Yaşadığı kente duyarlı üniversiteler

15 Temmuz 2016

 

 

Üniversiteler yaşadığı kentin sorunlarına yönelik çözüm önerileri geliştiriyor. Trafik sorunu, çevre kirliliği, mülteci çocuklar çözüm geliştirilen sorunlardan birkaçı…

Üniversitelerin bulundukları kentle ve kent toplumuyla ilişkisinin gelişmesi kuşkusuz her iki tarafın da yararına olan ve değişen dünya koşullarına paralel olarak yeniden gözden geçirilmesi gereken bir konu. Bu, gelişmiş batı toplumlarında da “kent-cübbe” ilişkisi (town-gown relationship) deyimiyle sıkça gündeme geliyor ve üniversiteler artık birer bilim yuvası olmanın ötesinde başka görevler üstleniyorlar. Türkiye’de pek çok üniversite yaşadığı kentin sorunlarına yönelik çözüm önerileri geliştiriyor. İstanbul Aydın Üniversitesi, İstanbul’un en önemli iki konusu haline gelen ulaşım ve kentsel dönüşüm alanında çalışmalarda bulunuyor. İstanbul’un kara, hava, demiryolu ile ilgili ulaşım, arazi kullanımı, trafik sorunu, kentsel dönüşüm, çevre kirliliği gibi kentsel tasarım konuları hakkında bilimsel ve teorik projeler ve yayınlar hazırlıyorlar. İstanbul Ticaret Üniversitesi, kent projeleri için üniversite bütçesinden pay ayırıyor, öğretim üyeleri üniversite tarafından destekleniyor. İstanbul Teknik Üniversitesi kent sorunlarına çözüm bulmak için çalıştay düzenliyor. Burada İstanbul’un en büyük sorunlarından biri olan trafik için çözüm önerileri geliştiriliyor. Yaşar Üniversitesi İzmir’deki kentsel dönüşüm projelerine yönelik araştırmalar yapıyor. Dönüşen kentlerle birlikte sosyal ve ekonomik yaşamın nasıl dönüştüğünü göstermeye ve yeniden yaşamanın yollarını topluma anlatmaya çalışıyor. TED Üniversitesi Ankara’daki Suriyeli mülteci çocukların eğitim sorununa çözüm arıyor.

Deprem ve inşaat laboratuarında çalışıyorlar
İstanbul Aydın Üniversitesi ulaşım konusunda Büyükşehir Belediyesi ile sürekli diyalog halinde. Küçükçekmece Kent Konseyi’nde, Belediye Başkanlığı, Kaymakamlık ve vatandaşlarla birlikte pek çok konuda ortak çalışıyorlar. Öğrencilerin bu konuda azami duyarlılık göstermesi amacı ile onları da bu etkinliklere düzenli olarak dahil ediyorlar. Diğer yandan, öğretim üyeleri araştırma makaleleri ve alan, analiz çalışmaları, lisans ve yüksek lisans öğrenci projeleri ile seçilen arsa ve araziler üzerinde projeler geliştiriyorlar, kent sorunları üzerine tezler yazıyorlar. Üniversitenin yürüttüğü çalışmaları İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Mustafa Aydın şu şekilde anlatıyor: “İstanbul’un en önemli iki konusu haline gelen ulaşım ve kentsel dönüşüm konusunda çalışmalarda bulunuyoruz. Gerek akademisyenlerimiz, gerek Mimarlık ve Kentsel Tasarım yüksek lisans öğrencilerimiz ile İstanbul’un kara, hava, demiryolu ile ilgili ulaşım, arazi kullanımı, trafik sorunu, kentsel dönüşüm, çevre kirliliği gibi kentsel tasarım konuları hakkında bilimsel ve teorik araştırmaya dayanan alan problemleri inceleyerek, çözüm ve öneri sunan projeler ve yayınlar hazırlıyoruz. Deprem ve inşaat laboratuarlarımızda, gelecekte yaşanılabilecek olası depremlerde kaybı en aza indirgeyebilmek için belediyelerin ve kamu kurumlarının talepleri doğrultusunda çok önemli çalışmalar gerçekleştiriyoruz.”

“Toprak ve su konulu atölye eğitimleri düzenledik”
İstanbul Aydın Üniversitesi’nin kent için hazırladığı birçok proje hayata geçti ve uygulamaları tamamlandı. “Bunlar arasında Galata Kulesi Meydan Projesi, Büyükçekmece Mimar Sinan Köprüsü ve çevresindeki parkın düzenlenmesi, Eminönü Hanlar Bölgesi kent meydanı projeleri bulunuyor” diyen Mustafa Aydın sözlerine şu şekilde devam ediyor: “Bu konuda ülkemize ve şehrimize katkımızın olması, çorbada bizim de tuzumuzun bulunması bize mutluluk veriyor. Projelerin yanı sıra akademik toplantılarla da bu konuda bir farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Son dönemde özellikle ilk ve ortaöğretim öğrencilerine dönük, toprak ve su konulu atölye eğitimleri düzenledik. Sempozyumlara ev sahipliği yaptık. Çok güzel geri bildirimler alıyoruz. Bunun yanı sıra özellikle Kentsel Tasarım Yüksek Lisans Programında eğitimlerini sürdüren, yerel yönetimlerde görevli öğrencilerimiz vasıtasıyla öğretim görevlileri tarafından verilen teorik bilgilerle uygulama çalışmalarına katkıda bulunuluyor.”

Kent sorunlarına bütçe ayrılıyor
İstanbul Ticaret Üniversitesi ve İstanbul Ticaret Odası devamlı olarak işbirliği içindeler. Üniversite bünyesinde kentin sorunlarına cevap verebilmek için Gayrimenkul Geliştirme, Kentsel Dönüşüm ve Planlama Yüksek Lisans Programı ve İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı bulunuyor. Ayrıca, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı ile Mimarlık Lisans Programları da üniversitenin kentin sorunlarına ve yapılanmasına akademik ışık tutması amacıyla yürütülüyor. İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Özgür Çengel, yapılan çalışmalar hakkında bilgi veriyor: “Gayrimenkul Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi de ilgili alanlarda sektör yetkilileriyle çeşitli projeler geliştiriyor ve konferanslar düzenliyor. Bu alanlarda öğretim üyelerimizin de birçok çalışması bulunuyor. Örneğin, 2015 yılında Parsel Düzeyinde Yenileme Uygulamaları, Bakırköy’de Parsel Düzeyinde Yenileme Uygulamalarının Mekansal Dağılımı, Fikirtepe Kentsel Dönüşüm Projesi gibi konular üzerine çalışmalar yapıldı. Bu açıdan, kentin sorunlarıyla ilgilenen öğretim üyelerine özellikle üniversitemizin projeler bütçesinden kaynak ayrılıyor.”

TED Üniversitesi mülteci çocukların eğitimine odaklandı
TED Üniversitesi Ankara’da mülteci çocukların eğitimine odaklanan sosyal sorumluluk projelerine imza atıyor. Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Elif Karslı, Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü öğrencileri ile birlikte Mamak’ta Suriyeli mülteci öğrencilerin bulunduğu bir ilkokulda okul-mülteci, aile-toplum işbirliğini güçlendirmek için bir proje yürüttü. Ankara Amerikan Büyükelçiliği destekli bu projede Suriyeli anneler, çocuklar ve öğretmenleri ile Türkiye’deki eğitim sistemi ve Suriyeli çocukların eğitim ihtiyaçları hakkında görüşmek ve çözümler üretmek için drama atölyeleri gerçekleştirdiler. Ayrıca TÜBİTAK destekli GÖÇ-MAT Projesi ile beş farklı kentte mülteci çocukları, matematik eğitimi konusunda iki yıl boyunca destekleyecekler. Diğer taraftan Yard. Doç. Dr. Aysel Sarıcaoğlu ve Yard. Doç. Dr. Elif Karslı, Dublin City University’den meslektaşları ile işbirliği yaparak, bir öğretmen eğitimi tasarlıyorlar. Amerikan Dış İşleri Bakanlığı tarafından hibe edilen “Geleceğin Öğretmenlerinin Türkiye ve İrlanda’daki Mülteciler ve Göçmenler için İşbirliği ” adlı projede ise Ankara ve Dublin’deki eğitim fakültesi öğrencilerinin, eş zamanlı seminerler ile ve karşılıklı kent ziyaretlerinde bulunarak, mülteci ve göçmen çocukların yoğun olduğu okullarda sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirmelerini sağlayacaklar.

Bahçeşehir Üniversitesi ve E-Kent işbirliği
Bahçeşehir Üniversitesi Ulaştırma Uygulama Araştırma Merkezi (UYGAR), Aktif Bank iştiraki olan, yüksek teknoloji çözümleri sunan E-Kent ile işbirliği yaptı. Proje kapsamında, kent içi trafik sistemi incelenip ihtiyaçlar doğrultusunda durak yerleri, otopark planlaması, yayalaştırma alanları ve bisiklet yolları tespit edilerek projeler hazırlanıyor. Belediye otobüsü, özel halk otobüsü ve minibüsler ile varsa hafif raylı sistem arasında hatların entegrasyonun sağlanması verimli hale getirilip paralel hatların azaltılması, araç kalkış süreleri ve aralıklarının belirlenmesi ile kullanılan güzergahların verimliliği incelenerek tüm toplu taşıma sisteminin optimizasyonu yapılıyor. Kentin geleceğe yönelik arazi kullanım kararlarına bağlı olarak kentlerin ulaşım ana planları hazırlanıyor. Ulaşım ana planı, mevcut ve plan dönemi arazi kullanım bilgilerinin toplanması, mevcut ulaşım altyapısının tespiti, planlanan bölgeye ait sosyo-ekonomik verilerinin toplanması, anket ve trafik sayımı çalışmalarının yapılması, ulaşım talep modeli ve kalibrasyonun hazırlanmasını içeriyor. Buna göre belirlenecek ulaşım taleplerine göre gerekli kapasiteyi sağlayacak en uygun ulaşım sistemleri seçilecek ve aşamalandırılıyor.

İTÜ ilk elektrikli minibüsü tasarladı
24-25 Mart 2016′da İTÜ Ayazağa Yerleşkesi’nde düzenlenen Kent İçi Ulaşım Çalıştayı önemli sonuçlar ortaya çıkardı. Nüfus artışı ve büyüme eğilimleri, 2023 yılında toplam taşıma düzeyinin üç katına çıkacağını gösteriyor. Bu sonuç, ulaştırma, sanayileşme, konut, turizm, tarım politikalarının birbirini tamamlayacak bir nitelikte olmasını zorunlu kılıyor. Kent nüfusunda yaşanan her artış ise daha fazla taşıt trafiği olarak geri dönüyor. Türkiye’de 2015′te trafiğe yeni çıkan taşıt sayısı 888 bin 974 oldu. Bu yılın sadece Ocak ayında 137 bin 334 yeni araç trafiğe girdi. Bu araçların yaklaşık üçte biri İstanbul trafiğine kayıtlı. İTÜ Rektörü Mehmet Karaca Çalıştay’da yaptığı konuşmada şu bilgileri verdi: “Bu sorunlara karşılık İTÜ olarak bu teknolojileri geliştirmek için çalışan bir üniversiteyiz. Türkiye’nin ilk elektrikli minibüsünü tasarladık hala geliştiriyoruz; şu anda bir şarjla en az 400 km yol alabiliyor. Şarj süresini kısaltma ve mesafeyi uzatma yolundaki çalışmalarımız sürüyor. Tamamlandığında üniversitemizdeki ring servisleri elektrikli minibüsle gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Ayrıca ülkemizin güneş enerjili ilk aile arabasını da öğrencilerimiz tasarlıyor. İsmi Aruna. Ülkemizi bu araçla yurtdışında temsil etmeye hazırlanıyoruz. Biz yenilebilir ulaşım çözümleriyle örnek olmayı da amaçlıyoruz.”

“Park et ve devam et” sistemi
Yaklaşık 15 milyon nüfusa sahip İstanbul’da trafik problemi her geçen gün başka bir boyut kazanırken yeraltı sistemlerinin alternatif olmaktan çıkarak ana ulaşım araçları olarak insan yaşamına girmesi en önemli çözüm yollarından biri olarak değerlendiriliyor. Enerji verimliliğinin sağlanması ve trafik sorunun çözümü için raylı sistemleri işaret eden İstanbul Teknik Üniversitesi Raylı Sistemler Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Turan Söylemez, yeraltı sistemlerinin şehir trafiğine çok büyük rahatlama getireceğini söylüyor. Şehir içindeki trafiğin önemli nedenlerinden birinin de araçları içerisinde tek başına hareket eden insanlar olduğunu belirten Söylemez, özellikle Avrupa’da yaygın olarak kullanılan ‘park et ve devam et’ sisteminin bu soruna yönelik geliştirilen bir çözüm önerisi olduğuna dikkat çekiyor. “Raylı sistem durakları insanların oturdukları yerlere ve iş yerlerine yakın olursa insanlar şehir içinde trafikte azap çekmektense konforlu bir ortam içinde gitmek isteyeceklerdir. Avrupa’da evinin yakınında metro istasyonu bulunmayan kişiler park et ve devam et modeline göre araçlarıyla evden çıkıp en yakın metro istasyonuna giderek uygun büyüklükteki otoparklara makul bir ücret karşılığında araçlarını bırakıp şehrin diğer ucuna metro ile rahat ve hızlı bir şekilde gidiyorlar. Dönerken de araçlarını alarak evlerine gidiyorlar. Bu son derece pratik bir uygulama. Biz de üniversite olarak belediyelere çözüm önerileri sunuyoruz. Raylı sistemin özellikle İstanbul’da daha da genişlemesi adına projeler geliştiriyoruz.”

Kentsel dönüşümün etkilerini incelediler
İzmir’de kentsel dönüşümün sembolü haline gelen Örnekköy ve Uzundere’deki sosyal konut alanlarına yerleşen vatandaşların yeni yaşam biçimleri ve beklentileri akademisyenlerin araştırma konusu oldu. Yaşar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülsüm Baydar’ın yürütücülüğünde hazırlanan TÜBİTAK destekli “İzmir’de Kentsel Dönüşüm Bağlamında İnşa Edilen Toplu Konutlarda Mekan, Tasarım ve Gündelik Yaşam İlişkilerinin Analizi: Örnekköy ve Uzundere Yerleşimleri” araştırma projesi, Türkiye’de hızla devam eden yeni kentsel dönüşüm projelerine rehber olabilme niteliği taşıyor. Araştırmada, Örnekköy ve Uzundere’deki sosyal konut yerleşimlerinde uygulanan mimari projeler ile bu bölgeye yerleşen vatandaşların yeni yaşam biçimleri ve mekansal ihtiyaçları çeşitli mülakat ve anket çalışmalarıyla belirlendi. Araştırmanın tüm bulguları coğrafi bilgi sistemleri tabanlı bir internet sitesi aracılığıyla toplumun tüm kesimine açık bir şekilde paylaşıldı. Projede görev alan araştırmacılar toplu konutlarda yaşayan vatandaşlarla kişisel öyküler, aile yapıları, gündelik yaşam pratikleri ve gelir durumlarının mekan üzerine olan etkilerine dair çeşitli görüşmeler gerçekleştirdi. Bu görüşmelere göre araştırmacılar; ‘topoğrafyanın yer seçiminde göz önüne alınması’, ‘yaşayanların aidiyet duygusu için önemli olduğu anlaşılan açık alanların bakımı için site yönetimi oluşturulması’, ‘kamusal yaşamın etkin biçimde sürdürülebilmesi için sosyal aktiviteleri barındıracak mekanların planlanması’, ‘kullanıcıların ihtiyaç ve taleplerine dair ön araştırmanın yapılması’, ‘farklı kullanıcı profillerine göre konut tipi çeşitliliğinin artırılması’ ve ‘daha fazla depo ve balkon mekanı planlanması’ gerektiğine dair görüşlerde bulundular.

Hava kirliliğini azaltmak mümkün
İzmir ve Ege Bölgesi’ndeki hava kirliliği için Yaşar Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü Öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Levent Bilir’in İzmir Belediyesi ile ortak yaptığı bir çalışma var. Burada Bilir, hava kirliliğini önlemek için alınacak önlemleri, yapılması gerekenleri ve çözüm yollarını şu şekilde anlatıyor: “Özellikle göç alan şehirlerde nüfusun artması nedeniyle plansız şehirleşme ve yeşil alanların azalması da hava kirliliği açısından olumsuzluk yaratıyor. Sanayileşmenin şehre yakın yerlerde bulunması ve trafikteki araç sayısının fazlalığı da hava kirliliğinin insan sağlığı için ciddi problemler oluşturabilecek boyutlara ulaşmasında etken.” Buna göre yapılacaklar listesi şöyle sıralanabilir:
* Yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmak.
* Kaliteli, ısıl değeri yüksek ve daha az hava kirliliğine neden olacak yakıtları tercih etmek.
* Doğalgaz ve jeotermal enerji kullanımını artırmak.
* Sıcak su üretimi için güneş enerjili ısıtma sistemlerini tercih etmek.
* Binalarda ısı yalıtımı yapmak, ortam sıcaklığını gereğinden fazla yükseltmemek.
* Kömürü, SO2′i emme özelliğinden dolayı kireç tozu ile birlikte yakmak.
* Kaloriferlerin eğitimli kişilerce yakılması, periyodik bakım yaptırılması, bacaların zamanında temizliği.
* Kömür depoları ve kaloriferli apartmanların denetim altına alınması ile kalitesiz yakıt kullanımını engellemek, mümkünse doğalgaz dönüşümlerini sağlamak.
* Şehirdeki yeşil alanları genişletmek.
* Enerjiyi verimli ve tasarruflu kullanmak.

 

 

 

Yorum yap