileride başlamaktadırlar. Plato Meslek Yüksekokulu olarak hali hazırda çalışan öğrencilerimize hem destek hem de ekstra burs sağlayarak, Türkiye cumhuriyeti iş gücüne kalifiye eleman yetiştirme hedeflerimizi daha belirgin bir şekilde ortaya koyuyoruz” dedi.

Türkiye’de uygulanan mesleki yeterlilik kursları, sertifika programları, seminer, çalıştay vb. çalışmalar, meslek yüksekokulları müfredatlarındaki eğitim modüllerinden örnek alarak geliştiriliyor. Meslek yüksekokulları diğer ülkelerdeki muadilleriyle iletişim ve işbirliğini geliştirerek bilgi ve teknik uzmanlık paylaşımı ve transferi için yeni fırsatlar sağlıyor.

Esneklik zaruri

Öğrencilerin daha fazla eğitim alabilmesi amacıyla esnek hareket edebilecekleri ileri seviye bilgi beceri ve yeterlilikler geliştirme alanlarının desteklenmesi gerektiğini ifade eden Yazıcı, “Eğitimin uluslararasılaşması ve dijital teknolojilerin giderek daha fazla kullanılması, öğrenicilerin ihtiyaç ve hedefleri ile uyumlu esnek öğrenme metodlarının kullanılmasını zaruri hale getirmektedir” diye konuştu.

Her adımda ilgili sektörle iletişim kurulmalı

Yazıcı, meslek yüksekokullarının gelişmesi için takip edilmesi gereken adımları şöyle anlattı: “Eğitim ihtiyaçlarının tespitinden başlamak üzere her safhada eğitimin ilgili sektör ile işbirliği içinde yapılması ve sektörün ihtiyaçları kapsamında değişime ayak uydurma gerekliliğinin altı çizilmelidir. Eğitimlerde teknolojinin özellikle de bilişim teknolojilerinin sunduğu imkanlardan azami istifade edilmesi gereklidir. Mezun öğrencilerin istihdam oranını yükseltmek için yükseköğretim sürecine işveren, öğrenci ve mezunlar gibi tarafların katılması önem arz etmektedir. Program açma ve geliştirme konusunda sektör ve iş dünyasının hangi yeterliliklerle donanımlı çalışana ihtiyaç duyduğunu saptamak ve mezun edilenlerin de ne tür işlerde ne kadar süre içinde çalışma hayatına katıldığının sürekli takip edilmesi gerekmektedir. Bu veriler istihdam edilebilirliği arttırıcı önemli kaynaklar olup Meslek Yüksekokullarının kaliteli eğitim vermesinde önemli katkıları bulunmaktadır.”

Yorum yap