Üniversiteler ve küresel diyalog

15 Temmuz 2016

Geçtiğimiz ay Atatürk Havalimanı’nda gerçekleşen ve 42 insanımızın canına mal olan terör saldırısı hepimizi çok ciddi şekilde sarstı. Terörün hedef tanımaz ve acımasız yüzü ile bir kez daha yüzleştik.

Bu saldırıda hayatını kaybedenlerin yakınlarıyla aynı acıları paylaştığımı belirtmek isterim. İnsanlık adına söylenecek bir kelimenin kalmadığı durumlar bunlar. Ancak terör üzerine söylenecek çok sözümüz var.

Dünyada iletişim kanallarının daha da arttığı, insanların birbirleriyle daha kolay iletişim kurabildiği bir dünyaya doğru sürekli yol alırken nasıl oluyor da insanların birbirlerine nefretleri bu noktalara gelebiliyor? Bunu anlamak çok güç. Demek ki sadece teknolojik olarak iletişim kanallarının daha da çeşitleniyor olması ve erişimin artması açık toplumlar oluşturmaya ve küresel anlamda diyalog kanalları yaratmaya yeteli değil. Hatta bazen tam tersine bir sürece de alt yapı sağlayabiliyor bu yeni iletişim mecraları.

Akademinin en temel şartlarından biri açık fikirli olmaktır. Tüm fikirleri hem sorgulanabilir hem de kabul edilebilir görür aynı anda. Bunu kabul eden bir kişi ancak gerçek bir bilim adamı olabilir. Çünkü bilimin yolu, doğru olana ulaşmak için her şeyi sorgulayabilmekten geçer. Bizde her ne kadar yıllarca üniversiteler dar görüşlülüğün ve siyasi kutuplaşmanın kaleleri olarak görülmüş olsa da gelişmiş batı ülkelerinde üniversiteler öteden beri en serbest ortamlar oldu. Bu serbestlik sayesinde hem üniversiteler asıl görevleri olan eğitim ve araştırma-geliştirme faaliyetlerine odaklanabildiler hem de zihni hür nesillerin yetişmesinde büyük rol oynadılar. Bu serbest düşünce ortamı sayesinde özellikle ABD’de birçok farklı milletin insanı kendilerini daha iyi ifade etme fırsatı buldular. Bu serbest düşünce ortamı sayesinde bir Çinli, bir Alman ve bir Amerikalı arkadaşıyla bir araya gelip YouTube’u, bir Rus da bir Amerikalı arkadaşıyla birlikte Google’ı kurabildiler.

İçinde bulunduğumuz durumda biz üniversitelere büyük görevler düşüyor. Öncelikle öğrencilerimiz için hem üniversite içinde hem de ulusal ve küresel ölçekte diyalog kapılarını açmalıyız. Akademisyenlerimiz çalışmaları ve yaklaşımlarıyla bunun için hep bir adım önde olmalı. Bunun yanında yine farklı kültürlerle diyalogun geliştirilmesi adına yapılacak araştırmalara destek vermeliyiz. Şunu biliyorum ki diyalog genişledikçe insanlar birbirlerini daha iyi tanıyacaklardır. İnsanlar birbirlerini daha iyi tanıyınca da nefret, şiddet ve neticesinde terör barınacak bir ortam bulamayacaktır kendine.

Huzurlu bir tercih dönemi geçirmemiz dileğiyle

Yorum yap