Genç Nesil Öğretmenler Vakif Üniversitelerinde Yetişiyor

7 Kasım 2016

Vakıf Üniversitelerinin eğitim fakültelerinde yetişen nitelikli genç nesil öğretmenler Türkiye’nin eğitim standartlarını uluslararası seviyeye taşıyor.

Vakıf üniversitelerinin eğitime katkısı her geçen yıl artarak devam ediyor. Bu üniversiteler resmi olarak genç üniversiteler sayılsalar da aslen köklü eğitim kurumlarının mirası üzerinde büyüyorlar. Vakıf üniversitelerinin eğitimdeki rolüne geçmeden önce eğitimin genel durumunun güncel bir fotoğrafını çekerek başlayalım.

Öğretmenlik en kutsal meslektir. Çocuklarımıza eğitime dair ilk öğrettiğimiz düstur budur. En çok ilkokul öğretmenimizi severiz. Eğitimin ilk adımı aynı zamanda en kırılgan noktasıdır, Çünkü öğretmeniniz iyi çıkarsa okulu seversiniz, okumayı seversiniz, kötü çıkarsa kırılırsınız, tüm eğitim hayatınızı hiç de sağlam olmayan bir temel üzerine inşa etmeye çalışır durursunuz.

Peki ya öğretmeniniz yoksa? Sınıfınız hatta bir okulunuz bile yoksa? Bizim büyük şehirlerde pek de farkında olmadığımız bir gerçek bu. Bir yerlerden kulağımıza çalınıyor bu bilgi, kime sorsak bilir öğretmeni olmayan okulları, okulu olmayan öğrencileri, ama durumun vahametini anlamaz. Çünkü insanoğu idrak etmek için musibetlerin başına gelmesini bekler. Ve beklenen olur. Yeni öğretim yılı yine sorunlarla açılır.

Bu gerçek 2016-2017 eğitim öğretim yılında da değişmedi, yeni eğitim yılı yine sorunlarla ve tartışmalarla başladı. En temel problem olan eğitimde öğretmen kalitesi halen aşılamamış bir sorun olarak karşımızda duruyor. Bunun yanı sıra öğretmen açığı gerçeği tartışmalı bir konu, Milli Eğitim Bakanlığı’na göre öğretmen açığı yok, fakat uzmanlar aynı görüşte değil.

Öğrenci sayısı 17 milyonu aştı

Öğretmen açığı var mı sorusunun yanıtını reel bir temele oturtmak için önce rakamsal değerlere bir göz atmakta fayda var.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2015-2016 eğitim ve öğretim dönemi okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarını kapsayan örgün eğitim istatistiklerine göre, örgün eğitimden 17 milyon 588 bin 958 öğrenci yararlanıyor. Bu öğrencilerden 14 milyon 540 bin 339’u resmi, 1 milyon 174 bin 409‘u özel okullarda, 1 milyon 874 bin 210´u ise açık öğretim kurumlarında okuyor.

Öğretmen sayısı 1 milyona yaklaştı

Örgün eğitim kurumlarında görev yapan öğretmen sayısı 2014-2015 eğitim öğretim yılında 919 bin 393 iken 2015-2016 eğitim öğretim yılında 993 bin 794 oldu.

61 bin 203 okul ve kurumdaki öğretmenlerin 863 bin 126’sı resmi, 130 bin 868’i özel okullarda görev yapıyor.
Öğretmenlerin yüzde 45,1’ini (447 bin 958) erkek, yüzde 54,9´unu da  (545 bin 836) kadınlar oluşturuyor.

Rakamlarla genç nüfus

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) “İstatistiklerle Gençlik 2015″ araştırmasına göre, geçen yıl itibarıyla Türkiye nüfusunun yüzde 16,4′ünü 15-24 yaş grubundaki genç nüfus oluşturdu. Buna göre ülke genelindeki genç sayısı 12 milyon 899 bin 667 kişiyi bulurken, bunun yüzde 51,2’sini genç erkek nüfus, yüzde 48,8’ini ise genç kadın nüfus oluşturdu.

Genç nüfus oranının en yüksek olduğu il, yüzde 26,6 ile Hakkari oldu. Bu ili yüzde 24,2 ile Şırnak ve yüzde 23 ile Siirt izledi. Genç nüfus oranının en düşük olduğu iller ise sırasıyla yüzde 13,3 ile Muğla, yüzde 13,8 ile Sinop, Balıkesir, Zonguldak ve yüzde 14,3 ile İzmir oldu.

İşsizliğe rağmen gençler mutlu ve gelecekten umutlu

Hanehalkı işgücü araştırması sonuçlarına göre geçen yıl gençlerde işsizlik oranı yüzde 18,5′i bulurken, bu oran genç erkeklerde yüzde 16,5, genç kadınlarda ise yüzde 22,2 olarak gerçekleşti.

Yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarına göre, gençlerin yüzde 63,8′i 2015 yılında kendisini mutlu hissettiğini belirtirken, mutluluk oranı genç erkeklerde yüzde 58, genç kadınlarda ise yüzde 69,5 olarak gerçekleşti. Gençlerin mutluluk kaynağı olan değerlerde ilk sırayı yüzde 49,4 ile sağlık alırken, bunu yüzde 21,6 ile başarı, yüzde 20,2 ile sevgi izledi.

Gelecekten umutlu olan genç oranı 2014 yılında yüzde 78′ken söz konusu oran 2015 yılında yüzde 83′e yükseldi.

MEB: Öğretmen Açığı Yok

Bu tabloların net bir şekilde ortaya koyduğu, doğunun genç nüfus oranının batıya oranla bir hayli yüksek olduğu. İşsiz ama mutlu gençlerin iyimserliğinin eğitimlerine nasıl yansıdığı ayrı bir tartışma konusuyken asıl konumuz olan öğretmen açığı sorununa dair kafalar hala karışık, zira açıklamalar birbiriyle çelişiyor.

Türkiye’de öğretmen açığı sorusuna ilişkin MEB’den yapılan resmi açıklamalar öğretmen açığı olmadığı yönünde. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz yeni öğretim yılının başlamasına istinaden yaptığı değerlendirmede yeni eğitim yılının iyi bir şekilde başladığını ifade etti. Öğretmen atamaları ve açığa alınmalarla alakalı da konuştu. Milli Eğitim Bakanlığı’nın şu an için öğretmen açığı bulunmadığını söyleyen Yılmaz, FETÖ soruşturması kapsamında 28 bin öğretmenin görevden alındığını ve karşılığında 30 bin öğretmenin açığa alınan öğretmenlerin yerine yerleştirildiği bilgisini verdi. Kısa bir süre içinde 20 bin sözleşmeli öğretmenin atanacağına değinen Yılmaz, norm fazlası 40 bin öğretmenin daha bulunduğunun da altını çizdi. Bu nedenle herhangi bir açık olmadığını 20 bin yeni sözleşmeli öğretmeni de bu ay içinde başlatacaklarını duyurdu. Ancak daha önce 70 bin öğretmen ihtiyacı olduğunu söyleyen Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın bu yeni açıklaması içleri rahatlatmadığı gibi kafalarda soru işaretlerine neden oldu.

Öğretmen ve öğrenci sayıları dağılımı dengesiz

Görüşlerine başvurduğumuz TED Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sinan Olkun ve TED Üniversitesi Okul Öncesi Eğitimi Yrd. Doç. Dr. Elif Karslı yaptıkları değerlendirmede öğretmen açığı sorununda rakamsal değerlerin dengesiz dağılımına dikkat çektiler ve bu sıkıntının bazı bölge ve branşlarda çok daha yoğun hissedildiğini belirttiler. “2 yıllık okul öncesi eğitimine, 12 yıllık okul eğitimini eklersek 14 yıllık bir eğitim acından bahsedebiliriz. Her yaş grubunda ortalama 1.200.000 öğrenci olduğu varsayılırsa, yaklaşık 16.800.000 öğrencimiz olduğu düşünülebilir. Türkiye’de yaklaşık 850.000 öğretmen olduğu belirtilmektedir. Bu iki sayıyı oranladığımızda öğretmen başına yaklaşık 20 öğrencinin düştüğü sonucuna varırız. Bu tablo gözümüze iyi görünebilir ancak öğrenci ve öğretmen sayıları ideal dağılmamaktadır. Kimi öğretmenimiz haftada 30 saat derse girerken kimi öğretmenimiz (örneğin, resim, müzik, beden eğitimi branşları) maaş karşılığı olan 15 saatlik çalışma süresini ancak doldurabilmektedir. Öğretmen ve öğrenci sayıları ülkemizde şehirlere göre dengesiz dağılmakta ya da şehir ve kırsal kesim arasında farklılaşmaktadır. Bunların yanı sıra, hastalık, doğum izinleri, yer değiştirme gibi nedenlerle oluşan açıklarda sınıflarda eğitimin-öğretimin aksamaması için yedek öğretmenlere ihtiyaç duyulmaktadır. Özellikle dengeli bir dağılım başta olmak üzere çeşitli nedenlerle bazı bölge ve branşlarda öğretmen açığı daha çok hissedilmektedir.”

Sorunun çözümü alınacak tedbirlerde

Başbakan Binali Yıldırım da konuya dağılım dengesizliği açısından yaklaştı ve MEB’in öğretmen fazlası açıklamasını destekledi. Başbakan Binali Yıldırım yaptığı açıklamada 40 bin öğretmen fazlası olduğunu söyledi ve dağılımda sorun olduğuna dikkat çekti. Bu sorunun temelde herkesin büyükşehirde olmak istemesine bağlayan başbakan, öğretmenlerin ailesine, evine yakın yerde görev yapmak istediğini belirtti. Alınan tedbirlerle ve hatta yapılacak haftalık 5 saatlik fazla mesailerle bu sorunun kolayca çözülebileceğini belirtti.

Başbakan özetle bu tip sorunların istenirse biraz fedakarlıkla nasıl da kolayca çözülebileceğini hatırlatmış oldu.

Öğretmen açığı konusunda Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, geçtiğimiz yaptığı açıklamada Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri başta olmak üzere, istihdamda güçlük çekilen yörelerde görev yapan eğitim çalışanlarının çalışma şartlarının bir an evvel iyileştirilmesi gerektiğini belirtmiş, öğretmen açığının çözümü için ücretli öğretmenlik vb. uygulamalar yerine kadrolu öğretmen atanmasını önermişti. Bölgede öğretmen istihdamının kalıcı hale getirilerek, sorunların ivedilikle çözüme kavuşturulmasını ve görev yapan öğretmenlere ek tazminat verilmesi gerektiğini savunmuştu.

En çok din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenine ihtiyaç var

En çok merak edilen konulardan biri hangi branşlarda öğretmen açığı olduğu konusu. Bu konu binlerce öğretmen ve ailesini ilgilendirdiği gibi öğrenciler ve veliler açısından da büyük önem taşıyor.

Son yapılan açıklamalara göre en büyük açık Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi branşında yaşanıyor. İlk, orta ve lise derslerinin tüm müfredatında bulunan Din Dersi öğretmen ihtiyacının 15­-16 bin olduğu söyleniyor.

Sınıf öğretmeni ihtiyacı 12 bin civarında. Matematik, İngilizce ve beden eğitimi öğretmenlerine de ihtiyaç büyük.

MEB Müsteşarı Yusuf Tekin’in 5. sınıf hazırlık sınıfı olacak açıklaması ile birlikte yabancı dil ve spor kültür derslerinin ders saatinin artması gündeme geldi. Yusuf Tekin, MEB’e bağlı okullarda yabancı dil ders saatlerinin arttırılması gerektiğini söyledi ve hazırlıkların sürdüğünü en kısa zamanda pilot uygulamaya başlanacağını ifade etti.

Öğretmen dağılımı dengesiz

TED Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sinan Olkun ve TED Üniversitesi Okul Öncesi Eğitimi Yrd. Doç. Dr. Elif Karslı’ya göre özellikle İngilizce, okul öncesi, rehberlik, özel eğitim ve sınıf öğretmenliğinde öğretmen açığı bulunuyor. Bu branşlardaki açıklar geçmişte sınıf öğretmenliği alanındaki açığı gidermek için sıkça yapılan yanlış yöntemlerle giderilmeye çalışılıyor. Prof. Dr. Olkun ve Yrd. Doç. Dr. Karslı’ya göre “Farklı branşlardaki öğretmenleri hatta daha başka mesleklere mensup insanları kısa süreli eğitimler ile öğretmen olarak atamak da aslında bir çeşit açık olarak düşünülebilir. Bununla birlikte, sınıf öğretmenlerinin toplam sayısı tüm öğretmenlerin üçte birinden fazladır. Bu kadar büyük sayıda (300 bin) ister istemez sirkülasyon da fazla olmaktadır. Yine öğretmenlerin dağılımlarındaki dengesizlikler öğretmen açığının hissedilmesinin daha fazla olmasına neden olmaktadır.”

Vakıf Üniversiteleri öğretmen niteliğini uluslararası standartlara taşıyor

Eğitimde yaşanan öğretmen sorunu karşısında vakıf üniversitelerinin eğitim fakülteleri önemli bir açığı kapatıyor. Vakıf üniversitelerinde yetişen genç öğretmenler aldıkları kaliteli eğitimi öğrencilerine aktarıyor.

İstihdamı genişleyen branşlarda daha çok kontenjan açılmalı

Bu konuda görüş aldığımız TED Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Sinan Olkun ve yine aynı üniversitenin Yrd. Doç. Dr. Elif Karslı vakıf üniversiteleri öğretmen açığını sayıca kapatmanın ötesinde, Türkiye’deki gelecek nesil öğretmenlerin niteliklerini uluslararası standartları da ölçüt alarak geliştirmeyi hedeflemelidir dedi. “Örneğin biz TED Üniversitesi olarak: İngilizce eğitim yapıyoruz. Bu şekilde hem öğretim üyelerimiz hem de öğrencilerimiz dünyadaki gelişmeleri günü gününe izleyebiliyorlar. Uluslararası bilime ve eğitim pratiğine kendi özgün katkılarını da yapma fırsatı bulabiliyorlar. Böylece öğretim üyesi ve öğrencilerimiz güncel litaratür ve gelişmelere en uygun bilgi ve becerilerle donatılma şansına sahip olmaktadırlar. Bunun yanında öğrencilerimize hem TED okullarında hem de uluslararası okullarda uygulama yapma şansı yaratarak onların dünya standartlarında yetişmelerini sağlıyoruz. Özel ve kamu her tür okulda daha fazla uygulama yaptırıyoruz, bu şekilde öğrencilerimiz iş içinde iş için yetişip kuram ve pratiği bir arada deneyimleyebiliyorlar. Öğrencilerimize çift anadal ve yan dalın yanı sıra hukuk, iletişim, ekonomi, işletme gibi alanlarda ek dal olanağı da sunarak öğretmenlerimizin çok yönlü yetişmesine, örneğin, öğretmenliğin yanında bir girişimci gibi de yetişmelerini sağlıyoruz. Bağlantı kurduğumuz uluslararası okullarda uygulama yapma şansı yaratarak onların global dünya için de hazır olarak yetişmelerini hedefliyoruz.

Bunlarla birlikte, TED Üniversitesi olarak istihdamı genişleyen branşlarda daha çok kontenjan yaratarak mezunlarımızın iş bulma problemini en aza indirgemeye çalışıyoruz. Bunun yanında, ülkemizde eğitim fakültelerini tercih eden öğrencilerin, vakıf üniversitesine devam etme sürecinde önemli oranda burs desteğine ihtiyaç duyduklarını biliyoruz.  Üniversitemize giriş, başarı ve ek çalışma burslarının yanında TED Okulları kanalıyla iş garantili burslar da sunuluyor. Öğrencilerimiz TED okullarının ihtiyaç duyduğu branşlarda tercih yaptıklarında burs oranları tam bursa yükseltilerek, kitap ve diğer eğitim giderleri de karşılanmaktadır.”

Türkiye’nin en özgün ve yenilikçi eğitim fakültesi İKU

İstanbul Kültür Üniversitesi Eğitim Fakültesi seçkin öğretmen yetiştiren vakıf üniversitelerinden. Kuruluşunun 16. yılını kutlamakta olan İKU’nun en genç fakültesi eğitim fakültesidir. Altmış yıldan fazladır özel eğitim sektörüne getirdiği yeniliklerle anılan “Kültür geleneğini” bir miras olarak kabul eden ve dekanlığını Prof. Dr. Haşan Şimşek’in yürüttüğü fakültede İngiliz Dili Eğitimi (İngilizce Öğretmenliği), Okul Öncesi Eğitimi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık olmak üzere üç lisans programında eğitim öğretim etkinlikleri sürmektedir.

İş içinde iş için eğitim

En büyük hedefi yerel ve uluslararası öğretim ortamlarında mesleğini en etkili şekilde yerine getirebilecek öğretmen adaylarını yetiştirmek olan fakültenin dekanı Prof. Dr. Hasan Şimşek hedeflerini şöyle açıkladı. “İKÜ Eğitim Fakültesi’ni Türkiye’nin en özgün ve yenilikçi Eğitim Fakültesi yapmak hedefini güdüyoruz. Bu hedefi gerçekleştireceğimize kesinlikle inanıyoruz, çünkü öğretmen eğitimi konusunda dünyada nelerin konuşulduğunu, nelerin uygulandığını, Türkiye’de sorunların neler olduğunu biliyoruz; Türkiye’nin öğretmen eğitimi konusunda zengin geçmişini ise değerlendirilmesi gereken bir artı değer olarak kabul ediyoruz. Bugün bütün dünyada öğretmenlik mesleğinin “mekanik/yöntem” tarafı etkili bir şekilde öğretilirken mesleğe karşı “tutum, adanmışlık, sadakat” gibi daha örtük boyutların öğretilmesinde zafiyet olduğuna inanıyoruz. Türkiye’de bugün eğitim fakültelerinden yetişen öğretmenlerden eski kuşak öğretmenler, veliler ve Milli Eğitim Bakanlığı memnun değilse, altında “karakter eğitimi” ile ilgili beklentilerin karşılanmaması vardır. İKÜ Eğitim Fakültesi’nde sadece öğretmenlik mesleğinin mekanik/yöntem tarafını öğretmekle yetinmiyoruz. Sizleri öğrencilerine ve meslektaşlarına liderlik yapan, mentor ve rol model öğretmenler olarak yetiştirmeyi hedefliyoruz. “İş içinde, iş için eğitim” ilkesinden yola çıkarak sizleri öğreniminizin erken evrelerinde gerçek okul ortamlarında uygulamayla tanıştırmak, öğretmenlik mesleğini “yaparak, yaşayarak” öğretmek en önemli amacımızdır.”

HKU’da teori ve uygulama güncel

Hasan Kalyoncu Üniversitesi (HKU) Eğitim fakültesi dekanı Prof. Dr. Şener Büyüköztürk, 2012 yılında faaliyete geçen fakültelerinin eğitim programlarında teori ve uygulamanın güncel tutulmasını temel ilke kabul ettiklerinin altını çizdi. HKU Eğitim Fakültesinde üç bölümde eğitim verildiğine de değinen Prof. Dr. Büyüköztürk, fakültelerini ve hedeflerini anlattı. “Eğitim-öğretim faaliyetine 2012 yılında başlayan Fakültemizde, üç bölümde eğitim verilmektedir. Eğitim Bilimleri Bölümünde; Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, İlköğretim Bölümünde; Sınıf Öğretmenliği ve Okul Öncesi Öğretmenliği, Yabancı Diller Eğitimi Bölümünde ise İngilizce Öğretmenliği lisans programları yer almaktadır. Lisansüstü eğitime ayrı önem veren Fakültemiz, 2014-2015 bahar döneminde Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık alanında ilk tezli yüksek lisans programını açmıştır. İlerleyen yıllarda bu programlara yenilerinin eklenmesi planlanmaktadır.

HKU: Nitelikli öğretmen önceliğimiz

Nitelikli öğretmen sorunu hiç şüphesiz öncelikle hizmet öncesi eğitimin sorunudur. Bu konuda üniversitelerin öz-değerlendirme yapmaları, eğitim programlarının içeriklerini, süreçlerini ve çıktılarını değerlendirilmeleri esastır. Fakültemizde eğitimin girdileri, süreçleri, çıktıları ve etkileri ulusal ve uluslararası bilimsel gelişmeler ışığında araştırma temelli yaklaşımla izlenir ve değerlendirilir. Bu kapsamda, Fakültemizin iç paydaşlarından ve dış paydaşlarındanalınan görüşler, sistemin unsurlarını geliştirmede temel girdi olarak kullanılır. Öğrencilerimizin ve mezunlarımızın ulusal ve uluslararası sınavlardaki performansları izlenir ve elde edilen sonuçlar da eğitim süreçlerinin ve öğrenme çıktılarının geliştirilmesinde önemli bir bilgi kaynağı olarak kullanılır.

Fakültemiz, eğitim programlarında teori ve uygulamanın güncel tutulmasını temel ilke kabul eder. Programlarımızda seçmeli derslere yeterince yer verilir. Bu şekilde öğrencilerimize, ilgi ve yeteneklerine uygun farklı eğitim seçenekleri sunulur. Üniversitemizde, öğrencilerimizin mesleki ve kişisel sosyal gelişimlerini desteklemeye yönelik pek çok akademik ve sosyal fırsat vardır.”

Türk eğitim sisteminin temel ihtiyacı planlama

Türkiye’de eğitim sistemini değerlerlendiren Prof. Dr. Sinan Olkun, Türkiye’de öğretmen sayısı dahil bir çok konunun uzun süredir bütünsel iyi bir planlama yapılarak ele alınmadığını belirtti. Prof. Dr. Olkun, İdeal Eğitim dergisine yaptığı değerlendirmede son olarak şöyle konuştu. “Örneğin, geçtiğimiz yıllarda 4+4+4 uygulaması ile 80 bin sınıf öğretmeni bir anda ihtiyaç fazlası oluverdi. Bunun yerine çeşitli branşlarda onlarca başka öğretmene ihtiyaç doğdu. O açığı gidermek için kısa süreli kurslarla branş değiştirme yapılarak sorun çözülmeye çalışılıyor, bir anda 50 bin kişiye öğretmenlik sertifikası verilebiliyor. Zaman zaman öğretmen ihtiyacının olmadığından ve eğitim fakültelerinin kapatılacağından bahsediliyor. Tüm bu uygulamalar veriye dayalı iyi bir planlama ve politikanın olmadığını gösteriyor. Bu kadar kaygan ve güvensizlik yaratan bir zeminde sağlam bir eğitim sistemi kurmanız ve ileriye dönük insan kaynaklarına yatırımlar yapmanız güç bir hal alıyor. Oysa veriye dayalı projeksiyonlar yapılarak yukarıda bahsettiğimiz radikal uygulamalardan kaçınılabileceğini eğitim sisteminin yavaş fakat emin adımlarla kendini geliştireceğini düşünüyoruz.

Öğretmen açığının çözümü için yapılması gerekenler

Hissedilen öğretmen açığının azaltılması için acil atılması gereken diğer iki önemli adıma da değinmek istiyoruz. Birincisi, kırsaldaki okullar ile büyük metropollerin dezavantajlı bölgelerinde bulunan okullarda çalışan öğretmen ve idareciler için ek teşvik edici uygulamaların düşünülmesi, ikincisi de hizmet içinde bulunan öğretmenlerin üniversiteler aracılığı ile eğitici niteliklerinin sürekli bir şekilde geliştirilmesi. Birinci adım dengeli öğretmen dağılımına aracılık ederken ikinci adım da mesleki gelişime aracılık edecektir. Öğretmenliğin bir takım mesleki yeterlilikler gerektirdiği ve gelecek nesiller için bunu sağlamada insani, ahlaki ve toplumsal bir sorumluluğumuz olduğunu her zaman akılda tutmamız gerekmektedir. Ülkemizdeki mevcut durum içerisinde, TED Üniversitesi Eğitim Fakültesi olarak bizler sahip olduğumuz imkanlar ölçüsünde dünya standartlarında öğretmenler yetiştirmeye ve çevremize faydalı bir model olmaya çalışıyoruz.

Comments are closed.